Knowledge türkçesi Knowledge nedir

  • Anlama.
  • İrfan.
  • Kanaat.
  • İlim.
  • Bilgi.
  • Halkın doğal ve toplumsal çevresiyle ilgili geleneksel, kültürel edintisi, bk. halk, çevre. krş. gelenek, görenek.
  • Malumat.
  • Bili.
  • Eğitim, sosyoloji alanlarında kullanılır.
  • Haber.
  • İnsan usunun kapsayabileceği olgu, gerçek ve ilkelerin tümüne verilen ad. insan anlığının çalışması sonucu ortaya çıkan düşünsel ürün. 3-genel olarak ve ilksezi biçiminde zihnin kavradığı temel düşünceler. 4- bir yargılamada bulunabilmek için bilinmesi gereken öğelerin her birine verilen ad. 5- bir şeyi bilme hali.
  • Bilgi dağarcığı.
  • Bilme, öğrenme süreci ve işleminin konusu ya da nesne ve olaylara yüklemler vererek varılan yargı.
  • Tecrübe.
  • İnsanların toplumsal iş ve düşünme etkinliklerinin bir ürünü olan; değişen nesnel çevredeki nesnel yasal ilişkilerin dil biçimi altında düşüncel düzeyde yeniden üretilmesine dayanan olgu.
  • Bilim.

Knowledge ile ilgili cümleler

English: Conscience is the knowledge that someone is watching.
Turkish: Bilinç birinin izlediği bilgidir.

English: A little knowledge can be a dangerous thing.
Turkish: Biraz bilgi tehlikeli bir şey olabilir.

English: A baby has no knowledge of good and evil.
Turkish: Bir bebeğin iyi ve kötü hakkında bilgisi yoktur.

English: A little knowledge of Spanish will go a long way toward making your trip to Mexico enjoyable.
Turkish: Birazcık İspanyolca bilgi Meksika yolculuğunu keyifli yapmaya doğru uzun bir yol gidecektir.

 

English: A perfect knowledge of a few writers and a few subjects is more valuable than a superficial one of a great many.
Turkish: Birkaç yazar ve birkaç konuyla ilgili mükemmel bir bilgi birçoklarıyla ilgili yüzeysel olan birinden çok daha değerlidir.

Knowledge ingilizcede ne demek, Knowledge nerede nasıl kullanılır?

Knowledge acquisition : Bilgi edinme. Bilgi kazanma. Bilgi edinimi.

Knowledge and experience : Bilgi ve deneyim.

Knowledge base : Ayrıntılar veren kurallar ve genel bilgiyi belirleyen bilgi kaynağı (belli bir uzmanlık alanında kaynak olarak kullanılan). Bilgi tabanı.

Knowledge based method : Bilgi tabanlı yöntem.

Knowledge based system : Bilgi tabanlı sistem. Bilgi destekli sistem.

Knowledge representation : Bilgi temsili. Bilgi gösterimi.

Knowledge is power : Bilgi güçtür.

Knowledge question : Bilgi sorusu. Yanıtlayıcının belli bir konuda ne bildiği, ne ölçüde bildiği, hangi yoldan ve ne zaman öğrendiğini, kısacası bilgi düzeyini saptamayı amaçlayan soru.

Knowledge of results : Sonuçlar bilgisi.

Knowledge engineering : Bilgi mühendisliği.

 

İngilizce Knowledge Türkçe anlamı, Knowledge eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Knowledge ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Infos : Bilgi için.

Intelligences : Anlayış. Zeka. Beyin. Akıllılık. İstihbarat. İdrak. Haberalma. Kafa. Zekilik.

Dictums : Müşahede. Vecize. Özdeyiş. Mütalaa. Atasözü. Hüküm. Resmi açıklama. Görüş. Darbımesel.

Contentment : İktifa. Memnuniyet. Gönül rahatlığı. Ferahlık. Gönül ferahlığı. Rahatlık. Razı olma. Hoşnutluk. Gönül hoşluğu.

Place : Ev. Sıra. Bir cismin durduğu, bulunduğu nokta ya da yüzey parçası. Vermek (para). Basamak. Sorumluluk. Yerleşim yeri. Yerleştirmek. Mevki.

Discernment : Sezme. Akıl. Anlayış. Seçerlik. Görüş. Ayırma yetisi. Muhakeme. Basiret. İdrak. Seziş.

Lores : Sürüngen. İrfan özellikle eski zaman bilgileri. Töresel bilgi.

Insights : Anlayış. İçyüzünü anlama. Bir şeyin iç yüzünü çabuk kavrama yeteneği. Sezme. İçgörü. Kavrama. Kavrayış. Sezgi. Bir şeyin iç yüzünü kavrama.

Apprehension : Kuruntu. Düşünce. Kavrayış. Kaygı. Kavrama. Anlayış. Tutuklama. Görüş. Zan.

Experiment : Eğitim, fizik, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Deneye tabi tutmak. Bir değişkenin etkilerini gözlemek üzere koşulları hazırlanmış ya da amaçlı olarak düzenlenmiş gözlem ya da deneyleme sürecinin ürünü. Bilimsel birgerçeği ortaya çıkarmak, bir varsayımı denemek ya da kanıtlamak, bir yasanın doğruluğunu göstermek ereğiyle yapılan işlem. Fizik, kimya, biyoloji gibi derslerin öğretiminde doğal olayların bağıntıları ve yasaları üzerinde bilgi edinmek; varsayım olarak benimsenen bilim yasalarının doğruluğunu göstermek; belli bir doğa olayını, etmenleri denetim altında tutarak, sınıf ya da deney odasında öğrencilere göstermek için yapılan planlı deneme ya da sınama işi. bilinmeyen bir şeyi bulmak, bir ilkeyi, bir varsayımı sınamak amaciyle yapılan eylem ya da işlem. Araştırmacının, deneklere yöntemi uyguladığı, verileri elde ettiği ve çıkan sonuçların değerlendirdiği ve bu üç elementi tasarım sırasında denetlediği bir çalışma. bir olayı veya genel bir gerçeği keşfetmek veya göstermek için kullanılan bir işlem. İstatistiksel açıdan, gözlemlerin veya ölçümlerin olası sonuçlarını elde etmek için kullanılan terim. test. Deneme. Deney uygulamak. Bilimsel araştırmanın gözlem ve varsayım basamaklarından sonra gelen, gözlenen olayları, benzerlerini ya da doğada gözlenmemiş olanları, çeşitli koşullarda ve özgül yöntemlerle deneylikte yapmak için uygulanan türlü etkinliklere verilen ad.

Knowledge synonyms : psychological feature, unconscious process, mental object, episteme, cognitive operation, cognitive content, mental lexicon, public knowledge, cognitive factor, lexis, essay, obiter dictum, attitude, mental attitude, head, cc, appreciations, probing, ability, conveyances, opinion, fathomed, modesties, communication, mental process, general knowledge, proving, knowingness, feeling, tentative, appreciation, geek, finding out.

Knowledge zıt anlamlı kelimeler, Knowledge kelime anlamı

Inability : Bir kimsenin borçlarını ödeyemeyecek durumda olması. gücü bir işi başarmaya yetmez olanın durumu. Yetersizlik. Gücü olmama. Acziyet. Yapamama. Beceriksizlik. İktidarsızlık. Acizlik. Hukuk, ekonomi alanlarında kullanılır. Aciz.

Ability : Çalışma gücü. İktidar. Kabiliyet. Hukuk, eğitim, ekonomi alanlarında kullanılır. Kudret. Zeka. Bilinen koşullara göre gerçekleşen ya da gizli kalan üretim ve satış gücü. Liyakat. Herhangi bir şeyi öğrenmek, bir işi yapmak ve tamamlamak ya da bir duruma başarıyla uymak konusunda organizmada bulunan ve doğuştan gelen güç. kişinin kalıtımsal olarak öğrenmesini çerçeveleyen sınır. dışarıdan gelen bir etkiyi alabilme gücü. Özlü toprak.

Knowledge ingilizce tanımı, definition of Knowledge

Knowledge kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Certain apprehension. Familiar cognizance. The act or state of knowing. Clear perception of fact, truth, or duty. Cognition. To acknowledge.