Koşan yolu nedir, Koşan yolu ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Ormanlarda kesilmiş ağaçları taşımak için koşulmuş bir çift öküzün geçtiği yol.

Koşan yolu anlamı, kısaca tanımı

Koşa : Çift, eş, ikiz. Hep birlikte. Sulanacak tarlanın, suyun dağılmasına elverişli yüksek yerinde yapılan depo. Eğik yerlerde yüksek kısma su çıkarmak için tarla ortasına çekilen set. Binaların üstüne konan, kalın, yuvarlak sırık, mertek, düver. Sınırdaş, yan yana. Av tüfeği, çifte. Mutlu ol anlamında bir deyim : Koşa yaşa!. Her bakımdan birbiriyle ilgili iki dizeden kurulmuş divan koşuk birimi: / Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi / Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi Kanuni (Muhibbi) / Ayinesi işdir kişinin lafa bakılmaz / Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde bk. koşuk

Koşan : Davarları bir araya koyup sayma işlemi. Boyunduruğu araba okuna bağlayan ağaç çivi. Boyunduruğa bağlanarak hayvanlara sürükletilerek çektirilen ağaç, odun ve benzerleri şeyler. Kalınca halat. Vergi makbuzu. Mısır koçanı. Koyunları sağmak için kullanılan üstü kapalı koyun ağılı. Davarları bir araya toplayıp sayma. Kesilmiş, budanmış ağaç gövdesi, tomruk. [Bakınız: goşan].

Yol : Karada, havada, suda bir yerden bir yere gitmek için aşılan uzaklık, tarik. Bir amaca ulaşmak için başvurulması gereken çare, yöntem. Kumaşta bulunan çizgi. Kez, defa. Karada insanların ve hayvanların geçmesi için açılan veya kendi kendine oluşmuş, yürümeye uygun yer. İçinden veya üstünden bir sıvının geçtiği, aktığı yer. Hile, tuzak. Düğünde, oğlanevinin kızevine verdiği para, mal veya armağan. Davranış, tutum, gidiş veya davranış biçimi. Uyulan ilke, sistem, usul, tarz, tarik. Yolculuk. Genellikle yerleşim alanlarını birbirine bağlamak için düzeltilerek açılmış ulaşım şeridi. Gaye, uğur, maksat. Gidiş çabukluğu, hız.

 

Bir çift : İki adet. Biraz, bir iki.

Taşımak : Bir şeyi bir yerden alıp başka bir yere götürmek. Boru, kanal vb. ile sıvı maddeleri bir yerden başka bir yere aktarmak. Duymak, hissetmek. Giymek. Katlanmak, üstlenmek, yüklenmek, çekmek. Bir nesnenin ağırlığını yüklenmek. Sahip olmak, özellik olarak bulundurmak. Üstünde bulundurmak.

Taşıma : Taşımak işi.

Orman : Ağaçlarla örtülü geniş alan. Bu ağaçların bütünü.

Taşım : Yemeğin taşacak kadar kaynaması.

Koşul : Şart. Bir antlaşmada belirlenen hükümlerden her biri.

Çift : Birbirini tamamlayan iki tekten oluşan (nesneler). Bir erkek ve bir dişiden oluşan iki eş. Toprağı sürmek için birlikte koşulan iki hayvan. Küçük maşa ya da cımbız.

Kesi : Kesilmiş yer. Ortaklık, yarıcılık : Tarlayı kesiye verdim. Çamaşır. Giysi, elbise. Ucu eğik baston, sırık.

Ağaç : Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki. Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan. Tahta, kereste.

İçin : Amacıyla, maksadıyla. Düşüncesince, kendince, göre. Özgü, ayrılmış. Ant deyimleri yapan bir söz. Karşılığında, karşılık olarak. Oranla, göz önünde tutulursa. Uğruna, yoluna. -den dolayı, -den ötürü. Neden ve sonuç belirten bir söz. Hakkında. Süre belirten bir söz.

 

Koşu : Koşma. Koşarak yapılmış olan yarış. At yarışı.

Öküz : Çift sürmekte, kağnı çekmekte kullanılan, etinden yararlanılan, iğdiş edilmiş erkek sığır. Bön, görgüsüz, kaba, anlayışsız, yeteneksiz kimse. Cıvalı zar.

Bir : Sayıların ilki. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Sadece.

Diğer dillerde Koşak anlamı nedir?

İngilizce'de Koşak ne demek ? : lane