Koku nedir, Koku ne demek

"Koku" ile ilgili cümle

  • "Ortalıkta bir savaş kokusu var."
  • "Koku sürünmek."
  • "Çöp kokusuyla beraber mutsuzluğu da artıyordu günbegün." - E. Şafak

Yerel Türkçe anlamı:

Korku

Kimya'daki anlamı:

Maddelerin duyularla algılanabilen uçucu kısımları.

İngilizce'de Koku ne demek? Koku ingilizcesi nedir?:

odeur, odor

Fransızca'da Koku ne demek?:

odeur

Koku hakkında bilgiler

Koku, koku alma duyusuyla hissedilen, genel olarak çok küçük konsantrasyonlarda havada çözülmüş olarak bulunan kimyasal maddelerden her biridir. Fragrens ve aroma terimleri genel olarak kozmetik ve gıda endüstrisi tarafından hoş kokuları anlatmak için kullanılır. Kokular algılamaya göre pis ve hoş kokular olarak ayrılabilir.

Koku havada çözülmüş haldeki koku verici moleküllerin verdiği histir. Kokuların çoğu organik bileşikler tarafından oluşsa da hidrojen sülfit ve amonyak gibi inorganik maddeler de kokabilir.

Kokunun etkisi iki basamaklı bir süreçte ele alınabilir. Birincisi Fizyolojik faz; burundaki stimulus bölgesinin reseptörler ile hissetmesi. Ardından Psikolojik faz başlar. Stimuluslar insan beyninin koku almadan sorumlu bölgesi tarafından uyarılır ve çalışması sağlanır. Bu nedenle kokunun objektif ve analitik olarak ölçülmesi imkânsızdır.

 

Koku hissi tamamen kişisel özellikler gösterir; bunun yanında ise kokuya verilen tepki cinsiyet, yaş, sağlık durumu gibi nedenlere bağlı olarak değişir. İnsanların kendi vücut kokuları gibi alışık oldukları kokular dışardan gelen ve alışık olmadıkları diğer kokulara göre daha az algılanırlar.

Koku ile ilgili Cümleler

  • Tom'un koltuk altı kokusu var.
  • En son ne zaman bu odada gaz kokusu aldın?
  • Bir keskin kenevir kokusu havada yayılıyordu.
  • Koku almıyor musun diye beni küçük düşürmedin mi?
  • "O harika kokuyor değil mi?" - "Evet!"
  • Koku rahatsız edici idi.
  • Gazyağı kokusu var.
  • Kokuları kullanırsınız değil mi?
  • Koku berbattı.
  • Koku korkunçtu.
  • Bahçedeki çiçekler güzel kokuyor.
  • Koku nasıl?
  • Koku beni hasta ediyor.
  • Petrol kokusu var.

Koku anlamı, kısaca tanımı:

Burun : Kibir, büyüklenme. Bazı şeylerin ön ve sivri bölümü. Alınla üst dudak arasında bulunan, çıkıntılı, iki delikli koklama ve solunum organı. Karanın, özellikle yüksek ve dağlık kıyılarda, türlü biçimlerde denize uzanmış bölümü.

Kokusu çıkmak : Gizli tutulan bir iş anlaşılmak.

Kokusu sinmek : İnsan veya nesnede bir kokunun etkisi kalmak.

 

Kokusunu almak : Gizli tutulan bir şeyi sezmek. bir nesnenin kokusunu algılamak.

Koku alma duyusu : Koklama.

Koku alma organı : Burun.

Koku tedavisi : Çeşitli doğal kokulu maddelerle yapılmış olan tedavi yöntemi, aromaterapi.

Hoş koku : Bitki özlerinden veya yağlarından elde edilen koku, aroma.

Ağız kokusu : Bir kimsenin çekilmez davranışları, istekleri, sözleri. Ağız yolunda ve sindirim organlarında çeşitli rahatsızlıklardan dolayı oluşan koku.

Küf kokusu : Ağır, pis ve bunaltıcı koku.

Kokucu : Koku yapan veya satan kimse.

Kokulandırma : Özel bir koku vermek için bir ürüne kokulu bir madde katarak arıtma işlemi. Kokulandırmak işi.

Kokulanma : Kokulanmak işi.

Kokulanmak : Koku sürünmek.

Kokulu : Kokusu olan.

Kokulu çayır otu : Buğdaygillerden, çayırlarda yetişen, hayvanlar için iyi bir yem olan güzel kokulu bitki (Anthoxanthum odoratum).

Kokulu kiraz : İdris ağacı.

Kokulu sabun : Yapılırken içine koku maddesi katılmış sabun.

Kokurdan : Kalkerli ve karstik özelliği ağır basan yerlerde çukurlukları bol, engebeli arazi.

Kokuş : Kokma işi.

Kokuşma : Kokuşmak işi.

Kokuşmak : Koklaşmak. Çürüyüp bozularak kötü bir koku çıkarmak, kokmak, taaffün etmek. Kişi, toplum vb. bozularak özelliğini yitirmek, tefessüh etmek.

Kokuşturma : Kokuşturmak işi.

Kokuşturmak : Kokuşmasına sebep olmak.

Kokuşuk : Kokuşmuş, bozulmuş olan, müteaffin. Kokmuş.

Kokusuz : Kokusu olmayan.

Kokutma : Kokutmak işi.

Kokutmak : Bozulup kokmasına neden olmak, kokuşturmak. Hoş olmayan bir koku bırakmak. Bir işi uzatarak çıkmaza sokmak.

Ağzının kokusunu çekmek : Bir kimsenin çekilmez davranışlarına katlanmak. birinin her türlü isteğine, kaprisine boyun eğmek.

Barut kokusu gelmek : Savaş tehlikesi sezilmek.

Bitli kokuş : Üstü başı kirli, vücut temizliğine bakmayan (kadın).

Hoş kokulu : Hoş kokusu olan, aromalı, aromatik.

Sarımsağı gelin etmişler de kırk gün kokusu çıkmamış : "insanlar kötü yanlarını kolay kolay belli etmezler, haklarında yargıda bulunmakta acele edilmemelidir" anlamında kullanılan bir söz.

Nesnel : Bireyin kişisel görüşünden bağımsız olan, objektif. Nesne ile ilgili, nesneye ilişkin, öznel karşıtı. Gerçeğe varmak amacıyla, taraf tutmadan inceleme yapan, hüküm veren, objektif.

Küçücük : Çok küçük.

Zerre : 0,00156 gram olan ağırlık ölçü birimi. Çok küçük parçacık.

Duygu : Duyularla algılama, his. Önsezi. Nesneleri veya olayları ahlaki ve estetik yönden değerlendirme yeteneği. Belirli nesne, olay veya bireylerin insanın iç dünyasında uyandırdığı izlenim. Kendine özgü bir ruhsal hareket ve hareketlilik.

Kokmak : Çürüyüp bozularak kötü bir koku çıkarmak, kokuşmak. Olacağıyla ilgili belirtiler göstermek, olacağı hissedilmek. Koku çıkarmak. Koklamak. Kokusu gelmek.

Esans : Bitkilerden türlü yollarla çıkarılan veya kimyasal yöntemlerle yapılan, kokulu ve uçucu sıvı.

Belirti : Bir olayın veya durumun anlaşılmasına yardım eden şey, alamet, nişan, nişane. Vücuttaki işlevsel bir bozukluğun veya hastalığın belirlenmesine yarayan işaret, araz, semptom.

Hisse : Pay. Tutam. Bir olaydan çıkarılan ders.

Güzel : Beklenene uygun düşen ve başarı düşüncesi uyandıran. Soyluluk ve ahlaki üstünlük düşüncesi uyandıran. Göze ve kulağa hoş gelen, hayranlık uyandıran, çirkin karşıtı. İyi, hoş. Okşayıcı, aldatıcı, kandırıcı. Sakin, hoş (hava). Güzellik kraliçesi. Pek iyi, doğru. Hoşa giden, beğenilen, iyi, doğru bir biçimde. Güzel kız veya kadın. Adamakıllı, şiddetli. Görgü kurallarına uygun olan.

İçin : Uğruna, yoluna. Karşılığında, karşılık olarak. Amacıyla, maksadıyla. Süre belirten bir söz. Oranla, göz önünde tutulursa. Neden ve sonuç belirten bir söz. -den dolayı, -den ötürü. Düşüncesince, kendince, göre. Hakkında. Özgü, ayrılmış. Ant deyimleri yapan bir söz.

İşaret : El, yüz hareketleriyle gösterme. Belirti, gösterge, alamet. Anlam yükletilen şey, anlamlı iz, im.

Koku ağacı : Öd ağacı

Koku alma epiteli : Burun boşluğunu astarlayan ve koku alma sinirleri kapsayan epitel. Olfaktoryal epitel.

Koku alma hücreleri : Koku alma bölgesinde bulunan, apikal yüzeyinde sayıları 6 ilâ 20 arasında değişen, hareketsiz siller taşıyan, bazalde sinirlerle bağlantılı hücreler. Koklama bölgesinde olfaktorik mukozada yer alan özelleşmiş bipolar hücreler, olfaktorik hücreler. Bu hücrelerin apikal kısmında dendrit görevini yapan antenler ve bazal kısmında ise akson görevini üstlenen ince uzantılar yer alır.

Koku bezleri : Canlının vücudunun çeşitli bölgelerinde bulunan ve türe özgü kokular çıkaran bezler.

Koku biçmesi : (Henning) Altı temel koku ile bunlar arasındaki karma kokuları çizelge olarak gösteren biçme.

Koku dili : Kullanılan kokulara birer anlam vererek kurulan işaret dili.

Koku muayenesi : Solunum havası, dışkı, idrar, ter vb. vücut ekskretleri ve hastadan alınan irin, muhat, işkembe sıvısı vb. çeşitli marazi maddelerin kokusunun, koku alma duyusuyla saptanması, olfaktorik muayene.

Koku ölçme cihazı : Endüstri sahalarındaki pis kokular ve diğer kukuların şiddetini ölçmekte kullanılan bir cihaz.

Koku ölçme tekniği : Kokunun sürekliliğini ve şiddetini ölçme tekniği.

Koku sinirleri : Burun boşluğunun koku bölgesi mukozasındaki hücrelerin aksonları tarafından oluşturulan birinci çift beyin sinirleri, nervi olfaktori.

Diğer dillerde Koku anlamı nedir?

İngilizce'de Koku ne demek? : [KOKU] n. coke

n. smell, scent, odor, odour [Brit.], fragrance, aura, exhalation, flavor, flavour [Brit.], redolence, whiff, wind

n. root, origin, base, stem; ground form, radical, radical word, radix, grass roots, etymon

Fransızca'da Koku : odeur [la]

Almanca'da Koku : n. Blume, Duft, Geruch, Ruch

Rusça'da Koku : n. запах (M), душок (M), духи (PL), кокаин (M)