Kolaylaşmak nedir, Kolaylaşmak ne demek

  • Kolay duruma gelmek
  • Engel ve güçlükler ortadan kalkmak.

"Kolaylaşmak" ile ilgili cümleler

  • "Böyle olursa zamanla kızının aklını çelmek kolaylaşırdı." - N. Cumalı

Kolaylaşmak tanımı, anlamı:

Kola : Gömlek, örtü vb. şeyleri kolalamakta kullanılan özel nişasta. Kâğıt veya bez yapıştırmakta kullanılan kaynatılmış nişasta bulamacı. Bu bitkinin yaprağından çıkarılan kokulu bir maddeyle kokulandırılan ve içine şeker, karbonat katılarak yapılmış olan içecek. Kolalama. Kolagillerden, Afrika'nın sıcak bölgelerinde yetişen ve kola cevizi adıyla anılan, çekirdekleri kahveden daha uyarıcı olan bazı içeceklerde ve hekimlikte kullanılan bir bitki (Cola acuminata).

Durum : Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Duruş biçimi, konum, tavır. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.

Gelme : Yetişme. Gelmek işi. Bir ışının, kaynağından çıkarak bir ayna yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine erişmesi. Gelmiş olan.

Engel : Bir şeyin gerçekleşmesini önleyen sebep, mâni, mahzur, müşkül, pürüz, mânia, handikap. Engelli koşularda, her yarışçının üzerinden atlaması gereken tahta düzenek, bariyer. Hemzemin geçitlerde kara yolu güvenliğini sağlamak için kullanılan açılır kapanır düzenek, bariyer. Kara yollarının kenarlarına yapılmış olan korkuluk, bariyer. Herhangi bir yolu kapamak için konulan nesne, bariyer.

 

Güçlük : Zorluk. Ağır ve yorucu emek, zahmet, meşakkat. Engel, pürüz.

Orta : Yeniçeri Ocağında tabur. Başlangıcı ile bitimi arasında eşit uzaklıkta olan süre. Ne büyük ne küçük, midi. Sorunların çözümünde aşırılıklardan kaçınan, ölçülü bir yöntem izleyen. Orantı. Bir şeyin eşit olarak ayrılabileceği bölüm. İki karşıt nitelik veya durum arasında bulunan, tutarlı, ılımlı, vasat. Bir olayın, içinde gerçekleştiği yer. Defterde, bir araya getirilmiş belli sayıda yaprakların oluşturduğu bölümlerden her biri. Her iki yanında kendi türünden aynı nitelikte nesneler, durumlar bulunan. Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer. Futbolda oyunculardan birinin, topu, kale ağzında duran arkadaşlarına havadan yollamak için yaptığı vuruş. Çankırı iline bağlı ilçelerden biri. Öğretimde, öğrencinin değerlendirilmesinde geçer not ile iyi arasındaki derece. Ne uzun ne kısa, midi. İyi ile kötü arasındaki durum.

Kalkmak : Varlığı, hayatı son bulmak. Yerinden ayrılıp yol almaya başlamak. Uçmak, havalanmak. Taşıtlar yola çıkmak. Hayvan iki art ayağı üzerinde dik durum almak. Hasta iyileşerek gezecek duruma gelmek. Girişmek, başlamak, davranmak, yeltenmek. Derlenip götürülmek. Yok olmak, artık bulunmamak. Yukarı doğru yükselmek. Oturma durumundan dik duruma gelmek, doğrulmak. Uyanarak yataktan ayrılmak. Geçerli olmamak, geçerliğini yitirmek, geçmez olmak. Ayakta beklemek. Başka yere gitmek, taşınmak. Bir durumdan başka bir duruma geçmek. Gitmek üzere yerinden ayrılmak. Kabarmak, ayrılmak. Güncelliğini yitirmek. Uygulanmaz olmak.

 

Kolay : Kolaylık. Kolayca, sıkıntısız bir biçimde, basitçe. Sıkıntı çekmeden, yorulmadan yapılabilen, emeksiz, zahmetsiz, güç ve zor karşıtı.

Gelmek : Görünmek, sanılmak. Etkisini herhangi bir biçimde göstermek. Biriyle birlikte gitmek. Getirmek. Varlığını sürdürmek, yaşamak, intikal etmek. -mez, -mezlik ile birlikte yapmacık anlatan deyimler yapar. Bir yerden alınıp bir yere ulaştırılmak. İzlemek, takip etmek. Başlamak, ortaya çıkmak. İsabet etmek. Oturmaya, ziyarete gitmek. Akmak. Kazanılmak, sağlanılmak. İhtiyaç anlatan deyimler kurmaya yarayan bir fiil. Sonuç çıkmak. -dikçe, -esi biçiminde kullanılan sıfat-fiil eklerinden sonra geldiğinde önceki fiille ilgili olarak pekiştirilmiş bir istek ve sürerlik bildiren bir fiil. Belli bir zamana ulaşmak. Bir şeye sonradan inanmak, doğruluğuna hak vermek, eğilim göstermek, kabul etmek. Ulaşmak, varmak. Kadar olmak. Olmak, -e uğramak. Ortaya çıkmak, doğmak. Dayanmak, tahammül etmek. Uymak. Uygun düşmek. Mal olmak. Kendine yapılmış olan herhangi bir davranış veya durumu iyi karşılamak. Yönelme durumundaki bazı kelimelere getirilerek birleşik fiil yapar. Düşmek, rast gelmek. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Belli bir süre dolmak. Katılmak, eklenmek. Türemek. Daha önce üzerinde durulmuş olan bir konuya yeniden dönmek. Çıkmak, yönelmek. Herhangi bir sırada bulunmak.

Ve : İki kelime veya iki cümle arasına girerek aralarında bir bağ olduğunu anlatan söz. Türk alfabesinin yirmi yedinci harfinin adı, okunuşu.

Diğer dillerde Kolaylaşmak anlamı nedir?

İngilizce'de Kolaylaşmak ne demek? : to get easy

Almanca'da Kolaylaşmak : leichter werden