Kontrol nedir, Kontrol ne demek

Kontrol; kökeni fransızca dilinden gelmektedir.

"Kontrol" ile ilgili cümleler

  • "Gümrük kontrolü."
  • "Duygululuk olsa olsa akılla bağdaştığı, aklın kontrolünde kaldığı ölçüde bir değer taşır." - N. Cumalı

Kontrol anlamı, kısaca tanımı:

Kontrol altına almak : Bir olayı denetim altına almak.

Kontrol altında olmak : Denetlenmek.

Kontrol altında tutmak : Denetlemek.

Kontrol etmek : Yoklamak, gözden geçirmek. denetlemek. egemenliği altında bulundurmak.

Kontrol kalemi : Herhangi bir elektrik devresinin açık veya kapalı olduğunu içine yerleştirilmiş küçük bir lambanın yanıp sönmesiyle gösteren, ucu tornavidalı, kalem biçiminde araç.

Kontrol kulesi : Hava trafik kontrolü işlerinin yönetilmesi için yapılmış, çevrenin iyice göründüğü oldukça yüksek kule.

Kontrol saati : Bekçilerin belirli yerlerden geçiş zamanlarını belirleyen alet.

Doğum kontrolü : Doğumların sınırlandırılması veya istemeyerek gebe kalmanın önlenmesi için uygulanan yöntemlerin bütünü.

Kalite kontrolü : Her türlü malın üretiminin başlangıcından mal çıkışına kadar nitelik ve özelliğinin belirlenmesi için yapılmış olan değerlendirme ve denetim.

 

Sağlık kontrolü : Muayeneden sonra hastalığın seyrinin kontrolü. Belli bir bölgede yaşayan kimselerin genel sağlık denetlemelerinin yapılması.

Kontrolcü : Kontrol yapan, denetçi, kontrolör.

Kontrolcülük : Kontrolcünün yaptığı iş.

Kontrolör : Denetçi.

Kontrolörlük : Denetçilik.

Kalite kontrolcü : Kalite kontrolü yapan kimse.

Kalite kontrolcülük : Kalite kontrolcünün yaptığı iş.

Denetleme : Denetlemek işi. Bir görevin yolunda yürütülüp yürütülmediğini anlamak için yapılmış olan araştırma, denetim, bakı, teftiş, murakabe, kontrol.

Uygun : Yakışır, yaraşır, mutabık, mütenasip. Orantılı, oranlı. Elverişli, yarar, müsait, muvafık.

Bakma : Bakmak işi.

Yoklama : Okullarda öğrencilerin bilgisini anlamak için yapılmış olan sınav. Yeter sayı tespiti. Yoklamak işi, kontrol. Bir topluluğu oluşturan üyelerin belli bir zaman ve yerde bulunup bulunmadığını anlamak için yapılmış olan sayma işlemi.

Arama : Aramak işi, taharri. Sanığın yakalanması veya suç belgelerinin elde edilmesi için bir kimsenin evinde, iş yerinde, üzerinde veya eşyasında yapılmış olan araştırma işlemi.

Denetçi : Görüntülerin, sesin, rengin kusursuz olup olmadığını, çizik vb. bulunup bulunmadığını gösterim odasında filmi izleyerek inceleyen kimse. Denetlemeyle görevli kimse, murakıp, kontrolör.

Kontrol belgesi : Bir mal veya hizmetin önceden belirlenmiş ölçütlere uygun olduğunu göstermek için düzenlenen belge. Dış ticaret mevzuatı çerçevesinde yetkili kurumlarca düzenlenen ve dışalım ve/veya dışsatımda bir ürünün belirlenen ölçütlere uygun olduğunu gösteren belge.

 

Kontrol cebi : Genellikle gitar gövdesinin arka alt tarafında açılan, ayarlı direnç ve anahtar gibi elektronik aksamı barındıran oyuk.

Kontrol çaprazlaması : Baskın görünüşlü bireylerin homozigot ya da heterozigot olduklarını belirlemek üzere çekinik görünüşlü bireyle çiftleştirilmesi.

Kontrol değişkeni :

Kontrol merkezi : Homeostatik kontrol mekanizmalarının bileşenlerinden her biri.

Kontrol noktası : Bir gıda üretim sisteminde, yetersiz kontrol durumunda, risk faktörlerinin oluşmasına neden olan, ancak program veya prosedürlerle risk düzeyi düşürülebilen işlem basamakları, CP.

Kontrollü atmosfer : Gıda korumasında karbondioksit ve oksijen oranlarının ayarlanmasıyla oluşturulan koruma koşulları.

Kontrollü atmosferde muhafaza : Depolanma zamanı boyunca karbondioksit ve oksijen oranlarının ayarlanmasıyla oluşturulan depolama koşulları.

Kontrollü döl alımı : Su ürünleri damızlıklarının tam kontrollü koşullar altında yumurtalarının olgunlaştırılması, sağılması, döllenmesi ve kuluçkalanmasıyla yapılan döl alımı.

Kontrollü salıverme : Ağızdan alınan kısa etki süreli ilaçların etki süresini uzatmak ve daha etkili olmalarını sağlamak amacıyla farmasotik biçim değişikliğiyle salıvermeyi yavaşlatma olayı.

Kontrol ile ilgili Cümleler

  • Kontrol edeceğim.
  • Kontrol edilemez biri.
  • Robotlar bir gün kontrolü ele alacak, bundan emin ol.
  • Her 30 saniyede telefonunuzu kontrol etmeyi durdurur musunuz?
  • Kontrol edemeyeceğin bazı şeyler var.
  • O, arzularını kontrol edemez.
  • Bush Orta Asya petrolünü kontrol etmek için savaşmak istemiyor.
  • Ben üst katı kontrol ettim. O orada değil.
  • Kontrol edilemeyen bir gençlik var.
  • Kontrol edemeyeceğim bir şey için endişelenmeyeceğim.
  • Kontrol edilecek hiç çantanız var mı?
  • Kontrol edebiliriz.
  • Vampir kan susuzluğunu kontrol edemedi.
  • Onun onu kontrol etmesine izin vermedi.

Diğer dillerde Kontrol anlamı nedir?

İngilizce'de Kontrol ne demek? : adj. pilot

n. control, supervision, inspection, check, clutch, countenance, examination, governance, helm, rein, superintendence, wire, clutches

Fransızca'da Kontrol : contrôle [le]

Almanca'da Kontrol : n. Inspektion, Prüfung, Revision, Überprüfung, Überwachung

Rusça'da Kontrol : n. контроль (M), проверка (F), поверка (F), контролер (M)

adj. контрольный