Korkutmak nedir, Korkutmak ne demek

"Korkutmak" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Şimdi beni artık bu sessizlik korkutmakta." - A. Ağaoğlu
  • "Sevdiğimiz bir kadının nazarımızda meziyet teşkil eden birçok hâlleri, karımız olacak kadında bizi korkutur." - H. C. Yalçın

Yerel Türkçe anlamı:

Eti kokmaması için tuzlayıp biraz pişirmek, börttürmek.

Haşlamak.

Diğer sözlük anlamları:

Tesir etmek, dokunmak

Korkutmak kısaca anlamı, tanımı:

Korkutma : Korkutmak işi.

Korkut : Muş iline bağlı ilçelerden biri.

Korku : Bir tehlike veya tehlike düşüncesi karşısında duyulan kaygı, üzüntü. Kötülük gelme ihtimali, tehlike, muhatara. Gerçek veya beklenen bir tehlike ile yoğun bir acı karşısında uyanan ve coşku, beniz sararması, ağız kuruması, kalp, solunum hızlanması vb. belirtileri olan veya daha karmaşık fizyolojik değişmelerle kendini gösteren duygu.

Gözünü korkutmak : Yıldırmak.

Korkma : Korkmak işi.

Açmak : Yakışmak, güzel göstermek. Yarmak. Rengin koyuluğunu azaltmak. Savaşla almak, fethetmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Görünür duruma getirmek. Beğenmek. Engeli kaldırmak. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Alışverişi başlatmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Alanını genişletmek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Ayırmak, tahsis etmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Geçit sağlamak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Yapmak, düzenlemek. Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Birbirinden uzaklaştırmak.

 

Kaygı : Üzüntü, endişe duyulan düşünce, tasa. Genellikle kötü bir şey olacakmış düşüncesiyle ortaya çıkan ve sebebi bilinmeyen gerginlik duygusu.

Düşürmek : Vücuttan yavru, çocuk, taş, solucan vb. atmak. Görevi bıraktırmak. Uğratmak. Değerli bir şeyi ucuz veya kolay elde etmek. Düşmesine yol açmak, düşmesine sebep olmak. Değerini, fiyatını indirmek. Azaltmak. Zayıf bırakmak, gücünü azaltmak.

Gözdağı : Sonradan verilecek bir ceza ile korkutma, yıldırma, tehdit.

Vermek : Sahip olmasını sağlamak. Cinsel yönden kendisini kullandırmak. Tespit etmek. Döndürmek, çevirmek, yöneltmek. Kök veya gövdeleri sonuna -ı (-i, -u, -ü) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek tezlik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Yaymak. Bırakmak veya bağışlamak. Kazandırmak, katmak. Ödemek. Ayırmak, harcamak. Bitki ve ağaç, ürün üretmek. Kızı, kadını biriyle evlendirmek. Hepsini herhangi bir duruma sokmak. Herhangi bir duruma yol açmak. Dayamak. Herhangi bir şey ortaya çıkarmak, oluşturmak. Satmak. Bir şey üzerinde etki yapmak, biçimini değiştirmek. Ondan bilmek, atfetmek. Doğurmak. Düşünce veya bilgi anlatan şeyleri başkalarına iletmek, bildirmek. Üzerinde, elinde veya yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek.

 

Yol : Davranış, tutum, gidiş veya davranış biçimi. Gidiş çabukluğu, hız. Kumaşta bulunan çizgi. Karada insanların ve hayvanların geçmesi için açılan veya kendi kendine oluşmuş, yürümeye uygun yer. İçinden veya üstünden bir sıvının geçtiği, aktığı yer. Düğünde, oğlanevinin kızevine verdiği para, mal veya armağan. Hile, tuzak. Bir amaca ulaşmak için başvurulması gereken çare, yöntem. Kez, defa. Karada, havada, suda bir yerden bir yere gitmek için aşılan uzaklık, tarik. Gaye, uğur, maksat. Yolculuk. Uyulan ilke, sistem, usul, tarz, tarik. Genellikle yerleşim alanlarını birbirine bağlamak için düzeltilerek açılmış ulaşım şeridi.

Gözdağı vermek : Sonradan verilecek bir ceza ile korkutmak, yıldırmak, tehdit etmek, caydırmaya çalışmak.

Korkutmak ile ilgili Cümleler

  • Sadece onu korkutmak istedim.
  • Onları korkutmak istemiyorum.
  • Biz kimseyi korkutmak istemiyoruz.
  • Tom'u korkutmak istemiyoruz.
  • Tom'u korkutmak istemedim.
  • Seni korkutmak istemiyorum.
  • Sadece onları korkutmak istedim.

Diğer dillerde Korkutmak anlamı nedir?

İngilizce'de Korkutmak ne demek? : v. frighten, scare, daunt, intimidate, threaten, horrify, administer a shock, affright, alarm, appal, appall, awe, bulldoze, cow, dismay, fright, funk, overawe, startle, terrorize

Fransızca'da Korkutmak : effrayer, apeurer, faire pâlir, effarer, faire peur à, menacer

Almanca'da Korkutmak : v. abschrecken, beängstigen, drohen, androhen, Angst einflößen, Angst einjagen, einschüchtern, entsetzen, erschrecken, scheuchen, schrecken, terrorisieren, verängstigen, verschrecken, zurückschrecken

Rusça'da Korkutmak : v. пугать, страшить, устрашать, ужасать, грозить, испугать