Kronik enfeksiyon nedir, Kronik enfeksiyon ne demek

Kronik enfeksiyon; Veteriner alanında kullanılan bir terimdir.

Veterinerlikte sözlük anlamı:

Enfeksiyöz etkenin konağı veya hücreyi öldürmeksizin veya fazla zarar vermeksizin konakta uzun süre bulunduğu ve saçıldığı enfeksiyon tipi, süreğen enfeksiyon.

Kronik enfeksiyon anlamı, kısaca tanımı

Enfeksiyon : Organizmada hastalığa yol açan mikrop, virüs, parazit vb. etkenlerin genel veya yerel gelişmesi, yayılması

Kron : Danimarka, Estonya, İsveç, İzlanda Norveç ve Slovakya'nın para birimi.

Kronik : Süreğen. Uzun süredir bir çözüm getirilmemiş. Olayların birbiri ardınca sıra ile yazıldığı tarih, vakayiname.

Süreğen enfeksiyon : Kronik enfeksiyon.

Enfeksiyöz : Enfeksiyonun neden olduğu, enfeksiyon yapan, enfeksiyöz hastalık oluşturucu, infeksiyöz. Bir canlıdan diğer bir canlıya kolayca geçebilen, bulaşıcı. Enfeksiyon yapan, bulaşıcı hastalık meydana getirici.

Öldürmek : Bir canlının hayatına son vermek. Aşırı yormak. Çok üzmek. Yok olmasına, ortadan kalkmasına, azalmasına yol açmak. Bazı şeylerin diriliğini, tazeliğini veya sertliğini gidermek. Sağlığını bozmak, rahatsızlık vermek. Ölmesine yol açmak. Etkisini ve gücünü azaltmak. Bitkinin solarak kurumasına sebep olmak. Boşuna geçmek.

Öldürme : Öldürmek işi.

 

Süreğen : Ne kadar süreceği belli olmaksızın sürüp giden, müzmin, kronik. Uzun zamandan beri süren, uzun süreli olan (hastalık), müzmin, kronik, akut karşıtı. Uzun zamandan beri süren, müzmin, kronik.

Vermek : Üzerinde, elinde ya da yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek. Kök veya gövdeleri sonuna -ı (-i, -u, -ü) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek tezlik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Sahip olmasını sağlamak. Düşünce veya bilgi anlatan şeyleri başkalarına iletmek, bildirmek. Herhangi bir duruma yol açmak. Tespit etmek. Herhangi bir şey ortaya çıkarmak, oluşturmak. Kazandırmak, katmak. Doğurmak. Ondan bilmek, atfetmek. Döndürmek, çevirmek, yöneltmek. Cinsel yönden kendisini kullandırmak. Kızı, kadını biriyle evlendirmek. Ödemek. Ayırmak, harcamak. Bırakmak veya bağışlamak. Bitki ve ağaç, ürün üretmek. Yaymak. Bir şey üzerinde etki yapmak, biçimini değiştirmek. Dayamak. Satmak. Hepsini herhangi bir duruma sokmak.

Verme : Vermek işi.

Fazla : Gereğinden, alışılmıştan çok, aşırı olan, ziyade. Artmış olan, ihtiyaçtan fazla olan. Daha çok, aşkın. Gereğinden, alışılmıştan çok olarak. Gereksiz, yersiz bir biçimde.

Konağ : Konut. Konuk. Bir günlük yol aldıktan sonra varılan köy, bucak, kent.

Hücre : İnce bir zar içindeki protoplazma ve çekirdekten oluşmuş, bir organizmanın yapı ve görev bakımlarından en küçük birimi, göze. Tutukluların veya hükümlülerin yalnız olarak kapatıldıkları küçük oda. Küçük oda. Siyasi bir inançla gizli olarak çalışan bir örgütün genellikle aynı yerde çalışanlarının oluşturduğu topluluk.

 

Zarar : Bir şeyin, bir olayın yol açtığı çıkar kaybı veya olumsuz, kötü sonuç, dokunca, ziyan, mazarrat.

Konak : Büyük ve gösterişli ev. Kundak çocuklarının başlarında görülen kepek tabakası. Araba veya hayvanla bir günde alınan yol. İzmir iline bağlı ilçelerden biri. Gözde oluşan ince tabaka. Vali, kaymakam gibi yüksek dereceli devlet görevlilerinin resmî konutu. Yolculukta geceyi geçirmek için inilen, konaklanılan yer. Konakçı.

Etken : Etki eden şey, faktör. Bir madde üzerinde belli bir değişiklik yapan şey, müessir. Doğrudan doğruya öznenin yaptığı işi anlatan, öznesi belli olan fiil, etken fiil, aktif, aktif fiil, malum, edilgen karşıtı.

Süre : Bir olayın başı ile sonu arasında geçen zaman parçası, zaman aralığı, zaman bölümü, müddet. Gelin giysisi yapılan bir çeşit kumaş : Sürenin arşınını iki kaymeye aldım. 1.Yüreklilik, yiğitlik. 2.Dayanıklılık : Şu adamın süresi yok. Arapça kökenli sûre: sure. Bir sesin çıkarılmasına verilen zaman. müddet. Tecimsel belgitlerin sayışımlarındaki paraların ödenmeleri için saptanan gün. Bir işin yapılması ya da bir borcun ödenmesi için gösterilen süre. [Bakınız: gösterim süresi]. [Bakınız: yayın süresi].

Kona : Hamur tahtası, sofra: Konayı getir de yufka açalım. İki elle kavranabilecek kadar olan ot ya da çalı çırpı bağlamı. Yemek tahtası olarak kullanılan hamur tahtası. (Saraycık Bozüyük Bilecik.).

Uzun : İki ucu arasında fazla uzaklık olan, kısa karşıtı. Ayrıntılı olarak, derinlemesine. Başlangıcı ile bitimi arasında fazla zaman aralığı olan, çok süren. Ayrıntılı.

Diğer dillerde Kronik enfeksiyon anlamı nedir?

İngilizce'de Kronik enfeksiyon ne demek ? : chronic infection