Kulaklı nedir, Kulaklı ne demek
Kulaklı; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.
- Kulağı herhangi bir biçimde olan.
- İki tarafında tutulacak yeri olan yayvan tava, tencere, kazan vb

- Kulağa benzer çıkıntısı olan.
- Sapının ucunda kulak biçiminde iki geniş çatalı bulunan bir tür yatağan.
"Kulaklı" ile ilgili cümle
- "Küçük kulaklı."
Yerel Türkçe anlamı:
Büyük tencere, kazan.
Pala, büyük bıçak.
Mersin ağacı çubuklarından örülmüş, tahıl yıkamakta kullanılan büyük sepet.
İki kulplu sahan, yumurta tavası.
Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:
İki kulplu sahan. (Başkışla *Karaman -Konya)
Pala biçiminde bıçak. (Kavalca *Bozüyük -Bilecik)
Fransızca'da Kulaklı ne demek?:
oreillé, ée
Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:
Sakarya ilinde, Kaynarca ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
Kulaklı kısaca anlamı, tanımı:
Kulaklı somun : Yanlarında kanat gibi çıkıntıları olan bir somun türü.
Kalem kulaklı : Kulakları dik ve düzgün (at, geyik vb.).
Uzun kulaklı : Eşek.
Yelken kulaklı : Dış kulağı iri ve geniş olan, yelken kulak.
Kulak : Duvar, baca, şömine vb. yerlerde kulağa benzer çıkıntı. Başın her iki yanında bulunan işitme organı. Bu organın, sesleri toplayıp içeriye almaya yarayan dış bölümü. Telli çalgılarda tel germeye yarayan burgu. Balıklarda başın iki yanında bulunan ve ağızdan alıp solungaçlardan geçirdiği suyu dışarıya vermeye yarayan yarıklardan her biri. Saban kulağı. Akarsuların ve özellikle göllerin karaya giren ve durgunlaşan yerleri. Varlıklı Rus köylüsü. Seslerin uygunluğunu seçebilme ve değerlendirebilme yeteneği.
Kulaklık : Ağır işitenlerin daha iyi işitebilmek için kulaklarına taktıkları pilli araç. Kulakları soğuk, rüzgâr vb. dış etkilerden korumak için kulak kepçesini örtecek biçimde yapılmış kılıf. Radyo, telefon, telsiz vb.nde kulak ile verici arasında ses bağlantısı kurmaya yarayan araç.
Biçim : Yakışık alan şekil, uygun şekil. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Biçme işi. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Tarz. Herhangi bir şeyin benzeri.
Benzer : Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih, mümasil. Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse, dublör. Benzeşim.
Çıkıntı : Bir yüzeyde ileri doğru çıkan bölüm. Bir metni düzeltmek veya ona bir şey eklemek için satır dışına yazılan yazı, çıkma. Her şeye itiraz eden, huzursuzluk çıkaran (kimse). Kambur.
Geniş : Çok. Eni çok olan, enli, vâsi. Bol (elbise). Alanı büyük olan, makro, dar karşıtı. Kapsamı büyük, dar sınırlar içinde kalmayan, yaygın, makro. Kolay kolay tasalanmayan, hoşgörülü, rahat.
Çatal : İki taraflı. Yemek yerken kullanılan iki, üç veya dört uzun dişli çoğunlukla metal araç. İki veya daha çok kola ayrılan değnek. Dallı olan şeylerin her kolu. Dirgen. Bir tür olta iğnesi. Ucu kollara ayrılmış. İki anlamlı, iki türlü anlaşılabilir. Yol, ağaç gibi kollara ayrılan şeylerin ayrılma yeri.
Yatağan : Namlusu kavisli, iki yanı da kesici, bir tür uzun savaş bıçağı. Muğla iline bağlı ilçelerden biri.
Taraf : Yöre, yer. Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi. Yön, yan, doğrultu. Bir şeyin belli bölümü, kısmı. İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri. Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri.
Herhangi : Belli olmayan, özellikleri iyice bilinmeyen, rastgele.
Bir : Aynı, benzer. Tek. Eş, aynı, bir boyda. Bir kez. Sayıların ilki. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Ancak, yalnız. Sadece. Beraber. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Bu sayı kadar olan.
Kulaklı batağan : Kuşlar (Aves) sınıfının, lopludalgıçlar (Podicipediformes) takımının, lopludalgıçgiller (Podicipedidae) familyasından, 33 cm kadar uzunlukta, sık kamışlı büyük göllerde yaşayan, sığ sularda kuluçkaya yatan göçmen bir tür.
Kulaklı çorba : Sarmısaklı yoğurt dökülerek yenilen bir hamur yemeği, mantı.
Kulaklı hamur : Sarmısaklı yoğurt dökülerek yenilen bir hamur yemeği, mantı.
Kulaklı orman baykuşu : Baykuşlar (Strigiformes) takımının, baykuşgiller (Strigidae) familyasından, küçük ve büyük ağaçlı arazilerde, çam ormanlarında, parklarda, mezarlıklarda ve bahçelerde yaşayan, gündüzleri ağaç üzerinde gizlenen, kışın açık yerlerde oturarak güneşlenen, terk edilmiş kuş yuvalarında kuluçkaya yatan, fareler başta olmak üzere küçük memeli hayvanlarla beslenen, bazen kuş ve böcekleri de yiyen, bütün Türkiye'de görülen bir tür. (zooloji) (Asio otus) Gök-kuzgunumsular (Coraciiformes) takımının baykuşgiller (Strigidae) familyasından bir kuş türü. Uzunluğu 35 cm. Sırt tüyleri pas rengi ve enine çizgilidir. Palearktik bölge ve Kuzey Amerikada ormanlarda yaşar.
Kulaklı örs : Uç kısmı sivri, üstü yassı örs. (-Bursa)
Kulaklı tarla kuşu : Ötücü kuşlar (Passeriformes) takımının, tarla kuşugiller (Alaudidae) familyasından, tarlalarda yaşayan, yurdumuzda her mevsim görülen, 17 cm kadar uzunlukta, sırtı kahverengi, karnı sarı beyaz, genellikle çimen ve diğer bitki tohumları ile beslenen, kışın salyangoz ve yengeç, yazın sinek ve böcekleri de yediği görülen yerli bir tür. (Eremophila alpestris): Ötücü-kuşlar (Passeriformes) takımının tarlakuşugiller (Alaudidae) familyasından bir kuş türü. Uzunluğu 17 cm. Sırtı kahverengi, karnı sarı-beyazdır. Eski-ve Yeni-Dünyanın kuzey bölgelerinde tarlalarda yaşar.
Kulaklı tarlakuşu : (zooloji)
Kulaklı tezkere : Resmî tezkerelerin alındığını belirten imzanın konulması için düzenlenen bir tür alındı.
Kulaklıdalgıç : (zooloji)
Kulaklık yuvası : Bazı sesli aygıtlarda (ses aygıtı, almaç, vb.), sesi dışarıya vermeden ya da saptanırken izlemek için kullanılan kulaklığın takıldığı yuva.
Kulaklı ile ilgili Cümleler
- O kulaklıklar çalışmıyor.
- Kulaklığını çıkar.
- Kulaklığım olmadan güçlükle duyabiliyorum.
- Kulaklık güzelmiş.
- Geceleyin artık müzik dinleyemiyorum çünkü kulaklığım bozuldu.
- Kulaklıklığın var mı?
- Ali yeni bir kulaklık seti satın aldı.
- Kulaklığı tak.
- Ali bana konser için kulaklık takmam gerektiğini söyledi.
- Gürültülü kulaklıklar bu adamın.
- Köpek kulaklı sayfalar kitapları daha az değerli yaptı.
- Bir kulaklık almak istiyorum.
Diğer dillerde Kulaklı anlamı nedir?
İngilizce'de Kulaklı ne demek? : eared

Bu kısımda Kulaklı nedir? Kulaklı ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Kulaklı tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Kulaklı hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.