Kurşun nedir, Kurşun ne demek

Kurşun; bir kimya terimidir.

  • Atom numarası 82, atom ağırlığı 207,21, yoğunluğu 11,3 olan, 327,4 °C'de eriyen, yumuşak ve bükülgen, mavimtırak esmer renkte bir element (simgesi Pb).
  • Bu elementten yapılmış
  • Tüfek, tabanca vb. hafif ateşli silahlarda kullanılan mermi.

"Kurşun" ile ilgili cümle

  • "Kanatları kurşunla parçalanmış bir kartal / Benim gibi seyreder, yerden, mavilikleri" - Y. N. Nayır
  • "Kurşun boru."

Yerel Türkçe anlamı:

Kurşun, fişek

Kimya'daki anlamı:

Sembolü Pb, atom kütlesi 207,2 g, atom numarası 82, yoğunluğu 11,34 g/mL, e.n. 327 °C, k.n. 1740 °C olan, gri, yumuşak, monoklinik veya düzgün kristaller halinde bulunan, lehim ve düşük erime noktalı alaşım oluşturmada kullanılan. suda çözünmeyen, nitrik asitte çözünen bir metal. Doğadaki en önemli minerali galendir (PbS).

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Fazla tüketildiğinde zehirli etki yapan ağır bir metal.

Bilimsel terim anlamı:

Yumuşak, ağır, mavimsi ak renkli, yatak alaşımları ile kolay işlenir çeliklerde kullanılan metal. A.A. 207.21, A.S. 82, O.A. 11.34, E.S. 327.4° C.

İngilizce'de Kurşun ne demek? Kurşun ingilizcesi nedir?:

lead

Osmanlıca Kurşun ne demek? Kurşun Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

rassâs, mürdesenk

Kurşun hakkında bilgiler

 

Kurşun (Pb) atom numarası 82 ve atom kütlesi 207,19 olan mavi-gümüş rengi karışımı bir elementtir. 327,5 °C de erir ve 1740 °C de kaynar. Doğada, kütle numaraları 208, 206, 207 ve 204 olmak üzere 4 izotopu vardır.

Kurşunun son katmanında 4 açık elektron olmasına rağmen, genellikle bileşiklerinde +4 yerine +2 değerlik alır. Çünkü kalan son 2 elektron kolayca iyonize olabilir. Nitrattan ve klorattan farklı olarak kurşun (II) tuzları suda çok daha az çözünür.

Kurşunun kararlı bileşiklerinde (kurşun tetra-etil veya tetramethylead gibi) kurşun direkt olarak bir karbon atomuna bağlanmıştır. Bu bileşikler kaynama noktaları, sırasıyla 110 °C ve 200 °C olan renksiz sıvılardır.

Yer kabuğunda bulunma sıklığı 12,5 g/t dur. Nabit (doğal) olarak bulunabilen metaller arasında yer alır. Kurşunun en çok rastlanılan cevherleri, sülfür minerali galen (PbS) ve onun oksitlenmiş ürünleri olan serüsit (PbCO3) ve anglezittir (PbSO4). Bu mineraller arasında en önemli olanı galendir. Genel olarak sfalerit (ZnS), gümüş ve pirit (FeS2) ile birleşik halde bulunur.

Kurşun ile ilgili Cümleler

  • Kurşun kalemin ne renk?
  • Kurşun bir metaldir.
  • Kurşun kalemimi keskinleştirmek için bir bıçak istiyorum.
  • Bana o kurşun kalemi uzatır mısın?
  • O bir kurşun deliği mi?
  • Kurşun kalemimi kaybettim.
  • Bu silahın kurşunu yok.
  • Bu pencereler kurşun geçirmez.
  • Ben bir mavi, bir kırmızı ve bir siyah kurşunkalem istiyorum.
  • Kurşun atardamarı kesti.
  • Kurşun geçirmez yeleğin nerede?
  • Tüm polis arabaları kurşun geçirmez cam ile donatılmış.
  • Kurşun kalemim masamın kenarına düştü.
  • Bu piller kurşun içerir.
 

Kurşun kısaca anlamı, tanımı:

Atom : Birkaç türü birleştiğinde çeşitli molekülleri, bir tek türü ise bir kimyasal ögeyi oluşturan parçacık. Eski Yunan filozoflarına göre gerçeğin son, artık bölünemez, bozulamaz diye tasarlanan temel ögeleri. Yaprakları üst üste sarılı topak marul.

Numara : Bir şeyin bir dizi içindeki yerini gösteren sayı, rakam. Öğrenciye verilen not. Eğlendirici oyunlardan her biri. Okullarda öğrencileri birbirinden ayırt etmek için her birine verilen sayı. Benzer şeyleri ayırt etmek için her birinin üzerine işaret olarak yazılan sayı. Hile, düzen, dalavere, yalan. Ölçü.

Element : Kimyasal yöntemlerle ayrıştırılamayan veya bileşim yoluyla elde edilemeyen madde.

Kurşun atmak : Düşmanlık etmek. silahla mermi atmak.

Kurşun dokunmak : Mermi isabet etmek.

Kurşun dökmek : Halk inanışına göre erimiş kurşunu, hastanın üstünde, içinde su bulunan bir kaba dökerek ortaya çıkan şekillerin yorumuyla nazar, büyü, hastalık vb. şeyleri önlemek, iyileştirmek.

Kurşun gibi : Çok ağır. katlanması zor bir biçimde. sıkıntı veren.

Kurşun manyağı yapmak : Ölümle tehdit etmek.

Kurşun sıkmak : Silahı ateşlemek, mermi yakmak.

Kurşun tutmak : Kurşuna hedef olmak, kurşun değecek gibi olmak.

Kurşun yağdırmak : Çok sayıda kurşun atmak.

Kurşun yağmuruna tutmak : Çok sayıda ve sürekli kurşun atmak.

Kurşun yemek : Vurulmak.

Kurşuna dizmek : Verilen ölüm cezasını askerî bir kıtanın attığı kurşunlarla yerine getirmek. öldürmek.

Kurşun erimi : Merminin en çok ulaşabildiği uzaklık.

Kurşungeçirmez : Ateşli silahlardan atılan mermilerin girmesini engelleyecek yapıda ve özellikte olan (yelek, cam vb.).

Kurşun grisi : Koyu gri renk. Bu renkte olan.

Kurşun kalem : İçi grafitli, yazısı kolayca silinebilen, değişik biçimleri olan bir kalem türü.

Kurşun otu : Diş otu.

Kurşun rengi : Bu renkte olan. Kurşunun rengi, koyu kül rengi.

Kör kurşun : Bir başkasına veya hedef gözetilmeksizin atıldığı hâlde başka bir kimsenin ölmesine veya yaralanmasına neden olan kurşun, serseri kurşun.

Serseri kurşun : Belli bir hedef gözetmeksizin sıkılan kurşun, maganda kurşunu.

Ağ kurşunu : Balık ağlarını suda tutmaya yarayan zeytin çekirdeği biçiminde delikli kurşun madde.

Domdom kurşunu : Baş tarafı haç biçimi çentilmiş, çarptığı yerde tehlikeli yaralar açan bir tür tüfek kurşunu, domdom.

Kaza kurşunu : Yanlışlıkla gelen mermi.

Maganda kurşunu : Serseri kurşun.

Kurşuncu : Kurşun satan veya işleyen kimse. Kurşun döken kimse.

Kurşunculuk : Kurşuncunun işi veya mesleği.

Kurşuni : Bu renkte olan. Koyu kül rengi, kurşun rengi.

Kurşunileşme : Kurşunileşmek işi.

Kurşunlama : Kurşunlamak işi.

Kurşunlamak : Kurşunla mühürlemek. Kurşunla kaplamak. İçinde kurşun bulunan silahla ateş etmek, vurmak.

Kurşunlanma : Kurşunlanmak işi.

Kurşunlanmak : Kurşunlama işine konu olmak.

Kurşunlaşma : Kurşunlaşmak işi.

Kurşunlaşmak : Kurşun gibi ağırlaşmak.

Kurşunlu : Kurşunlanmış olan. Çankırı iline bağlı ilçelerden biri. Kubbesi kurşunla örtülü. İçinde kurşun elementi bulunan.

Kurşunsuz : Kurşun elementi içermeyen. Kurşunu olmayan.

Kurşunsuz benzin : Çevreye zararı en aza indirebilmek üzere içindeki kurşunu özel yöntemlerle damıtılmış bir yakıt türü.

Kurşunumsu : Kurşunsu.

Bir kurşun atımı : Kurşunun gidebileceği uzaklık.

Meteliğe kurşun atmak : Parası kalmamak, hiç parası olmamak.

Şeytan kulağına kurşun : Aksama ihtimali bulunan durum veya işler düzenli gittiğinde "nazar değmesin" anlamında söylenen bir söz.

Yaralı kuşa kurşun sıkılmaz : "birinin düşkünlüğünden yararlanarak ondan öç almak doğru değildir" anlamında kullanılan bir söz.

Yoğun : Hacmine oranla ağırlığı çok olan, kesif. Koyu, kalın. Artmış, çoğalmış bir durumda olan. Etkisi güçlü olan, ağır (koku vb.). Dolu, sıkı, sıkışık, çok, konsantre. Kaba, kalın, iri (elek, iğne). Şişman, iri, tombul.

Yumuşak : Dokunulduğunda hoş bir duygu uyandıran. Kolaylıkla işlenebilen. Kolaylıkla bükülen, buruşmayan, sert karşıtı. Kaba, hırçın, sert olmayan, kolay yola gelen, uysal. Dokunulduğunda veya üzerine basıldığında çukurlaşan, eski biçimini kaybeden, katı karşıtı. Okşayıcı, tatlı, hoş. Ciğerlerden gelen havanın ses yolundaki sivrilmiş ve gerilmiş kapalı bir engele çarpmasıyla oluşan (ünsüz), titreşimli, sürekli, ötümlü, tonlu, sedalı. Sessiz, hafif. Ilıman (iklim), sert karşıtı. Kolay çiğnenen, kolay kesilen.

Bükülgen : Bükünlü. Kolay eğilip bükülen.

Mavimtırak : Mavimsi.

Esmer : Teni ve saçları karaya çalan, koyu buğday rengi olan (kimse), yağız. Kurşuni renk. Siyaha çalan buğday rengi. Bu renkte olan.

Renk : Cisimler tarafından yansılanan ışığın gözde oluşturduğu duyum. Çeşitlilik. Nitelik.

Tüfek : Savaş veya avda kullanılan, uzun namlulu ateşli silah.

Kütle : Kitle. Bir nesneye uygulanan kuvvetle, oluşan ivme arasındaki orantıyı veren katsayı veya nesne niceliği. Katı maddelerin büyük parçası, küme, yığın.

Bu : En yakında bulunan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan bir söz. Yerde, zamanda veya söz zincirinde en yakın olanı gösteren bir söz.

Kurşun alaşımı : Kurşunun, öteki elementlerle yaptığı kurşun temelli alaşım.

Kurşun anot : Kurşun metalinden yapılmış anot.

Kurşun asetat : (kimya)

Kurşun beyazı : (Resim) Ak boya olarak kullanılan bir kurşun bileşiği. a. bk. çinko beyazı.

Kurşun boru : Kurşundan yapılmış boru. Kurşundan yapılmış boru.

Kurşun boru pensesi : Kurşun borunun ağzını genişletmekte kullanılan bir pense.

Kurşun dökme : Kötülükleri, sayrılıkları, nazar ve cin çarpmasını uzaklaştırmak; gelecekte olup bitecekleri önceden bilmek amacıyla kurşunu kızgın tavada eriterek söz konusu kişinin başı üzerindeki su dolu kaba dökme işi; bir tür falcılık.

Kurşun kabı : içinde kurşun eritilen kap.

Kurşun kalafatlı ek : Kır dökümden pissu borularının, erimiş kurşun ile birleştirilmesi.

Kurşun kaplama : Flüoborat, flüsilikat ve sülfamat yunaklarında, çeliğin, karşı yenim özelliği kazanması için, çoğunlukla yatak uygulamalarında yapılan kurşun ile kaplama işlemi.

Diğer dillerde Kurşun anlamı nedir?

İngilizce'de Kurşun ne demek? : adj. plumbic

n. bullet, lead, projectile, Saturn

pref. plumbo

Fransızca'da Kurşun : plomb [le], balle [la]

Almanca'da Kurşun : n. Blei, Geschoss, Mine

adj. bleiern

Rusça'da Kurşun : n. свинец (M), пуля (F), пломба (F)

adj. свинцовый