"Kural" ile ilgili cümleler

 
  • "Dil bilgisi kuralları."
  • "O, yirmi beş yaşına kadar umumi kurallara, yargılara sığmayan bir hayat yaşamıştır." - H. E. Adıvar

Yerel Türkçe anlamı:

Araç.

Silah.

Felsefi anlamı:

Düşünme ve eylemenin öznel ilkesi.

(Lat. régula = kendisiyle doğru çizgi izlenebilen < regere = doğru çizgi üzerinde yönetme) :

Bir işlemde iyi bir sonucun nasıl sağlanacağını gösteren yönerge. 2-Bir formül, bir önerme ile dile getirilmiş, saptanmış; buyrultu: belli bir durumda yapılması gereken şeyi gösteren ya da buyuran yönerge. // Yasadan ayrılığı, olağandışına yer vermesidir. (Ahlakta, mantıkta, sanatta kabul edilmiş olan kurallar.)

Hukuki terim anlamı:

kaide.

Sosyoloji'deki anlamı:

Bir yaptırımlar düzeniyle toplum üyelerinin kendisine uyması sağlanan, toplumca benimsenmiş her türlü buyurucu ve yasaklayıcı düzenleme.

Dil bilgisi olarak anlamı:

Dil olayları arasındaki düzen: Ünlü uyumları, ünsüz uyumu gibi.

Bilimsel terim anlamı:

Dilin aynı cinsten olaylarında görülen birlikten çıkarılmış hüküm.

Bir bilimsel dizgede bilgi üretmek üzere uyulan özel işlem tutamakları.

Her alanda uzun araştırma ve denemelerden sonra ortaya çıkmış genel yargı. Eylemlerin, işlemlerin; koşuk biçimleri, ölçüler, uyaklar, türler., gibi yazınsal sorunların doğruluğu kurala uygunlukla sağlanmış olur.

Bakınız: çıkarım kuralı, mantık kuralı

İngilizce'de Kural ne demek? Kural ingilizcesi nedir?:

rule, code

Osmanlıca Kural ne demek? Kural Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

kaide

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Şanlıurfa ilinde, Böğürtlen bucağına bağlı bir bölge.

Kural kısaca anlamı, tanımı:

Kural dışı : Kurala uymayan, kurala aykırı, ayrık, müstesna, şaz.

Kurala aykırı : Kural dışı.

Üç birlik kuralı : Klasik tiyatroda yer, zaman ve konu birliğini esas alan kural.

Görgü kuralları : Bir toplumda veya toplulukta, davranışları denetlemeye yönelik olan kuralların bütünü, davranış bilgisi, adabımuaşeret.

Yazım kuralları : Bir dildeki sözcüklerin yazılış biçimlerini belirleyen kurallar.

Kurala aykırılık : Dil kurallarına aykırı olarak kelime kullanma, kıyasa muhalefet.

Kuralcı : Kurallara bağlı olan, kaideci.

Kuralcılık : Kuralcı olma durumu, kaidecilik, nazariyecilik.

Kuralı : Kurasını çekmiş, askere gitmeyi bekleyen (asker).

Kurallaşma : Kurallaşmak işi.

Kurallaşmak : Kural durumuna gelmek.

Kurallı : Kuralı olan, kurala uygun olan, kaideli, kıyasi.

Kurallı cümle : Yüklemi sonda yer alan cümle, kurallı tümce.

Kurallı tümce : Kurallı cümle.

Kuralsız : Kuralı olmayan, kurala uygun olmayan, kaidesiz.

Kuralsızlık : Kuralsız olma durumu.

Oyunun kurallarını bilmek : Yapılan işlerin nasıl, kimler tarafından ve hangi ilişkilerle sonuçlandırıldığına ilişkin bilgisi olmak.

Sanat : Belli bir uygarlığın veya topluluğun anlayış ve zevk ölçülerine uygun olarak yaratılmış anlatım. Bir şey yapmada gösterilen ustalık. Bir duygu, tasarı, güzellik vb.nin anlatımında kullanılan yöntemlerin tamamı veya bu anlatım sonucunda ortaya çıkan üstün yaratıcılık. Zanaat. Bir meslekte uyulması gereken kuralların tümü.

Bilim : Genel geçerlik ve kesinlik nitelikleri gösteren yöntemli ve dizgesel bilgi. Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan düzenli bilgi, ilim. Belli bir konuyu bilme isteğinden yola çıkan, belli bir amaca yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araştırma süreci.

Düşünce : Uzay ve zamanın ötesinde, öznenin dışında, kendiliğinden var olan, duyularla değil, yalnızca ruhen algılanabilen asıl gerçeklik, mütalaa, fikir, ide, idea. Dış dünyanın insan zihnine yansıması. Niyet, tasarı. İlke, yönetici sav. Tasa, kaygı, sıkıntı.

Davranış : Dıştan gözlemlenebilecek tepkilerin toplamı. Organizmanın uyaranlar karşısındaki tepkilerinin bütünü. Davranma işi, tutum, davranım, muamele, hareket.

Sistem : Yol, yöntem. Bir sonuç elde etmeye yarayan yöntemler düzeni. Bir aracı oluşturan düzen, düzenek, tertibat. Düzen. Model, tip. Dizge.

Temel : Bir yapının toprak altında kalan ve yapıya dayanak olan duvar, taban vb. bölümlerinin tümü. Bir şeyin gelişimi için gereken ilk ögeler. Bu bölümleri yapmak için kazılan çukur. En önemli, belli başlı, ana, taban, esas, asıl, baz.

İlke : Her türlü tartışmanın dışında sayılan öncül, mebde, umde, prensip. Temel bilgi. Öge, unsur. Temel düşünce, temel inanç, umde, prensip. Davranış kuralı.

Kural bozma : Oyun kurallarına aykırı biçimde hareket etme ve cezayı gerektiren bir davranışta bulunma.

Kural dışı eylem : Belirli kurallara girmeyen ve çekimlerinde ayrı özellik gösteren eylem. Fransızcadaki "aller = gitmek" eyleminin geniş zamanı kural dışı olarak şöyle çekimlenir: je vois, tu vas, il va, mous allons vb.

Kurala göre iktisat politikası : İktisadi hedeflere ulaşmak amacıyla her türlü iktisadi gelişme karşısında uygulanacak politikaların önceden belirlenen kurallar çerçevesinde yürütüleceğinin açıklandığı, bu yolla uygulanacak iktisat politikasının zaman tutarsızlığı ve gecikme sorunlarıyla karşılaşmayacağını ileri süren ve ilk kez parasalcı okul tarafından önerilen politika. krş. duruma göre iktisat politikası

Kuralcı eleştiri : Biçim ve öz bakımından çağın ya da eleştirmenin bağlı bulunduğu akımın gerektirdiği kurallara göre yapılan eleştiri.

Kuralcı eleştirme : İzlenimci eleştirmeye karşıt olarak belli bir takım kurallara göre yapılan eleştirme.

Kurallama : Bir eylem ve davranış alanını ya da bir uygulama sürecini işlem kurallarına bağlayarak düzenleme.

Kurallaştırma : Kurallaştırmak işi.

Kurallaştırmak : Kural durumuna getirmek.

Kurallı yüklenme : Bir oyuncunun ayaktopu kurallarına uygun olarak karşı takım oyuncusunun üzerine abanması.

Kurallıca : Kurallı bir biçimde.

Kural ile ilgili Cümleler

  • Oyunu yeni kurallarına göre oynadık.
  • Kural bu durumda geçerli değil.
  • Kural olarak, geç kalkarım, ama bu sabah farklıydı.
  • Kural bu durumda geçerlidir.
  • Ali kuralları anladı.
  • Kural nedir?
  • Kural budur.
  • Kural bizim durumumuzda geçerli değildir.
  • İlk kural nedir?
  • Kız kardeşinin kurallarını izlemesini iste.
  • Ne zamandan beri kuralları önemsiyorsun?
  • Ne zamandan beri ahlak kurallarını önemsiyorsun?
  • Ali kuralları bildi.
  • Kural olarak, günde üç öğün yemeğimiz var.

Diğer dillerde Kural anlamı nedir?

İngilizce'de Kural ne demek? : [Kural] n. rule, law, regulation, statute, code, disposition, precept

Fransızca'da Kural : règle [la], loi [la]

Almanca'da Kural : n. Gesetz, Kanon, Ordnung, Regel, Vorschrift

Rusça'da Kural : n. правило (N), норма (F), закон (M), требование (N)

Kural ile ilgili yorumlar  

Bu kısımda Kural nedir? Kural ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Kural tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Kural hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.

Popüler Konular

En Son Yorumlar

  • Kasko: merhaba burçin hanım, mutlaka bir hukuk bürosu ile anlaşın ve hakkınızı arayın. başta masraf yapmış olacaksınız ama dav...
  • Kasko: merabalararacımla kaza yaptım aracım perte çıktı yanımda bi arkadaşımla ifade felan verdik kasko şirketine gitti araç sonu...
  • Görevsizlik kararı: görevsizlik kararının kaldırılması ne demek yada ne anlama geliyor...
  • 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı: 29 ekim ile ilgili şiir arıyordum ama bu yazı da çok işime yarayacak. ödevim için çok faklı bir makale oldu. çok teşekkür...
  • Elektron yakalama: Her nasıl ki yıldırımın oluşmasına mani olamıyorsak, onun toprağa akması için onu engellememeli, binalara ve eşyalara zar...