Kurul nedir, Kurul ne demek

Bilimsel terim anlamı:

Bir ortaklığın ya da kurumun yapılacak işlerinnin yönetimi sağlanılmak üzere aralarından seçecekleri sorumlu topluluk.

İngilizce'de Kurul ne demek? Kurul ingilizcesi nedir?:

committee

Kurul kısaca anlamı, tanımı:

Asamble : Kurul.

Alt kurul : Meclis veya herhangi bir kurultayda bazı konuları inceleyerek varılan sonuçları tartışılmak için genel kurula getirmekle görevli, milletvekilleri arasından oluşturulan yardımcı kurul, yarkurul, encümen, komisyon, komite. Belli bir konuyu ele almak amacıyla bir kurul içinden birkaç kişi seçilerek oluşturulan kurul, encümen, komisyon, komite.

Genel kurul : Bir kuruluşta üyelerin tamamının katılımıyla yapılmış olan toplantı.

Seçici kurul : Seçiciler kurulu.

Üst kurul : Kendilerine bağlı kurum veya kuruluşların yaptıkları işleri denetleyen ve onaylayan üst bir birim.

Yarkurul : Alt kurul.

Bakanlar kurulu : Devletin görevlerini yerine getirmesini sağlayan, başbakan ve bakanlardan oluşan yetkili organ, hükûmet, kabine.

Balotaj kurulu : Kurum ve kuruluşlarda yeni üyelerin alınmasına karar veren kurul.

Denetim kurulu : Denetleme kurulu.

 

Denetleme kurulu : Devlet kuruluşlarında denetim işini yapmakla görevli üyelerin oluşturduğu kurul, denetim kurulu, teftiş heyeti, teftiş kurulu. Bir kuruluşun yasalara ve kendi amacına uygun olarak çalışıp çalışmadığını denetleyen kurul.

Disiplin kurulu : Disiplin kurallarına aykırı davranan kimselerin suçlarını tespit ederek uygun cezaları vermekle görevli kurul.

Onur kurulu : Bir kuruluş veya derneğin üyeleri arasında çıkan onur davalarını gören veya bu kuruluş veya derneğin ilkelerine aykırı davranan üyelerin bu davranışlarını inceleyip karara bağlayan kurul, haysiyet divanı.

Sağlık kurulu : Kişi sağlığını inceleyen ve denetleyen hekimler kurulu.

Sandık kurulu : Seçimlerde bir sandık çevresinde oy verme işleminin düzenli yapılmasını sağlayan görevliler.

Seçiciler kurulu : Yarışma, sınav vb. etkinliklerde başarılı, üstün olanları seçmek amacıyla oluşturulmuş geçici kurul, seçici kurul, jüri.

Soruşturma kurulu : Herhangi bir konuda soruşturma yapmak üzere oluşturulmuş kurul, tahkikat komisyonu.

Tahkim kurulu : Anlaşmazlıkları çözmek üzere oluşturulmuş hakem heyeti.

Teftiş kurulu : Denetleme kurulu.

Uzlaştırma kurulu : Toplu sözleşme görüşmelerinde tarafların uyuşmazlığa düşmeleri durumunda, uzlaşma sağlamak amacı ile grev ve lokavt kanununa göre oluşturulan, kararlarının yaptırım gücü olmayan kurul.

 

Yargıcılar kurulu : Hakem heyeti.

Yasama kurulu : Parlamento.

Yazı kurulu : Gazete, dergi vb. bir yayında basılacak yazıları seçen, yazı işlerini yürüten kimselerin oluşturduğu kurul.

Yönetim kurulu : Bir kuruluşu yönetmekle görevlendirilmiş kimselerin hepsi, umumi heyet.

Yürütme kurulu : Bir kuruluşta kanun, tüzük, yönetmelik ve alınan kararları uygulamakla görevli kurul.

Kurulama : Kurulamak işi.

Kurulamak : Bir şeyin üzerindeki ıslaklığı gidermek.

Kurulanış : Kurulanma işi.

Kurulanma : Kurulanmak işi.

Kurulanmak : Kendini kurulamak. Kurulama işi yapılmak veya kurulama işine konu olmak.

Kurulaşma : Kurulaşmak işi.

Kurulaşmak : Yoksullaşmak, yozlaşmak, muhtevasızlaşmak. Kuru duruma gelmek.

Kurulayış : Kurulama işi.

Kurulma : Kurulmak işi.

Kurulmak : Rahatça oturmak, yerleşmek. Kurma işine konu olmak veya kurma işi yapılmak. Övünür biçimde davranışlarda bulunmak, kasılmak.

Kurultay : Eski Türklerde devlet işlerinin görüşülüp karara bağlandığı meclis. Ulusal veya uluslararası bilimsel toplantı. Bir kuruluşun, gündemindeki sorunları, temel konuları konuşmak ve yeni kurullar seçmek üzere belli sürelerle veya gerektikçe yaptığı genel toplantı, kongre.

Kurulu : Kurulmuş olan, yerleşmiş, oturmuş.

Kurulu düzen : Yerleşmiş, içinde bulunulan toplumsal düzen.

Kuruluk : Kuru olma durumu.

Kuruluş : Yapı, yapılış, bünye. Bir sefer kuvvetini oluşturan birliklerin yapısı. Kurulma işi. Topluma hizmet, üretim, tüketim vb. amaç ve görevlerle kurulan her şey, tesis. Kasılma.

Kuruluşlar bütünü : Kompleks.

Başköşeye kurulmak : Saygın kişilere ve büyüklere ayrılan yere oturmak.

Beşlik simit gibi kurulmak : Kendini bir şey sanarak bir yere yayılıp oturmak.

Kucağına kurulmak : Kucağına oturmak.

Maça beyi gibi kurulmak : Saygısızca yayılarak oturmak.

Sanayi kuruluşu : Sanayi ham maddesini işleyen ve üretim sağlayan kuruluş.

Sivil toplum kuruluşu : Toplumdaki çeşitli sorunları bağımsız olarak ele alıp kamuoyunu bilgilendirme ve aydınlatma görevi yapan, öneriler sunan her türlü birlik, sivil toplum örgütü.

Tuzu kuruluk : Tuzu kuru olma durumu.

Zemberek kurulmak : Durum kızışmak.

Yapmak : Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek. Salgılamak, çıkarmak. Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek. Bir harekete, işe başlamak veya bir hareketle, işle uğraşmak. Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek. Üretmek. Evlendirmek. Gerçekleştirmek. Olmak. Tehdit yoluyla birini herhangi bir duruma düşürmek. Düzenli bir duruma getirmek. Bir durum yaratmak. Onarmak, tamir etmek. Edinmek, sahip olmak. Olmasına yol açmak. Yol almak. Bir kimseye bir meslek kazandırmak, yetiştirmek. Dışkı çıkarmak. Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek. Davranmak, hareket etmek.

Yönetmek : Birinin bir konudaki etkinliğine, çalışmasına yön vermek, birini yönlendirmek. Bir kurum veya kuruluşun yasalara, kurallara ve belli şartlara uygun biçimde işlemesini sağlamak, idare etmek, tedvir etmek. Program ve oyunların yapımını, gerçekleşmesini sağlamak.

Kurum : Ocak bacalarında biriken veya çevrede savrulan kalın is. Kendini büyük ve önemli gösterme davranışı, büyüklenme, gösteriş, azamet, tekebbür. Evlilik, aile, ortaklık, mülkiyet gibi köklü bir yapıyı içeren, genellikle devletle ilişkisi olan yapı veya birlik, müessese.

Temsil : Birinin veya bir topluluğun adına davranma. Oyun. Söz gelişi. Özümleme.

Görev : Bir cümlede bir dil biriminin öbür birimlerle ilişkisi aracılığıyla yerine getirdiği iş. Resmî iş, vazife. Bir organ veya hücrenin yaptığı iş. Bir kimseye veya bir kurula verilen özel amaçlı iş, misyon. Bir nesne veya bir kimsenin yaptığı iş. Bir değerin başka değerlerle olan ilişkisi. İşlev.

Kişi : Çekimli fiillerde ve zamirlerde konuşan, dinleyen, sözü edilen varlık, şahıs. Erkek. Kadın veya erkeğe verilen genel ad, şahıs, zat, nefer. Oyun, roman, hikâye vb.nde yer alan kimse. Eş, koca.

Topluluk : Aynı türden canlıların bir araya gelmesiyle oluşan küme. Sanatçı grubu. Aynı yerde bulunan insan kalabalığı. Müzik eserlerini birden fazla ses veya sazla seslendirmek için oluşturulan grup, ansambl. Vücudun dolgun olma durumu. Nitelikleri bakımından bir bütün oluşturan kimselerin hepsi, toplum, camia, cemiyet.

Kurul-yönetmen dizgesi : Kent genel kurulunun, kendi üyeleri dışında, bilgi, beceri ve deneyimini göz önünde tutarak atadığı ve kendisine karşı sorumlu bir yönetmenle işlerin birlikte yürütüldüğü bir yerel yönetim biçimi, bk. kent yönetmeni dizgesi

Kurulabilme : Kurulabilmek işi.

Kurulabilmek : Kurulma imkânı veya olasılığı bulunmak. İlgili cümle: "“Küçükten, sessizden; yazıcısı, aktörü, ressamı birleşerek candan bir Türk tiyatrosu kurulabilir miydi, acaba?”" S. F. Abasıyanık.

Kurulama birimi : Teneke yapımında, çelik şeritlerin kurulanmak için içinden geçirildikleri bölüm.

Kurulayabilme : Kurulayabilmek işi.

Kurulayabilmek : Kurulama imkânı veya olasılığı bulunmak.

Kurule : Kolera.

Kurulgan : Hayvanların arka ayaklarında olan bir hastalık. Tırnakla et arasında çıkan bir çıban. Kalkan dikeni de denilen uzun saplı, küçük kırmızı çiçekler açan, dikenli bir bitki. Onurlu, kibirli, gösterişli.

Kurulğan : Kendim beğenen, büyüklenen.

Kurulkan : Büyük diken.

Kurul ile ilgili Cümleler

  • Kurul'un kararı budur.
  • Kurulandığın havluyu odama asma olur mu?
  • Bazı bilim insanları dünya dışı yaşam ile ilk temasın önümüzdeki on yıla kadar kurulacağına inanıyor.
  • Kurul bilimci ve mühendislerden oluşuyor.
  • Kurul oy birliği ile onay verdi.
  • Bilim ödülünü kazanan ödül parasını hayır kuruluşuna vermeye karar verdi.
  • Kurul sosyal yardımı görüşüyor.
  • Dün Tom'la bağlantı kurulamadı.
  • Kurulum şimdi tamamlandı.
  • Ali kâr amacı gütmeyen kuruluşlar için çalışıyor.
  • Bu üniversite 1843'de kuruldu.
  • Yönetim Kurulu oy birliğiyle CEO olarak onu atamaya karar verdi.
  • Kurultay tekrar oylama yaptı.
  • Mütevelli Yönetim kurulu yurt dışı holdingleri görevden almak için oy kullandı.

Diğer dillerde Kurul anlamı nedir?

İngilizce'de Kurul ne demek? : n. board, committee, council, commission, assembly, college

v. be built, be founded, be set up, settle down, install oneself, ensconce oneself, squat

Fransızca'da Kurul : conseil [le], assemblée [la], collège [le], comité [le], délégation [la]

Almanca'da Kurul : n. Gremium, Kongregation, Versammlung

Rusça'da Kurul : n. совет (M), ассамблея (F), коллегия (F)