Kurum nedir, Kurum ne demek

Kurum; bir hukuk terimidir.

  • Ocak bacalarında biriken veya çevrede savrulan kalın is.
  • Kendini büyük ve önemli gösterme davranışı, büyüklenme, gösteriş, azamet, tekebbür
  • Evlilik, aile, ortaklık, mülkiyet gibi köklü bir yapıyı içeren, genellikle devletle ilişkisi olan yapı veya birlik, müessese.

"Kurum" ile ilgili cümle

  • "Vapur dumanı ve baca kurumuyla kapkara olan saçlarımla yastığı kirletmek istemiyordum." - Halikarnas Balıkçısı
  • "Türk Dil Kurumu."
  • "Hikmet Bey'in kurum ve edası, her zamankinden belki yüz kat üstündü." - S. M. Alus

Yerel Türkçe anlamı:

Merhem, em.

Yaradılış, biçim, yapı : Yüzünün kurumu tıpkı bizim Süreyya'ya benziyor.

Hukuki terim anlamı:

müessese.

İktisat alanındaki kelime anlamı:

Belirli bir amacı gerçekleştirmek üzere kurulan özel veya kamu örgütü.

Kimya'daki anlamı:

Odun veya reçineli maddelerin tam olmayan yanmasından elde edilen, yağımsı maddeler içeren karbon siyahı

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

[Bakınız: kürün -2]

Diğer sözlük anlamları:

Kuruluş, yapılış, şekil, biçim

Bilimsel terim anlamı:

Belirli düşüncelerin, davranış kalıplarının, bireyler arasındaki ilişkilerin ve karşılıklı görevlerin oluşturduğu, kökü birtakım törelere dayalı toplumsal örgenleşme (örneğin: din, aile ve benzeri).

 

Bir iş yapmak amacıyla bir ya da bir kaç kişi tarafından meydana getirilen ana kuruluş.

Fırın atmosferlerinin bileşimindeki hidrokarbon gazlarının ayrışması sonucu, fırın içinde oluşan ve toplanan karbon parçacıkları.

İngilizce'de Kurum ne demek? Kurum ingilizcesi nedir?:

institution, establishment, soot, establishing

Fransızca'da Kurum ne demek?:

etablissement, suie, attitude

Kurum hakkında bilgiler

Kurum kavramı, günlük dilde çeşitli kuruluşları tanımlamak amacıyla kullanılır. Kurum sözcüğünün bilimsel anlamı, çoğunluğun aynı şekilde ve sıklıkla ortaya koyduğu davranışlarımızın toplamıdır, örüntülerdir.

Kurumlar, bir toplumda sosyal yaşamımızı birbirimize benzer şekilde gerçekleştirdiğimizi ifade eden ve sağlayan kültürel süreçlerdir. Bir başka deyişle davranış örüntüleri, toplumsal roller ve etkileşim süreçlerinden oluşan, kültürün büyük kısmını anlatmak için kullanılan bir kavramıdır. Kurum denilince, 'toplumsal kurum' anlaşılır.

Kurum ile ilgili Cümleler

  • Tom, Mary'nin evinin kapısına doğru yürürken, kurumuş yapraklar ayağının altında hışırdıyordu.
  • Kurum "çekemezlik" doğrusu derken, halk "çekememezlik" der.
  • Kurumsallaşmış ırkçılık polis gücü içinde önemli bir sorun.
  • Elbiselerim henüz kurumu?
  • Jale'ye ithafen bir hayır kurumu açacağım.
  • Kurum gönüllüler için televizyonda ilan verdi.
  • Kurumaya bırak.
  • Hayır kurumuna ne kadar vereceğimi biliyor musun?
  • Bu kuyu asla kurumaz.
  • Ben bunu bir hayır kurumu mağazasından aldım.
  • Eski mobilyanı atma yerine neden onu hayır kurumuna vermiyorsun?
 

Kurum anlamı, kısaca tanımı:

Büyük : Önemli. Çok, ortalamayı aşan (soyut kavram). Niceliği çok olan. Üstün niteliği olan. Büyük abdest. Yetişkin, belli bir yaşa gelmiş. Makam, rütbe, derece bakımından daha üst olan kimse. Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), makro, küçük karşıtı.

Davranış : Dıştan gözlemlenebilecek tepkilerin toplamı. Davranma işi, tutum, davranım, muamele, hareket. Organizmanın uyaranlar karşısındaki tepkilerinin bütünü.

Kurum kurum kurumlanmak : Büyüklenmek, böbürlenmek.

Kurum satmak : Böbürlenmek, büyüklenmek.

Eğitim kurumu : Öğrencilerin eğitim ve öğretimlerinin yapıldığı yer.

Kamu kurumu : Belirli kamu hizmetlerini yerine getirmek amacıyla oluşturulan kamu tüzel kişisi.

Kuruma : Kurumak işi. Boyanın çözücüsünün buharlaşması veya bağlayıcısının kimyasal tepkime gibi çeşitli yollarla sert bir film oluşması.

Kurumak : Bitki, suyu çekilip cansız duruma gelmek. Çok susamak. Bazı nesneler yumuşaklığını yitirmek, sertleşmek. Akarsu, göl vb.nin suyu kalmamak. Islaklığını, nemini yitirerek kuru duruma gelmek. Cılızlaşmak, sıskalaşmak, zayıflamak.

Kurumlanış : Kurumlanma işi.

Kurumlanma : Kurumlanmak işi.

Kurumlanmak : Gururlanarak kasılmak. Kurum (I) tutmak.

Kurumlaşma : Kurum niteliği kazandırma, kurum niteliği verme. Herhangi bir davranış, düşünüş, inanış biçiminin tarih olarak durağan ve toplumca değer verilen kalıplara dönüşmesi süreci, müesseseleşme. Özellikle politik ve ekonomik alanlarda denetim örgütlerinin, kurumların çoğaltılması eğilimi.

Kurumlaşmak : Kurum durumuna gelmek, müesseseleşmek.

Kurumlu : Gururlanarak kasılan, mağrur, dikbaşlı. Kurum (II) tutmuş olan.

Kurumsal : Değişik birim ve fonksiyonlarıyla bir kurumun niteliklerine tam anlamıyla sahip olan. Kurumla ilgili.

Kurumsuz : Kurumu olmayan.

Kurumsuzluk : Kurumsuz olma durumu.

Ağzı kurumak : Konuşamaz duruma gelmek. susuz kalmak.

Boğazı kurumak : Çok susamak.

Kanı kurumak : Çok usanmak, çok bıkmak. bitkin, yorgun, cansız duruma düşmek.

Mürekkebi kurumadan bozmak : Kararı, sözleşmeyi, anlaşmayı yazılmasından çok kısa süre sonra bozmak.

Ocak : Şömine. Aynı amaç ve düşünceyi paylaşanların kurdukları kuruluş veya toplandıkları, görev yaptıkları yer. Ateş yakmaya yarayan, pişirme, ısıtma, ısınma vb. amaçlarla kullanılan yer. Yeniçeri teşkilatını oluşturan odalardan her biri. Kahvelerde, kuruluşlarda çay, kahve vb.nin yapıldığı yer. Bahçelerde veya bostanlarda her tür meyve ve sebze tohumu veya fidesinin dikimi için ayrılmış toprak çukuru. Isı vererek üzerine veya içine konulan maddeleri ısıtan, pişiren, kaynatan, eriten araç veya alet. Yılın birinci ayı, kânunusani. Yer üstünde veya yer altında cevher çıkarılan yer. Ev, aile, soy. Halk hekimliğinde bir önceki kuşaktan el verme suretiyle aktarılan bilgileri kullanarak belirli bir şikâyeti veya hastalığı iyileştirdiğine inanılan aile.

Baca : Dumanı ocaktan çekip havaya vermeye yarayan yol. Çatı penceresi. Su yolu, lağım, maden ocağı vb. yer altı yapılarının hava deliği.

Çevre : Kişinin içinde bulunduğu toplumu oluşturan ortam. Bir şeyin yakını, dolayı, etraf, periferi. Aynı konu ile ilgisi bulunan kimselerin tümü, muhit. Bir kimse ile ilişkisi bulunanlar, muhit. Bir birimden önce veya sonra gelen aynı türden birimlerin tümü, bunların oluşturduğu küçük grup, kontekst. Düzlem üzerindeki bir şekli sınırlayan çizgi. Hayatın gelişmesinde etkili olan doğal, toplumsal, kültürel dış faktörlerin bütünlüğü. Yağlık.

Kalın : Enli ve gür (kaş). Mayalı hamurun parçalara ayrılıp tandırda pişirilmesiyle elde edilen ekmek türü. Gelin olacak kıza erkek tarafından verilen para veya armağan, ağırlık. Yoğun, akıcılığı az olan. Pes (ses). Cisimlerde uzunluk ve genişlik dışında üçüncü boyutu çok olan (cisim), ince karşıtı. Etli, dolgun.

Evlilik : Evli olma durumu.

Aile : Temel niteliği bir olan dil, hayvan veya bitki topluluğu, familya. Aynı soydan gelen veya aralarında akrabalık ilişkileri bulunan kimselerin tümü. Aynı gaye üzerinde anlaşan ve birlikte çalışan kimselerin bütünü. Evlilik ve kan bağına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik. Eş, karı. Birlikte oturan hısım ve yakınların tümü.

Ortaklık : Ortak olma durumu, iştirak, müşareket, şeriklik. İki veya daha çok kimsenin iş yaparak kazanç elde etmek için birleşmeleri, şirket.

Kavram : Tutam, avuç dolusu. Bir nesnenin veya düşüncenin zihindeki soyut ve genel tasarımı, mefhum, fehva, konsept, nosyon. Karın zarı, periton. Nesnelerin veya olayların ortak özelliklerini kapsayan ve bir ortak ad altında toplayan genel tasarım, mefhum, konsept, nosyon.

Kurum bırakımı : Kurumlaşma olayı sonucu, fırın çeperleri ile parça yüzeylerinde oluşan bırakım olayı.

Kurum fırçası : Kazanın duman borularını temizlemekte kullanılan tel fırça.

Kurum konutu : Görevlilerinin oturması için, kimi kuruluşların yaptırdıkları düşük tutmalıklı ya da tutmalık karşılığı olmayan konut.

Kurum kurum kurumlanmak : büyüklenmek, böbürlenmek.

Kurum yakma : Karbonlama fırınlarının kullanılmadıkları zamanlarda, birikmiş olan kurumun yakılarak giderilmesi işlemi.

Kurum-yazar : Bir kitabın yazılmasından sorumlu olan ve yazar yerine geçen kuruluş.

Kuruma çatlakları : Çamurlu çökelleri, güneşte ve havada kuruyarak büzülmeler ile oluşan poligon biçimli çatlaklar.

Kurumatan : Karacı, kara süren.

Kurumaz yağ : (kimya)

Kurumcu : Ankara ili, Çeltikçi nahiyesine bağlı bir yer.

Diğer dillerde Kurum anlamı nedir?

İngilizce'de Kurum ne demek? : n. foundation, establishment, corporation, institution, institute, airs, vanity, pose, conceit, haughtiness, shop, smut, soot, swagger

Fransızca'da Kurum : (gurur) fierté [la], morgue [la], orgueil [le]; (is) suie [la]; (kuruluþ) établissement [le], institut [le]

Almanca'da Kurum : n. Board, Eitelkeit, Hochmut, Institution, Körperschaft, Korporation, Ruß

Rusça'da Kurum : n. общество (N), лига (F), учреждение (N), заведение (N), амбиция (F), гордость (F), горделивость (F), зазнайство (N), гонор (M), гордыня (F), сажа (F)