Kuzu kapama nedir, Kuzu kapama ne demek

Kuzu kapama hakkında bilgiler

Kuzu kapama, daha çok Ege ve İç Ege yörelerinde, en fazla 1 yaşındaki kuzunun ön kol etinden yapılmış olan bir kebap çeşididir.

Diğer kebaplardan ayrılan özelliği tencere usulü pişirilmesidir. Geleneksel pişirme usulünde bazı yörelerde kalaylanmış alüminyum tencerede pişirilen etlerin yapışmaması için kullanılan yayvan kabın dibine asma çubukları döşenir.

Kuşbaşı doğranan kuzu ön kol etleri, kullanılan etin %1'i oranında kırmızı biber, karabiber, kimyon ve zeytinyağı ile marine edilerek soğutucu dolapta bir gün dinlenmeye bırakılır.

Marine edilen ana malzemenin, yani etin %25 oranında arpacık soğanı ile karıştırılarak dairesel yayvan kaba boşaltılır. Kabın kenarlarında eşit mesafeli boşluk kalacak şekilde yemeklik malzeme kabın ortasında toplanır ve malzemenin üstü başka bir kapla kapatılır, üstüne de hafif bir ağırlık konur. Yemek "kapama" adını bu özelliğinden dolayı alır. Pişirilecek karışımın 1 kg için bir çay bardağı su kullanılır. Karışım çok hafif ateşte uzun süreli pişirilerek, bu suyun buharıyla kıvam kazanır. Pişirme sonunda elde edilen tat sac kavurmanın karamel tadını, tandırın da dolgun lezzetini alır.

 

Kuzu kapama tanımı, anlamı:

Kuzu : Koyun yavrusu. Bir meyve ve sebzeye bitişik olan küçük meyve veya sebze. Deneyimsiz, toy kimse.

Arpacık : Göz kapağının kenarında çıkan küçük çıban, it dirseği. Tüfek, tabanca vb. ateşli silahlarda namlunun en ileri bölümünde bulunan ve nişan alırken gezle birlikte göz ile hedef arasında aynı çizgi üzerine getirilen küçük çıkıntı.

Soğan : Zambakgillerden, yemeklere tat vermek için yumrusu ve yeşil yaprakları kullanılan güzel kokulu bitki (Allium cepa). Çiğdem, lale, zambak, sarımsak vb. bitkilerin toprak altındaki yumru kökü.

Ateş : Tutuşmuş olan cisim. Büyük üzüntü, acı. Patlayıcı silahların atılması. Tehlike, felaket. Genellikle hastalık etkisiyle artan vücut sıcaklığı, kızdırma. Öfke, hırs, hınç. Isıtmak, pişirmek için kullanılan yer veya araç. Coşkunluk. Yanıcı cisimlerin tutuşmasıyla beliren ısı ve ışık, od, nâr.

Pişirilme : Pişirilmek işi.

Yemek : Batmak, çizmek, kaşındırmak, dalamak. Konuklara yiyecek verilerek yapılmış olan ağırlama. Yenmek için pişirilip hazırlanmış yiyecek, aş, taam, ekmek. Gücünü kırmak, perişan etmek, mahvetmek. Yasal yoldan cezalandırılmak. Yemek yeme, karın doyurma işi. Günün belli saatlerinde yenilen besin. Birine alacağını vermemek, ödememek. Başkasının parasını harcamak. Kandırmak. Hakkı olmayan ve kendisine yasak edilmiş bulunan bir şeyi kabul etmek. Aşındırmak, kemirmek, oymak, delmek. Ağızda çiğneyerek yutmak. Harcamak, tüketmek, bitirmek. Hoşa gitmeyen kötü bir duruma uğramak, tutulmak. Harcanmak, kullanılmak, sarf edilmek. Isırmak. Sürekli üzmek, tedirgin etmek.

 

Kapama : Metres. Taze soğan ve marulla pişirilmiş kuzu eti yemeği. Üst baş, giyecek takımı. Kapamak işi.

Kemikli : Kemikleri iyi gelişmiş. Kemiği olan. Çok zayıf, sıska.

Yeşilsoğan : Taze soğan.

Havuç : Maydanozgillerden, koni biçimindeki etli kökü için sebze olarak yetiştirilen, iki yıllık otsu bir kültür bitkisi, yeregeçen (Daucus carota).

Dereotu : Maydanozgillerden, ince yapraklı, bazı yemeklere konulan güzel kokulu bir bitki (Anethum).

Birlik : Belli bir topluluğun yararlarını korumak için kurulmuş dernek. Tek, bir olma durumu, vahdaniyet. En büyük değerdeki nota, dört dörtlük. Konunun bir ana düşünce çevresinde toplanması. Bölünmezliği içeren yalın bütün. Bölük, tabur, alay vb. bir bütün sayılan topluluk. Bir taneden oluşmuş, bir tane alabilen. Bir arada olma durumu, vahdet. Bağlılık, benzerlik, bağlantı, vahdet.

Yöre : Bir bölgenin belli bir yer ve çevresini kapsayan sınırlı bölümü, havali, mahal, civar. Değirmenlerde, taşla kasnak arasında kalan ve hayvan yemi olarak kullanılan un.

Kebap : Kızartma, çevirme veya kavurma yoluyla hazırlanan her türlü yiyecek. Yanmış, yanık. Kavrulmuş, kızarmış. Doğrudan doğruya ateşte veya kap içinde susuz olarak pişirilmiş et.