Language türkçesi Language nedir

Language ile ilgili cümleler

English: A dictionary is an important aid in language learning.
Turkish: Sözlük dil öğrenmede önemli bir yardımcıdır.

English: "Is this Arabic?" "No, it's Uyghur - a language that's spoken in northwestern China."
Turkish: Bu, Arapça mı? Hayır, Uygurca. Kuzeybatı Çin'de konuşulan bir dil.

English: "Which language class are you taking this semester?" "Arabic Level 5."
Turkish: "Bu yarıyıl tatilinde hangi dilin kursunu alacaksın?" "Arapça 5. seviye."

English: A foreign language cannot be learned in only two weeks.
Turkish: Yabancı bir dil sadece iki haftada öğrenilemez.

English: "The French language flows." "Yes, like diarrhea flows."
Turkish: "Fransızca dili akar." "Evet, bir ishalin aktığı gibi."

Language ingilizcede ne demek, Language nerede nasıl kullanılır?

Language ability : Dil becerisi. Dil yetisi.

Language acquisition : Dil edinim. Dil kazanımı. Dil edinimi.

Language barrier : Dil engeli. Dil barajı.

Language boy : Dil oğlanı. İstanbul'daki yabancı elçiliklerde türkçe öğretilerek çevirmen olmak üzere yetiştirilen genç.

Language code : Dil kodu.

Language lesson : Dil dersi.

Language interpreter : Dil yorumlayıcı. Dil yorumlayıcısı.

Language learning : Dil öğrenimi. Dil öğrenme.

 

Language conversion program : Dil dönüştürme programı.

Language levels : Dil düzeyleri. Çağdaş mantıkta nesneler diliyle üstdillerden oluşan dilsel aşamalar.

İngilizce Language Türkçe anlamı, Language eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Language ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Letters : Yazın. Mektuplar. Harfler. Bilim.

Parlance : Tabir. Deyiş. Konuşma tarzı. Dil (özel). Deyim. Jargon.

Signing : İmza. İmzalama. İşaretleme. İmzalayarak. İmzalamak. Bir imza yazma eylemi.

Artificial language : Belirli bir kullanım veya amaç ile uluslararası alanda yaratılmış olan dil. Belli bir kişi veya küçük grup tarafından özel olarak icat dilmiş olan dil. Yapma dil. Yapay dil.

Barrage : Yaylım ateşi. Yağmur. Set. Soru yağmuruna tutmak. Bent. Engelleme ateşi. Yoğun yaylım ateşi. Engel. Nehir barajı. Baraj.

Spoken language : İnsanların iletişim için kullandıkları dil. Sözlü dil. Bir dilde ağızdan ağıza değişerek çeşitli söyleyiş özellikleri taşıyan ve yazı dilinden farklı olan dil: şuncacıktan kuşbazlığa vurup ipini boşlamasaydık, nice baltalara sap olduktu, adam sırasına bile girdik gittiydi (k. tahir, yol ayrımı, s. 75). oni anlatāyim, oni anlatalum, bak sen de ėyi hatirlattuntun oni. tebi baştan başlāyirum ha (t. günay, rize ili ağızları, s. 245) vb. karşıtı yazı dili'dir. Konuşma dili. İnsanların konuştukları dil. Konuşulan dil.

Clapper : Çan dili. Klaket. Şakşakçı. Eski tiyatrolarda alkışlamak için parayla tutulan kişi. (bk. şakşakçı). Alkışçı. Kaynana zırıltısı (argo terim). Kaynana zırıltısı. Bazı tecimsel tiyatrolarda, oynanan oyunu seyirciye onaylatmakta etkili olmak için parayla tutulan kişi. bk. şakşakçı. Oyunun alkışlanacak yerlerinde çekimser seyirciye önayak olup onun da alkışlanmasını sağlamak ereğiyle tutulmuş alkışçı.

 

Letter : Harf. Yazaç. Bilgisayar, bilişim, gramer alanlarında kullanılır. Bilgi. Yalnız başına ya da ötekilerle birlikte kullanıldığında başlıca görevi, yazılı dilde, sözlü dilin bir ses öğesini göstermek olan bir çizisel damga. Kitap harfiyle yazmak. Belge. Bir dilin alfabesini oluşturan ve tek başına veya başka ögelerle birlikte o dildeki sesleri yazıda göstermek üzere kullanılan işaretlerden herbiri, sesin yazıdaki işaret karşılığı. türkçede a, b, c, d, f, g; almanca ch, st (şt), sch (ş), tsch (ç); ing. ch (ç), x gibi. her dilin alfabe sistemindeki harfler büyük ve küçük harfler olarak ayrılır ve birbirinden farklı işaretlerle karşılanır. Ruhsat. Betik.

Lit : Küfelik. Sarhoş. Yanan.

Bombardment : Bir madde üzerine ard arda nükleer tanecikler gönderme işlemi. Fizik, nükleer enerji alanlarında kullanılır. Bir özdeğin hızlı parçacıklarla ya ışınımlarla dövülmesi; öğecikler dövme ile uyarılır ya da çekirdekleri dönüşerek, öğecik tür değiştirir. Topa tutma. Dövüm. Bombardıman. Bombalama.

Language synonyms : koine, string of words, magical spell, oral communication, indigenous language, voice communication, superstrate, non standard speech, linguistic string, speech communication, spoken communication, linguistic communication, interlanguage, charm, source language, monologue, idiolect, jargon, lingua franca, literatures, tongue, metalanguage, jargons, neck, target language, object language, give and take, dead language, soliloquy, dictation, literature, langues, slanguage.

Language zıt anlamlı kelimeler, Language kelime anlamı

Natural language : Tabii dil. Yıllar boyunca gelişmiş olan insan dili. Doğal dil.

Artificial language : Yapma dil. Yapay dil. Belli bir kişi veya küçük grup tarafından özel olarak icat dilmiş olan dil. Belirli bir kullanım veya amaç ile uluslararası alanda yaratılmış olan dil.

Uncommunicative : Ketum. Az konuşur. Çekingen. Konuşkan olmayan. Ağzı sıkı. Az konuşan.

Language ingilizce tanımı, definition of Language

Language kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Any means of conveying or communicating ideas. Specifically, human speech. The expression of ideas by the voice. Sounds, expressive of thought, articulated by the organs of the throat and mouth. To express in language. To communicate by language.