Leğen nedir, Leğen ne demek

Leğen; kökeni farsça dilinden gelmektedir.

  • Genellikle, içinde bir şey yıkamak için kullanılan metal veya plastikten yayvan kap
  • Gövdenin arka veya alt ucunda bulunan, bir yandan omurganın bel bölümüyle, öte yandan bacaklarla eklemlenen kemik çatı, havsala.

"Leğen" ile ilgili cümleler

  • "Adam, önündeki leğene eğilmiş, bardak yıkıyordu." - N. Cumalı

Yerel Türkçe anlamı:

Karavana denilen yemek kabı.

Biyoloji'deki anlamı:

Kuyruk sokumu kemiği ile kalça kemiği arasında kalan boşluk. Pelvis.

Üreterin böbrek ile birleştiği yerde genişleyen bölgesi.

Zooloji alanındaki anlamı:

(anlamdaş. pelvis): Kuyruk sokumu kemiği ile kalça kemeri arasında kalan boşluk.

İngilizce'de Leğen ne demek? Leğen ingilizcesi nedir?:

pelvis

Osmanlıca Leğen ne demek? Leğen Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

havsala

Leğen tanımı, anlamı:

Leğen başından almak : Bir kızla hamarat diye evlenmek.

Leğen ibrik : El ve yüz yıkamak, abdest almak için kullanılan, leğen ve ibrikten oluşan takım.

Çamaşır leğeni : İçinde çamaşır yıkanan, metal veya plastikten yapılmış geniş kap.

Altın leğene kan kusmak : Varlık içinde hastalık veya sıkıntı çekerek yaşamak.

Genel : Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan. Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne). Bir genelleme sonucunda elde edilen. Yetkisi ve sorumluluğu çok olan. Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi.

 

Yıkamak : Çözünmeyen bir çökeltiden ayrılması istenen suda çözünür maddeleri, yıkama yoluyla temizlemek. Su veya başka bir sıvı kullanarak bir şeyi temizlemek.

Metal : Çok yüksek elektrik ve ısı iletkenliği, kendine özgü parlaklığı olan, oksijenli birleşimiyle çoğunlukla bazik oksitler veren madde. Dizgi makinelerinde satırları oluşturmak için eritilen antimon ve kurşun alaşımı. Bu maddeden yapılmış.

Plastik : Isı ve basınç etkisiyle biçim verilen, organik veya sentetik olarak yapılmış olan madde. Bu maddeden yapılan.

Yayvan : Eni boyundan ve derinliğinden çok olan, basık ve geniş.

Gövde : Bir şeyin asıl bölümü. Hayvanlarda baş, ayak ve kuyruktan geri kalan bölüm. İnsan bedeninde baş, kol ve bacaklar dışında kalan bölüm. Kesilmiş hayvanın, sakatatı alındıktan sonraki durumu. Ad ve fiil köklerinden yapım ekleriyle türetilmiş kelime. Ağaç ve bitkilerin dallarının dışında kalan ana bölümü.

Omurga : Gemi kaburgasının aşağı taraftan bağlı bulunduğu boy ekseni doğrultusunda boydan boya geçen ana yapı ögesi. Sırt boyunca uzanarak vücuda destek sağlayan, kemikten, kıkırdaktan veya her ikisinden oluşan, içinde omuriliği barındıran kemik yapı. Bir şeyin varlığı ile ilgili en önemli bölümü, temel, belkemiği, esas.

Leğen ak zarı : Pelvis boşluğunun iç yüzünü örten ak zar, fasya pelvis.

Leğen boşluğu : Üstte kuyruk sokumu kemiğiyle 2- kuyruk omurları, iki yandan ilye kemiği, alttan çatı kemiği ve oturak kemiğiyle sınırlandırılan boşluk, pelvis boşluğu, kavum pelvis.

 

Leğen çıkışı : Tabanda oturak kemikleri, üstte 1., ve kuyruk omurları, yanlardan lig. sacrotuberale latum ve m. semimembranous’ların sınırlandırdığı doğum kanalının çıkışı, leğen boşluğunun arka çıkış bölgesi, apertura pelvis kaudalis.

Leğen girişi : Üstte kuyruk sokumu kemiğinin ön alt yüzü, altta çatı kemiğinin ön üst yüzü, yanlardan iliumların korpuslarının biçimlendirdiği doğum kanalının girişi, leğen boşluğunun giriş yeri, apertura pelvis kranyalis.

Leğen kaynağı : İki kalça kemiğinin alt ortasındaki birleşme yeri, simfisis pelvina.

Leğen kemikleri : Kalça kemiğine sağrı kemiği ve ilk kuyruk kemiğinin katılımıyla oluşan kemik, pelvis.

Leğen sinirleri : Omuriliğin sağrı kesiminden orijin alan ve plexus pelvinus’un oluşumuna katılan parasempatik sinirler, nervi pelvini.

Leğencik : (havuzcuk) (biyoloji)

Leğençe : Küçük leğen. İlgili cümle: "“Elenmiş, tertemiz unu leğençe denilen küçük leğene boşalttı.”" O. Kemal. Küçük leğen. [limçe] Berberlerin sakal tıraşından sonra, yüz yıkamak için kullandıkları özel kap. (*Aksaray -Niğde) Bakır yemek kabı. (Küllük Iğdır -Kars; -Gaziantep) [limçe] : (Küllük *Iğdır -Kars)

Leğenle dönme : Türk cambazının bir becerisi : İp üstüne leğen ya da tepsi koyarak bunun üzerinde düşmeden dönme.

Leğen ile ilgili Cümleler

  • O, çamaşırları leğenin içine koydu.
  • Ben leğen kemiği ile ilgili bir muayene yapmalıyım.

Diğer dillerde Leğen anlamı nedir?

İngilizce'de Leğen ne demek? : adj. pelvic

n. basin, bowl, washbasin, washbowl, dolly tub, washtub

Fransızca'da Leğen : cuvette [la]; bassin [le]

Almanca'da Leğen : n. Becken, Wanne, Waschschlüssel

Rusça'da Leğen : n. таз (M), унитаз (M)