Legal act türkçesi Legal act nedir

  • Hukuki fiil.
  • Kovuşturma.
  • Mahkemede tartışılan yasal hak.
  • Dava.
  • Kanuni fiil.

English: The lawyer recommended his client to take legal action.
Turkish: Avukat müvekkilinin yasal yollara başvurmasını tavsiye etti.

English: Ali claimed that he didn't know his beach house was being used for illegal activities.
Turkish: Ali deniz evinin yasa dışı eylemler için kullanıldığını bilmediğini iddia etti.

English: I don't engage in illegal activities.
Turkish: Yasa dışı faaliyetlere karışmam.

English: Prostitution, gambling, the use of narcotic substances, drunkenness, disorder, and all other illegal activities are STRICTLY FORBIDDEN.
Turkish: Fahişelik, kumar, uyuşturucu madde kullanımı, sarhoşluk, düzeni bozmak ve diğer yasadışı etkinlikler kesinlikle yasaklanmıştır.

Legal : Meşru. Kanuni. Tüzel. Hukuki. Hukuk. Resmi. Yasaya uygun. Yasal. Nizamlı. Adli.

Act : Bir oyunda konunun ana parçalarından her biri bk. perde. -e etkimek. Bir tiyatro yapıtında olay dizisinin ana kesimlerini oluşturan ve kendi içinde bütünlüğü olan bölüm. Oynamak (rol). Görevini yapmak. Hareket etmek. Oyunluktaki belirli bir kişiyi canlandırmak. Davranmak. Rol yapmak. Oyuncunun gerekli ses uygulayımı ve gövde hareketleri ile bir oyun kişisini canlandırması ya da göstermesi.

 

Legal action : Yasal girişim. Yasal işlem. Dava. Kanuni işlem. Hukuk davası.

Take a legal action : Yasal yollara başvurmak.

Take legal action : Hukuka başvurmak. Yasal yollara başvurmak. Hukuki yollara başvurmak. Yasal girişimde bulunmak. Hakkında işlem yapmak.

Legal acumen : Hukuk derinliği. Kanun ayrıntıları.

Sözcükler, direkt olarak Legal act ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Proceedings : Tutanaklar. Bildiri kitabı. Toplantı tutanağı. Yargılama usulleri. Merasim. Muamele. Harekat. Zabıt. Bir toplantıda sunulan bildiriler. Takibat.

Case : Kutulamak. Hal. Yerine koymak (kasa veya kılıf vb). Adın cümle içinde bulunduğu dil bilgisi şekli; yalın veya eklerle genişletilmiş olarak aldığı geçici durum. türkçede adlar yalın, yükleme, ilgi, bulunma, yönelme, çıkma ve vasıta durumlarına girerler: || yalın durum kapı (kapı kırıldı). || yükleme durumu kapıyı (kapı+y+ı çaldı). || ilgi durumu kapının (kapı+nın kolu). || yönelme durumu kapıya (kapı+y+a gitti). || bulunma durumu kapıda (kapı+da kaldı). || çıkma durumu kapıdan (kapı+dan döndü). || vasıta durumu kapıyla (kapı+y+la kolu, çocuk+la annesi) vb. || ad durumu ekleri, yukarıda belirtilen temel görevleri dışında daha başka bazı işlevler ile de kullanılır: sen+den küçük, su+dan cevap vb. türkçenin tarihi dönemlerinde eşitlik (equativus: +ça); yön gösterme (direktivus: +garu) ve vasıta (instrumentalis: +(ı)n/+(u)n durumları, belirtilen özel eklerle karşılanırdı. bugün bu durum ekleri türkiye türkçesinde yerlerini edatlara bırakmıştır. eat’de uçın>üçin edatı da sıklıkla ekleşerek + çun/+çün sebep gösterme ekine dönüşmüştür. buna bk. Sokmak. Kutu. Kap. Sorun. Kılıf. Örnekolay.

 

Instances : Misal. Durum. İstek. Aşama. Olay. Örnekler. Örnek. Rica.

Action : Faaliyet. Öykülü bir filmin, bir televizyon oyununun konusunu oluşturan olaylar dizisi. bu konuyu başlatan, geliştiren, sonuca ulaştıran olayların sıralanmasından oluşan durum. Eylem: bir iş, hareket yapmak, bir davranışta bulunmak. davranış: bir değişiklik getirebilecek etki uyandırabilecek düşünce ya da hareket. bir oyuncunun sahne üzerindeki hareketi; bu hareketten ortaya çıkan gelişim. baş olgu: oyunun temasını geliştiren başlıca olay, öykü, gelişim. sıra olaylar: bir oyunun metninde yer alan arka arkaya sıralanmış durumlar ve olaylar. iç aksiyon: oyunun havasını kuran gelişim. dış aksiyon: oyunun olaylarında var olan hareket ve durumların gelişimi. konuşma aksiyonu: oyunun konuşmalarında var olan devingenlik. oyunu ileriye götüren anlatımdaki itici güç. Yangıyla ilgili olaylarda; akyuvarların uygun koşullar altında yapılarındaki miyozin ve aktin gibi kontraksiyonu sağlayan proteinleri vasıtasıyla etkin olarak damarlardan dışarı çıkma hareketi veya bu hareketi gösterebilme gücü, lokomosyon. bir yerden diğer yere gitme hareketi veya bu hareketi gösterebilme gücü. atın bacaklarının hareketi. Çalışma. Etki. Bir amaç çevresinde örüntülü işlevsel ve karmaşık bir edimler dizgesi. Başla. Amel. Yapılan şey.

Prosecution : Uygulama. Davacı. İlerletme. Takip. Sürdürme. Adli takibat. Sürdürülme.

Assertion : Hakkını arama. Bir görüş ya da vargıyı ileri süren yargı. İddia. Evetleme. Sav. Öne sürme (bir iddiayı). Açıklama. Öne sürme.

Lawing : İlke. Kaide. Kanun. Nizam. Hukuk. Adalet. Fen bilimlerinde kanun. Usul. Yasa.

Actions : Davranış. Olayların gelişimi. Hareket. Amal. Çarpışma. Amel. İcraat. Etkileme. Eylemler.

Accusation : Sav belgesi. İtham. Suçlama. İtham etme. İddianame.

Legal act synonyms : court case, cases, prosecutions, instance, assertions, law, difference, cause, law suit, bill of indictment.