Liberty türkçesi Liberty nedir

Liberty ile ilgili cümleler

English: Are you at liberty to talk?
Turkish: Konuşmaya özgür müsün?

English: Give me liberty or death!
Turkish: Bana özgürlük ya da ölüm ver!

English: Individual liberty is the essence of democracy.
Turkish: Bireysel özgürlük demokrasinin temelidir.

English: Lincoln granted liberty to slaves.
Turkish: Lincoln kölelere özgürlük verdi.

English: I'm not at liberty to tell you about the incident.
Turkish: Kaza hakkında sana anlatmakta özgür değilim.

Liberty ingilizcede ne demek, Liberty nerede nasıl kullanılır?

Liberty of conscience : Vicdan hürriyeti. Din özgürlüğü. Vicdan özgürlüğü. Kişinin kendi ahlaki bakış açısını seçme özgürlüğü.

Liberty of speech : Konuşma özgürlüğü. Kişinin düşüncelerini ve görüşleri ifade etmesi özgürlüğü. Öz hürriyeti. Söz hürriyeti.

Liberty of the press : Basın ve yayın hürriyeti. Basın özgürlüğü. Birinin yazılarını yayınlama ve dağıtma özgürlüğü. Basının herkese açık olması ve herkesin basın işleriyle uğraşabilmesi özgürlüğü. Basın ve yayın özgürlüğü. Basın hürriyeti.

Principle of liberty of high seas : Açık denizlerin serbestliği ilkesi.

 

Take the liberty to do : Cesaret etmek. Cüret etmek. Yapmaktan çekinmemek.

At liberty : İşsiz. Serbest. Özgür. Hür. İzinli. Ayrıcalıklı. Başıboş.

Radio liberty : Prag'da bulunan abd destekli radyo istasyonu (1950'lerde doğu avrupa komünist vatandaşlarına yayın yapmak amacıyla kurulan). Radyo özgürlük.

Civil liberty : Kişisel özgürlük. İnsan hakları. Kişisel dokunulmazlık. Süreç içerisinde başkasına zarar vermediği müddetçe kişinin istediğini yapabilmesi hakkı. Beşer hukuku.

Restore somebody to liberty : Özgürlüğüne kavuşturmak.

Religious liberty : Din hürriyeti. Dini hürriyet. Mezhep özgürlüğü. Dini serbestlik.

İngilizce Liberty Türkçe anlamı, Liberty eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Liberty ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Authorisations : Ruhsatname. (britanya ingilizcesi) yetki verme. Onay (authorization olarak da yazılır). Rıza. Ruhsat. Görev verme. Müsaade. Yetki verme. Cevaz.

Backchat : Cevap verme (genellikle sinirlice). Laf yetiştirme. Cevap yetiştirme. Ters karşılık.

Immunities : Dokunulmazlık. Bağışıklık. Etkilenmeme. Ayrıcalık.

Concession : Teslim. Ödün. Ruhsat. Ayrıcalıklı alan. Belli kamu işgörülerinin görülmesi amacıyla, kent yönetimince belli kişi, kuruluş ya da ortaklıklara verilen özel olur. Ayrıcalık. Coğrafya, gümrük, iktisat, madencilik, ekonomi alanlarında kullanılır. Yurt içinde büyük çapta yapılacak bazı araştırma, inşaat ve kurulacak işletmeler için yabancı ortaklıklara verilen ayrıcalık. özel ve tüzel kişilere verilen haklar. kimi durumlarda bazı kişilere tanınan özel haklar. İtiraf.

 

Freeness : Muaf tutma durumu. Hamurun serbestlik derecesi. Hür olma. Özgür olma durumu. Bağımsızlık. Açıklık. Serbestçe. Rahatlık. Parasızlık.

Brass : Pirinç. Mangır. Para. Yüzsüzlük. Bando. Bakır-çinko alaşımlarının genel adı.(halk arasında sarı da denir.). Tıngır. Pirinçten yapılmış eşya. Yüksek rütbeli subaylar.

Self rule : Otonomi. Kendi kendini yönetme.

License : Oynama belgesi. İzin belgesi vermek. Bir oyuncunun resmi yarışmalara katılabilmesi için ayaktopu birliğince kendisine verilen izin belgesi. İzin tezkeresi vermek. Yetki vermek. Genellikle dört yıl süren üniversite ya da yüksek okul öğrenimi. bu öğrenim sonunda elde edilen ve diploma ile belgelendirilen akademik derece. Ehliyet. Ruhsat. Lisanslama yapmak. Futbol, bilgisayar, eğitim alanlarında kullanılır.

Prerogative : Yetenek. Ayrıcalık. Yetki. Ayrıcalı. Ayrıcalıklı. Hak. Kabiliyet.

Furlough : İşten çıkartmak. Askeri izin. Vazifeden izinle ayrılma. (genellikle ekonomik kriz zamanlarında) ücretsiz izin vermek. Sıla izni vermek. Sıla izni.

Liberty synonyms : furloughs, licence, assuredness, countenance, concessions, accreditment, leisureliness, contempt, leisure, permissiveness, go ahead, privilege, dispensations, freedoms, contempts, releases, lankness, cheeking, prerogatives, cheekiness, lib, emancipations, privileging, disrespect, emancipation, arrogance, authorizations, dispensation, faculties, blank cheque, exemption, brusqueness, authorisation.

Liberty ingilizce tanımı, definition of Liberty

Liberty kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The state of a free person. Opposed to slavery, serfdom, bondage, or subjection. Exemption from subjection to the will of another claiming ownership of the person or services. Freedom.