Mükellef nedir, Mükellef ne demek

Mükellef; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır. kökeni arapça dilinden gelmektedir.

"Mükellef" ile ilgili cümleler

  • "Okul sadece kafayı değil kalbi de terbiye etmekle mükelleftir." - M. Kaplan
  • "Aralanan kapıdan girdim, mükellef fakat loş antrede Mapa kraliçesi ayakta duruyor." - R. H. Karay

Hukuki terim anlamı:

yükümlü.

İktisat alanındaki kelime anlamı:

[Bakınız: vergi yükümlüsü]

Mükellef hakkında bilgiler

Vergi Yasalarına göre üzerine vergi borcu doğan gerçek ya da tüzel kişiler. Türk Vergi Hukuku'na göre mükellefler ikiye ayrılır.

1. Tam mükellef; Gelir Vergisi Kanunu'na göre Türkiye'de ikamet eden kişiler ile yurtdışında Türk devleti adına çalışan kişi ve müesseselerdir. Kurumlar Vergisi Kanunu'na göre; Kanuni merkezi ya da iş merkezi Türkiye'de bulunan mükellefleri ifade etmektedir.

2. Dar mükellef; Gelir Vergisi Kanunu'na göre Türkiye'de ikamet etmeyip 6 aydan az Türkiye'de bulunan kişiler. Kurumlar Vergisi Kanunu'na göre; hem kanuni merkezi hem de iş merkezi Türkiye'de bulunmayan mükellefleri ifade etmektedir.

Mükellef ile ilgili Cümleler

  • Fransız hükümeti, ulusal bütçeyi vergi mükelleflerinin dengelemesi için meydan okuyan online bir oyunu piyasaya sürdü.
  • Her vergi mükellefinin, parasının nereye gittiğini bilmeye hakkı vardır.
  • Böylesine mükellef bir kahvaltı yapmış olmasaydım, öğle yemeğini seve seve sizinle yerdim.
  • Bu, vergi mükelleflerinin para kaybıdır.
  • Tüm mükellefler paralarının nereye gittiğini bilme hakkına sahiptir.
 

Mükellef kısaca anlamı, tanımı:

Vergi : Kamu hizmetlerine harcanmak için hükûmetin, yerel yönetimlerin yasalara göre doğrudan doğruya veya bazı malların fiyatlarının üstüne koyarak dolaylı yoldan herkesten topladığı para. Bir kimsenin doğuştan sahip olduğu iyi nitelik.

Vergi mükellefi : Vergi yükümlüsü.

Mükellefiyet : Yükümlülük.

Yükümlü : Bir şeyi yapma zorunluluğu olan, memur, mükellef.

Eksik : Mükemmel olmayan, kusurlu, muallel, sakat. Bir bölümü olmayan, noksan, natamam. İhtiyaç duyulan şey. Az.

Özen : Bir işin elden geldiğince iyi olmasına çabalama, özenme, itina, ihtimam.

Biçim : Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Tarz. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Biçme işi. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Herhangi bir şeyin benzeri.

 

Vermek : Bitki ve ağaç, ürün üretmek. Üzerinde, elinde veya yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek. Tespit etmek. Herhangi bir şey ortaya çıkarmak, oluşturmak. Herhangi bir duruma yol açmak. Bırakmak veya bağışlamak. Ödemek. Düşünce veya bilgi anlatan şeyleri başkalarına iletmek, bildirmek. Kızı, kadını biriyle evlendirmek. Kök veya gövdeleri sonuna -ı (-i, -u, -ü) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek tezlik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Doğurmak. Yaymak. Sahip olmasını sağlamak. Cinsel yönden kendisini kullandırmak. Kazandırmak, katmak. Hepsini herhangi bir duruma sokmak. Ondan bilmek, atfetmek. Satmak. Döndürmek, çevirmek, yöneltmek. Ayırmak, harcamak. Dayamak. Bir şey üzerinde etki yapmak, biçimini değiştirmek.

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Kuruluş : Bir sefer kuvvetini oluşturan birliklerin yapısı. Kurulma işi. Topluma hizmet, üretim, tüketim vb. amaç ve görevlerle kurulan her şey, tesis. Kasılma. Yapı, yapılış, bünye.

Yasal : Yasanın, dinin ve kamu vicdanının doğru bulduğu, yasalara uygun, kanuni, meşru, legal.

Eksiksiz : İyi, namuslu, temiz. Eksiği olmayan, tam, tamam. Tam olarak.

Özenli : Özen gösterilerek yapılmış olan (iş), itinalı. Özenle çalışan (kimse).

Bir : Sayıların ilki. Eş, aynı, bir boyda. Beraber. Aynı, benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Bir kez. Tek. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Ancak, yalnız. Bu sayı kadar olan. Sadece. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer.

Mükellefiyyet : yüküm, yükümlülük.

Mükellefiyyetli hibe : yükümlü bağışlama, yükümlü bağış.

Diğer dillerde Mükellef anlamı nedir?

İngilizce'de Mükellef ne demek? : adj. amenable

Fransızca'da Mükellef : chargé/e; tenu/e; obligé/e; imposé/e; contribuable

Almanca'da Mükellef : verpflichtet, grossartig, prächtig, der Verpflichtete

Rusça'da Mükellef : adj. обязанный, украшенный, шикарный, фешенебельный