Mülazım nedir, Mülazım ne demek

Mülazım; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır. kökeni arapça dilinden gelmektedir.

  • Bir işe girmek için bir süre parasız olarak o işe devam eden.
  • Teğmen

Tarih'teki anlamı:

Osmanlı ordusunda teğmen aşamasına yükselmiş subay.

Osmanlılarda bir ücret almadan devlet hizmeti yapan aday görevli.

Atanmak için sıra bekleyen müderris ya da kadı adayları.

Kanunî döneminden beri savaşa çıkan padişahların daire hizmetleri için ayrılan kapıkulu süvarilerinden sayısı 300 olan atlıya verilen ad.

Mülazım isminin anlamı, Mülazım ne demek:

Erkek ismi olarak; Ayrılmayan, tutunup kalan. Bir işe girmek için bir süre parasız gidip gelen.

Mülazım hakkında bilgiler

Teğmen, birçok ülkenin kara ve hava kuvvetlerinde asıl görevi takım komutanlığı olan ve Asteğmenle Üsteğmen arasındaki askerî rütbedir. Osmanlı'da Mülâzımı Sâni olarak anılırdı.

Sözcük anlamı eski Türkçede hücum eden saldıran demektir.

NATO kodu OF-1'dir.

Türk Silahlı Kuvvetleri'nde normal şartlar altında görev süreleri 3 yıldır.Gülhane Askeri Tıp Akademisinden mezun olanlar için bu süre bir yıldır. Kara, hava ve deniz harp okulu öğrencileri 4 yıllık eğitimlerinin ardından, sivil üniversitelerde okuyan Fakülte ve Yüksek Okullar Komutanlığı'na bağlı öğrenciler ve Gülhane Askeri Tıp Akademisi'nde okuyan öğrenciler bu rütbe ile mezun olurlar. Ayrıca 12 ay yedek subay olarak askerlik hizmetini yapan üniversite mezunları, terhis tarihlerinden bir ay önce, meslek kurasına tabi olanlar ise üç ay önce teğmen rütbesini kazanırlar. TSK, 4-6 yıllık eğitim veren üniversitelerin ihtiyaç duyduğu bölümlerinden mezun olanları, yapılacak seçme sınavı ve eğitimi müteakip sözleşmeli veya muvazzaf subay statüsünde teğmen olarak istihdam etmektedir. Aynı zamanda TSK Personel Mevzuatında belirtilen şartları haiz olan astsubaylar arasından Subaylık Sınavında başarılı olanlar Teğmen rütbesine nasbedilerek görevine subay olarak devam etmektedir.

 

Mülazım anlamı, tanımı:

Devam : Sürme, sürüp gitme, kesilmeme, bitmeme. Ek, parça. "Kesme, sürdür" anlamında kullanılan bir söz. Bir yere belli bir amaçla, gereken zamanlarda gitme.

Teğmen : Orduda rütbesi asteğmenle üsteğmen arasında olan, takım komutanlığı yapan subay, mülazım.

Girmek : Tecavüz etmek, geçmek. Almak, fethetmek. Bulaşmak. Katılmak. Sığmak. Yüklenmek. Yeni bir duruma geçmek, dönüşmek. Zaman anlamlı kavramlar için gelmek. Kavgaya tutuşmak. Dışarıdan içeriye geçmek. Erişmek, ulaşmak. İyice anlamak, iyice bilmek. Bir şeyin yapımında, birleşiminde yer almak. Girişmek, başlamak. Sulu bir şeyin veya su dolu bir yerin içine batmak veya dalmak. Yemek yemek. Ağrı, sancı başlamak, saplanmak. İncelemek, ayrıntılara inmek. Yazılmak, başlamak.

Para : Kazanç. Devletçe bastırılan, üzerinde değeri yazılı kâğıt veya metalden ödeme aracı, nakit. Kuruşun kırkta biri.

 

Ülke : Devlet. Bir özelliği ön plana çıkarılarak düşünülen bölge. Bir devletin egemenliği altında bulunan toprakların tümü, diyar, memleket.

Hava : Esinti. Canlılar üzerindeki etkisine göre hava yuvarının durumu. Görünüş, davranış, söz vb. için bir kimsenin durumunu belirten özellik. Sonuçsuz, anlamsız, boş (durum, davranış, söz). Müzik parçalarında tür. Hava yuvarını oluşturan, bütün canlıların solunumuna yarayan, renksiz, kokusuz, akışkan gaz karışımı. Çekicilik. Keyif, âlem. Tarz, üslup. Gökyüzü. Çevreyi kuşatan boşluk. Meteoroloji ile ilgili olayların bütünü. Durum, ortam, çevre, muhit, atmosfer, ambiyans. Müzik aletlerinden çıkan ses perdesi.

Kuvvet : Güç. Fiziksel güç, takat. Şiddet, zor, cebir. Bir niceliğin kendisi ile çarpılarak yükseltildiği derecelerden her biri: 2x2x2=23 denkleminde, 3 sayısı 2'nin kuvvetini gösterir. Durgunluğu harekete veya hareketi durgun bir duruma çeviren etken, direnci kıran veya direnç doğuran özellik. Bir ülkenin silahlı gücü. Dayanıklı olma durumu. Yetke, erk, nüfuz.

Asıl : Gerçeklik. Kök, köken, kaynak. Aranılan nitelikleri en çok kendinde toplamış olan. Bir görevde sürekli bulunan, yedek karşıtı. Bir şeyin kendisi, örnek, kopya karşıtı. (a'sıl) Gerçekten, gerçek olarak. Bir şeyin temelini oluşturan, ana. Soy, nesep. Gerçek, esas.

Görev : Bir cümlede bir dil biriminin öbür birimlerle ilişkisi aracılığıyla yerine getirdiği iş. Bir değerin başka değerlerle olan ilişkisi. Bir nesne veya bir kimsenin yaptığı iş. Resmî iş, vazife. İşlev. Bir kimseye veya bir kurula verilen özel amaçlı iş, misyon. Bir organ veya hücrenin yaptığı iş.

Diğer dillerde Mülazım anlamı nedir?

İngilizce'de Mülazım ne demek? : sıfat, eskimiş (mülâ:zım) Arapça mul¥zım