Münasebet nedir, Münasebet ne demek

Münasebet; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

"Münasebet" ile ilgili cümleler

  • "İzmir'den, ordunun başından ve temasa geldiğim siyasi münasebetlerden uzaklaşamazdım." - Atatürk
  • "Yüzle ahlak arasında herhâlde müthiş bir münasebet vardır." - S. F. Abasıyanık

Münasebet kısaca anlamı, tanımı:

Münasebet almak : Uygun düşmek.

Münasebet düşmek : Uygun bir durum ortaya çıkmak.

Münasebet kurmak : İki şey arasında ilişki bulmak, yakınlık görmek.

Münasebete girmek : Cinsel yaklaşımda bulunmak. tanışma yolu açmak, ilişki kurmak.

Münasebeti düşmek : Sırası gelmek.

Münasebetini getirmek : Sırasını getirmek.

Münasebette bulunmak : Cinsel ilişkiyi gerçekleştirmek. ilişki kurmak. ilişkisi olmak.

Münasebetiyle : Dolayısıyla, sebebiyle, itibarıyla, ilgisinden dolayı.

Münasebetli : Uygun, yakışık alan. İlişiği olan, ilişkili.

Münasebetli münasebetsiz : Yakışık alsın almasın, yerli yersiz.

Münasebetsiz : Ters, aksi. Yakışıksız iş gören, sıra, saygı gözetmeyen (kimse). Uygun olmayan, yakışıksız, çirkin.

Münasebetsizlik : Münasebetsiz olma durumu. Münasebetsizce davranış.

Ne münasebet : Öyle şey mi olur, ilgisi yok.

İlişik : Bir şeyle ilgili, ilişkin, ait. İliştirilmiş, eklenmiş, bağlanmış, merbut. İlgi, bağlılık, ilişki, münasebet. Ek.

 

İlişki : İki şey arasında karşılıklı ilgi, bağ, münasebet, temas. Bağlantı, temas.

İlinti : İki şey arasında ilgi, ilişki. Seyrek dikiş, teyel. İç sıkıntısı. İnsanlar arasındaki bağ.

Uygunluk : Bir elçinin bir ülkeye atanmasından önce o ülkeden istenen uygun görme yazısı, agreman. Özne ile yüklemin veya bazı dillerde olduğu gibi sıfat ile adın, cins ve sayı bakımından birbirine uyması: Öğretmen geldi. Öğrenciler ödevlerini yapmışlar gibi. Uygun olma durumu, yakışık, mutabakat, mukarenet. Eşitlik.

Sebep : Bir şeyin olmasına veya belli bir hâlde bulunmasına yol açan şey.

Vesile : Elverişli durum, fırsat. Sebep, bahane.

Gerekçe : Gerektirici sebep, esbabımucibe. Mahkeme kararlarının dayandığı kanuni ve hukuki sebepler. Bir yasanın önerilmesi ve hazırlanmasında, yasa tasarısının hazırlanış ve maddelerin düzenleniş sebepleri. Bir önermenin kendiliğinden var kıldığı gereklik, lazıme.

İki : Bu sayıyı gösteren 2 ve II rakamlarının adı. Birden bir artık. Birden sonra gelen sayının adı.

Şey : Madde, eşya, söz, olay, iş, durum vb.nin yerine kullanılan, belirsiz anlamda bir söz. Nesne, madde.

Neden : Bir varlığı veya olayı etkileyen, oluşturan, doğuran şey, sebep, illet. Bir olayı ve durumu gerektiren, doğuran başka olay veya durum, sebep. Bir olayı doğuran başka bir olayı sormak için kullanılan bir söz; niçin.

Münasebetsizce : Münasebetsiz bir biçimde.

Münasebet ile ilgili Cümleler

  • Söylediklerin biraz münasebetsiz kaçtı.
  • "Aslında beni hiç sevmiyorsun. Tek önem verdiğin şey matematik!" "Ne münasebet, seni seviyorum!" "Kanıtla!" "Peki. Sevdiğim şeyler A kümesi olsun..."
 

Diğer dillerde Münasebet anlamı nedir?

İngilizce'de Münasebet ne demek? : relation, connection; intercourse; occasion

Fransızca'da Münasebet : liaison [la], proportion [la]

Almanca'da Münasebet : die Beziehung, das Verhältnis, der Verkehr, die Verbindung, der Zusammenhang

Rusça'da Münasebet : n. связь (F), отношение: отношения (PL), сношение (N), повод (M), соответствие (N), взаимосвязь (F)