Müsadere nedir, Müsadere ne demek

Müsadere; bir hukuk terimidir. kökeni arapça dilinden gelmektedir.

İktisat alanındaki kelime anlamı:

[Bakınız: el koyma]

Müsadere hakkında bilgiler

Müsadere Osmanlı İmparatorluğu'nda devletin, haksız kazançla zengin olmuş görevlilerin mallarına istediği zaman el koyabilmesi usulüdür. 17. yüzyıldan itibaren ölen veya idam edilen yüksek dereceli memurların da mallarına el konulmaya başlanılmış fakat bu uygulama II. Mahmut tarafından kaldırılmıştır.

Devletin verdiği görevler sırasında edinilen mal varlığının kamuya ait sayılması kuralına dayanılarak birçok İslam devletinde uygulanan müsadere, Fatih Sultan Mehmet döneminden başlayarak Osmanlılarda benimsendi. Müsaderenin temel amacı önemli mevkilere yükselenlerin, öldükten sonra varislerine bir şey bırakamayacaklarını düşünmesi ve dürüst davranmalarını sağlamaktı. Fakat daha sonra kazanç sağlamak, padişaha ve sadrazama hediye sunmak için taşra yöneticileri o bölgedeki zenginlere de müsadere uyguladı. II. Mahmut müsaderenin ancak kamu malı olduğu mahkeme kararıyla saptanan servetlere uygulanması kuralını getirdi.

1839 yılında Tanzimat’ın ilanından sonra müsadere bütünüyle kaldırıldı.

Müsadere anlamı, kısaca tanımı:

Müsadere etmek : Zor alıma çarpmak.

 

Osmanlı : XIII. yüzyılda Osman Gazi tarafından Anadolu'da kurulan ve Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra dağılan büyük Türk imparatorluğunun uyrukları. Düşündüğünü çekinmeden, açıkça söyleyen, bulunduğu toplulukta yetki sahibi olan.

İmparator : Bir imparatorluğu yöneten kimse, ilhan.

Devlet : Talih. Mutluluk. Büyüklük, mevki. Toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlık. Bu tüzel varlığın yönetim organları.

Haksız : Davası, iddiası, davranışı, düşüncesi doğru ve yerinde olmayan (kimse). Hak ve adalete uygun olmayan.

Kazanç : Satılan bir mal, yapılmış olan bir iş veya harcanan bir emek karşılığında elde edilen para, getiri, temettü. Yarar, çıkar, kâr.

Zengin : Yararlı veya kendisinden beklenilen, istenilen nitelikleri çok olan. Çok, bol. Gösterişli. Verimli. Parası, malı çok olan, varlıklı, varsıl, variyetli, fakir, yoksul karşıtı.

Görevli : Görevi olan, vazifeli. Resmî görevi olan kimse, memur.

Zor alım : İşlenen bir suç karşılığı olarak suçlunun malının bütünü veya bir bölümü üstündeki mülkiyetine son verilmesi ve bu mülkiyetin bir başka kuruluşa devredilmesi, müsadere. Tanzimattan önce herhangi bir kişiye ait mallara padişah adına el konulması, müsadere.

Zor : Güçlükle. Sıkıntı, güçlük, rahatsızlık. "Yapamazsın" anlamında kullanılan bir söz. Sıkıntı veya güçlükle yapılan, kolay karşıtı. Yüküm, mecburiyet. Baskı.

Alım : Alma işi. Çekicilik. Kurum, çalım, gurur.

Diğer dillerde Müsadere anlamı nedir?

İngilizce'de Müsadere ne demek? : confiscation, seizure, annexation

Fransızca'da Müsadere : confiscation [la]

Almanca'da Müsadere : die Beschlagnahme

Rusça'da Müsadere : n. конфискация (F)