Mıhlamak nedir, Mıhlamak ne demek

  • Mıhla tutturmak, çakmak, çivilemek.
  • Birini ya da bir şeyi bir yerden ayrılamaz, kıpırdayamaz duruma getirmek.
  • Altın, gümüş vb. taşları metal yuvalara işlemek.
  • Birini silahla yaralamak veya öldürmek

"Mıhlamak" ile ilgili cümle

  • "Korku ikimizi de sanki mıhlamıştı." - A. Rasim

Yerel Türkçe anlamı:

Çivilemek, çakmak.

Mıhlamak anlamı, tanımı:

Mıhlama : Mıhlamak işi. Yumurta, un, soğan, ıspanak karışımıyla yağda yapılmış olan bir yemek türü.

Tutturmak : Bir işe başlayıp sürdürmek, bir şeyi yapmakta olmak. Aklına koyup direnmek, ısrar etmek. Çivi, toplu iğne, çengelli iğne vb. ile iliştirmek, bağlamak. Hedefe vardırmak, değdirmek, isabet ettirmek. Tutmasını sağlamak. Takip etmek.

Çakmak : Sezinlemek, anlamak, farkına varmak. Çivi ile tutturmak. Kuruduğunda kalın kabuk bağlayan kabarcıklarla beliren ve genellikle yüzde çıkan bir deri hastalığı. Çelik, taş, cam, plastik vb. maddeden yapılmış gaz veya benzinle dolu tutuşturma aleti. Tabanca veya tüfeklerde bulunan tetik düzeni. Vurarak sokup yerleştirmek. Sınavda başarısız olmak. Kabul etmeyeceği bir şeyi kurnazlıkla kabul etmesini sağlamak. Parıldamak, ışık vermek. Anlamak, bilmek. Saplamak. Bir şeyi başka bir şeye sürtmek, vurmak veya çarpmak. Kazık çakıp hayvan bağlamak. Taşa vurulup kıvılcım çıkarılan çelik parçası. Vurmak. İçki içmek.

 

Çivilemek : Aynı noktaya sürekli olarak bakmak. Vurmak, öldürmek. Bir şeyi bir yere çivi ile tutturmak, mıhlamak. Olduğu yerde hareketsiz bırakmak. Sabitleştirmek, kesin olarak yerleştirmek.

Altın : Üstün nitelikli, değerli. Bu elementten yapılmış. Altından yapılmış sikke. Atom sayısı 79, atom ağırlığı 196,9 olan, 1064 °C'de eriyen, kolay işlenen, yüksek değerli, paslanmaz element, zer (simgesi Au).

Gümüş : Bu elementten yapılmış. Atom numarası 47, atom ağırlığı 107,88, yoğunluğu 10,5 olan, 960 °C'ye doğru sıvı durumuna geçen, parlak beyaz renkte, kolay işlenir ve tel durumuna gelebilen element (simgesi Ag).

Metal : Bu maddeden yapılmış. Dizgi makinelerinde satırları oluşturmak için eritilen antimon ve kurşun alaşımı. Çok yüksek elektrik ve ısı iletkenliği, kendine özgü parlaklığı olan, oksijenli birleşimiyle çoğunlukla bazik oksitler veren madde.

Yuva : Bir şeyin içinde yerleşmiş olduğu veya yerleştirildiği oyuk. Genellikle ailenin oturduğu ev. Bazı kötü nitelikli kimselerin çok bulunduğu, toplandığı yer. Bir şeyin öğretildiği yer. Bir şeyin çok bulunduğu yer. Kimsesizlere veya yoksullara yardım etmek ve onları barındırmak amacıyla açılan yer. Kuşların ve başka hayvanların barınmak, yumurtlamak, kuluçkaya yatmak, yavrularını büyütmek veya yavrulamak için türlü şeylerden yaptıkları ve türlü biçimlerde hazırladıkları barınak. İki buçukla dört yaş arası çocukların bakıldığı, okul öncesi eğitim kurumu.

Yaralamak : Gücendirmek, incitmek, kırmak. Silah, bıçak vb. bir araçla yara açmak.

 

Veya : Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut. Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olduğunda kullanılan bir söz.

Öldürmek : Sağlığını bozmak, rahatsızlık vermek. Bitkinin solarak kurumasına sebep olmak. Etkisini ve gücünü azaltmak. Ölmesine yol açmak. Bazı şeylerin diriliğini, tazeliğini veya sertliğini gidermek. Boşuna geçmek. Yok olmasına, ortadan kalkmasına, azalmasına yol açmak. Aşırı yormak. Bir canlının hayatına son vermek. Çok üzmek.

Diğer dillerde Mıhlamak anlamı nedir?

İngilizce'de Mıhlamak ne demek? : v. nail, transfix

Fransızca'da Mıhlamak : clouer, sertir

Almanca'da Mıhlamak : v. befestigen

Rusça'da Mıhlamak : v. прибивать, приколачивать, пригвождать, пришивать, сколачивать, сшивать, прибить, приколотить, пригвоздить, пришить, сколотить, сшить