Madde nedir, Madde ne demek

Madde; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

  • Duyularla algılanabilen nesne
  • Bir cismi oluşturan öge, öz.
  • Sözlük ve ansiklopedilerde tanımlanan, anlatılan kelime, ad veya konulardan her biri.
  • Yasa, sözleşme, antlaşma vb. metinlerde, her biri başlı başına bir yargı getiren ve çoğu kez rakamla belirtilen bölüm.
  • Boşlukta yer kaplayan, bir kütlesi olan her türlü varlık, özdek.
  • Para, mal vb. ile ilgili şey.
  • Kendi içinde bütünlüğü olan anlatım.
  • Molekül.

"Madde" ile ilgili cümle

  • "Maddeye önem vermek."
  • "Kanun tatbikatında merhamet bilmez. Suçları maddeleriyle ölçer. Hükmünü verir, çarpar." - H. R. Gürpınar
  • "Cam yapmak için silisli maddeler kullanılır."
  • "Bir uzmanla buluşacağı zaman ansiklopediyi açar, o konuyla ilgili maddeyi okur." - S. Birsel

Eğitim alanındaki sözlük anlamı:

Bir testte yer alan soru ya da alıştırmalardan her birine verilen ad.

Felsefi anlamı:

[Bakınız: özdek]

Hukuki terim anlamı:

1) (yasa, tüzük, sözleşme ile başkalarında) ayrıt, ayrıltı (Artikel, article). 2) ("matière" anlamında) özdek, nen.

Kimya'daki anlamı:

Uzayda yer kaplayan ve kütlesi olan her şey.

İngilizce'de Madde ne demek? Madde ingilizcesi nedir?:

item, matter

Fransızca'da Madde ne demek?:

matière

Osmanlıca Madde ne demek? Madde Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

 

cevher

Madde hakkında bilgiler

Madde ya da özdek, uzayda yer kaplayan (hacim), kütlesi olan tanecikli yapılara denir. 5 duyu organımızla algılıyabildiğimiz (hissedebildiğimiz) canlı ve cansız varlıklara denir.

Maddenin en küçük yapı birimi atomlardır. Atomlar birleşerek maddeleri meydana getirir. örneğin: iki hidrojen atomu ile bir oksijen atomu birleşerek suyu meydana getirirler.

Atom elektron nötron ve protondan oluşmuştur.

Elektron maddenin en küçük parçacığıdır ve enerjiden oluşur...Nükleer fizik ve nükleer kimyada nötrino adı ile anılan bu enerji hakkında halen pek az şey bilinmektedir.

Madde ile ilgili Cümleler

  • Bu gıda maddelerini eksi on derecede saklamak daha iyi olur.
  • Çok fazla maddecilikle büyüdün ve şimdi komşularını kıskanıyorsun.
  • Madde sıcaklığa göre hal değiştirir.
  • Karanlık madde doğrudan görülemez.
  • Karanlık maddenin neyden yapıldığını bilmiyorum.
  • Senin gerçekliğe bakışın fazla maddeci.
  • Maddelerin bazıları, özellikle eğer hamile iseniz, zararlıdır.
  • Biz ham madde ithal ederiz ve bitmiş ürünler ihraç ederiz.
  • Madde katı, sıvı veya gaz olarak bulunabilir.
  • Maddeci olduğumu sanmıyorum.
  • Sözleşme maddesini yine oku.
  • Madde üzerinde konuşalım.
  • Madde bağımlısı mısın?

Madde kısaca anlamı, tanımı:

 

Algı : Rüşvet. Kazanç, alacak. Haşhaş sütünü toplamakta kullanılan kaşık. Bir şeye dikkati yönelterek o şeyin bilincine varma, idrak. Vergi.

Kütle : Kitle. Katı maddelerin büyük parçası, küme, yığın. Bir nesneye uygulanan kuvvetle, oluşan ivme arasındaki orantıyı veren katsayı veya nesne niceliği.

Varlık : Var olma durumu, mevcudiyet. Kalıcı olan, gelip geçici olmayan şey. Canlı varlıkların sayısal yoğunluğu veya dağılımı, popülasyon. Para, mal, mülk, zenginlik, variyet. Önemli, yararlı, değerli şey. Var olan her şey. Ömür, hayat.

Madde başı : Sözlük yapma düzeninde başlı başına bir anlam ifade eden ve siyah olarak yazılan, tanımı verilen sözlük birimi.

Madde madde : Maddeler hâlinde sıralayarak.

Ak madde : Demet durumundaki sinir liflerinden oluşan beynin iç, omuriliğin dış tabakası.

Boyar madde : Hücre öz suyu içinde eriyik durumunda bulunan renkli madde, pigment. Bazı ortamlarda çözünerek ortama belli renk veren, doğal veya yapay renkli madde, boyar.

Boz madde : Sinir hücrelerinden oluşan, beyinde dış, omurilikte iç tabaka.

Etken madde : Organizmada yapı ve işlevleri etkileyerek biyolojik bir yanıt veren doğal, yapay veya yarı yapay kimyasal madde, etkili madde.

Etkili madde : Etken madde.

Geçici madde : Yasa, tüzük ve yönetmeliklerde belirli bir süre için geçerli olan madde.

Ham madde : Bir ürün elde edilmesinde kullanılan temel bileşenlerin işlenip elde edilmesinden önceki durumu.

Kozmik madde : Evreni oluşturan madde.

Uyuşturucu madde : Morfin, kokain, eroin, afyon, esrar gibi duyulara uyuşukluk veren madde.

Yardımcı madde : İlacın hazırlanmasında taşıyıcı, çözücü veya seyreltici olarak yararlanılan veya ilacın içinde yer alan etken madde dışındaki bileşen.

Dolgu maddesi : Boyada uygulama ve film oluşturma özelliklerini ayarlamak ve boyaya bazı fiziksel özellikler eklemek için kullanılan talk, barit ve kalsit gibi mineral tozu.

Kanun maddesi : Kanun, tüzük ve yönetmeliklerinin ayrı ayrı hükümlerini gösteren bölüm, bent, fıkra.

Katkı maddesi : Petrol ürünlerine katıldığı zaman bunlara istenilen özellikleri sağlayan veya doğal özelliklerini kuvvetlendiren uygun bir madde. Herhangi bir karışıma ilave edilen madde.

Tekel maddesi : Tekel ürünleri arasında satışa sunulmuş madde.

Maddeci : Para, mal vb.ne çok önem veren kimse. Maddecilikten yana olan (kimse veya görüş), özdekçi, materyalist.

Maddecilik : Para, mal vb.ne çok önem verme. Dünyada, yalnızca maddenin varlığını kabul eden, Tanrı, ruh vb. manevi kavramları ret ve inkâr eden felsefi görüş, özdekçilik, materyalizm, materyalistlik.

Maddeleşme : Maddeleşmek işi.

Maddeleşmek : Madde durumuna gelmek.

Maddesel : Madde ile ilgili, maddi. Madde özelliğinde olan, maddi.

Maddesel nokta : Bir maddenin, üç boyuttan soyutlanmış varsayılan çok küçük parçası.

Maddeten : Maddi bakımdan, manen karşıtı.

Tarihi maddeci : Tarihsel özdekçi.

Tarihi maddecilik : Tarihsel özdekçilik.

Nesne : Geçişli fiili bütünleyen yalın veya belirtme durumunda bulunan tümleç. Belli bir ağırlığı ve hacmi, rengi olan her türlü cansız varlık, şey, obje. Öznenin dışında kalan her konu, obje.

Sözleşme : Hukuki sonuç doğurmak amacıyla iki veya daha çok kişinin, kuruluşun karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarıyla gerçekleşen işlem, bağıt, akit, mukavele, kontrat. Bu işlemi gösteren belge, mukavelename. Sözleşmek işi.

Antlaşma : Bu durumu belirten belge. İki veya daha çok devletin saldırmazlık, savaşta iş birliği vb. konularda kararlaştırdıkları ilkelere uygun davranmayı kabul etmeleri durumu, ahit, muahede, ahitleşme, pakt.

Metin : Basılı veya el yazması parça, tekst. Bir yazıyı biçim, anlatım ve noktalama özellikleriyle oluşturan kelimelerin bütünü, tekst.

Başlı : Başı olan.

Yargı : Kavrama, karşılaştırma, değerlendirme vb. yollara başvurularak kişi, durum veya nesnelerin eleştirici bir biçimde değerlendirilmesi, hüküm. Yasalara göre mahkemece bir olay veya olgunun doğuşuna etken olan sebeplerin de göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi sonucu verilen karar, kaza.

Rakam : Nicelik, miktar. Bu işaretlerle yazılmış sayı. Sayıları göstermek için kullanılan işaretlerden her biri.

Uzay : Bütün gök cisimlerinin içinde bulunduğu sınırsız boşluk. Bütün varlıkların içinde bulunduğu sonsuz boşluk, feza, mekân.

Bir : Tek. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Ancak, yalnız. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Bu sayı kadar olan. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Aynı, benzer. Eş, aynı, bir boyda. Sadece. Bir kez. Beraber. Sayıların ilki.

Öge : Birleşik bir şeyi oluşturan basit şeylerden her biri, unsur, eleman. Başka şeylerin kendisinden türediği ilk madde, ilke, unsur. Bir cümleyi oluşturan özne, yüklem, tümleç vb. birimlerden her biri. Bir bütünü oluşturan, bütünden ayrıştırıldığında da kendi başına anlam taşıyan parça, unsur. Gerekçe, araç. Bir sınıf veya bir topluluğun bireylerinden her biri.

Öz : Bir şeyin temel ögesi, künh, zübde. Bir kimsenin benliği, kendi manevi varlığı, iç, nefis, derun, varoluş karşıtı. Bitkilerin kök, gövde ve dallarının boydan boya ortasında bulunan, hafif, gevrek ve çoğu yumuşak bölüm. Dere, çay. Bir şeyin en kuvvetli veya kıvamlı bölümü, hülasa, zübde, ekstre. Sulak, verimli yer. Kendi, zat. Kan bağı ile bağlı olan, üvey olmayan. İçine, arılığını, saflığını bozacak hiçbir şey karışmamış olan, saf, arı. "Kendine, kendi kendini" anlamlarında birleşik kelimeler türeten bir söz. Çıbanların içinde ölmüş dokudan oluşan irinle birlikte çıkan parça.

Kendi : Yaptığı, giriştiği bir işte başkalarının herhangi bir etkisi bulunmadığını belirten bir söz. İyelik ekleri alarak kişilerin öz varlığını anlatmaya yarayan dönüşlülük zamiri, zat. Kişinin özel olarak vurgulandığını anlatan bir söz. "Kendisi, kendileri" biçiminde bazen saygı duygusuyla veya söz konusu olanları amaçlayarak "o" ve "onlar" yerine kullanılan bir söz.

İçinde : Ortamında. Süresince, zarfında. ... ile dolu bir biçimde.

Anlatım : Bir duyguyu, bir düşünceyi, bir konuyu söz veya yazı ile bildirme, ifade. Anlatma işi.

Molekül : Element veya bileşikleri oluşturan ve onların özgül niteliklerini gösteren en küçük birim, madde. Bir bütünün en küçük parçası. Fiziksel kimyada bir veya birkaç atomun birleşmesinden oluşan, birkaç çekirdek veya elektronlu yapı.

Madde analizi, nitel analiz : (kimya)

Madde çözümlemesi : Bir test maddesinin güçlük derecesini, ayırma gücünü ve bir ölçütle bağlılaşma durumunu düzenli olarak saptama işlemi.

Madde yayılması : Bir maddenin (gaz ya da sıvı), daha önceden mevcut olmadığı bir bölgeye, gelişigüzel molekül hareketi ile yayılması.

Maddeleme : Maddelemek işi.

Maddelemek : Madde madde yazmak.

Maddeleştirme : Maddeleştirmek işi.

Maddeleştirmek : Maddeleşme işini yaptırmak.

Maddelik : Madde içeren. İlgili cümle: "Sekiz maddelik rapor hazırlandı"

Maddenin hal değiştirmesi : (fizik)

Maddenin halleri : Maddenin katı, sıvı ve gaz olmak üzere üç hali. Plazma hali çoğunlukla maddenin dördüncü hali olarak kabul edilir.

Diğer dillerde Madde anlamı nedir?

İngilizce'de Madde ne demek? : n. material, matter, stuff, item, substance, article, clause, entry

Fransızca'da Madde : matière [la], substance [la], article [le], clause [la]

Almanca'da Madde : n. Artikel, Chemikalie, Gegenstand, Masse, Material, Materie, Objekt, Stoff, Substanz

Rusça'da Madde : n. материя (F), вещество (N), материал (M), предмет (M), статья (F), параграф (M), пункт (M)