Mani nedir, Mani ne demek

Mani; bir ruh bilimi terimidir. kökeni fransızca dilinden gelmektedir.

Yerel Türkçe anlamı:

Mâni (bk. mane)

Şaşma ünlemi.

Her zaman, sürekli olarak.

[Bakınız: manık]

Köpek yavrusu.

Küçük fındık.

Ördek yavrusu.

Mali

Üvendirenin ucundaki üç köşeli demir parçası.

Gösteri Sanat terimi olarak anlamı:

Genellikle birinci, ikinci ve dördüncü dizeleri uyaklı olan halk koşuğu.

Hukuki terim anlamı:

engel.

Edebi terim anlamı:

(Halk edebiyatı terimi) Ezgi ile okunmak üzere, çoğu yedi heceli ve dört dizeli veya 7 + 7 heceli ve iki dizeli olarak meydana getirilen bir dörtleme türüdür.

Bilimsel terim anlamı:

Ortak halk yazınında bir deyiş türü. Sazve tekke ozanları da bu türe ilgi göstermişler, maniler söylemişlerdir. Genellikle, dört dizeden oluşur; 5,6,7,8,10,14 dizeli olanları da bulunur. Daha çok, hecenin yedili ölçüsüyle söylenir. Uyak dizeli olanları da bulunur. Uyak düzeni a a b a biçimmindedir; ab c b biçiminde olanları da vardır. Konuları hafif alay, sevi, ayrılık ve benzeri duygularıdır. Manilerde anlatılmak istenen düşünce ya da duygu genel olarak son iki dizede toplanır: / İstanbul çarşısına / Gün doğar karşısına / Adam gönül verir mi / Kapı bir komşusuna.

 

Mani tanımı, anlamı:

Manici : Maniciliği benimseyen.

Manicilik : İranlı düşünür Mani'nin III. yüzyılda kurduğu ve iyilik kötülük esasına dayalı dinî öğreti, Manihaizm.

Manidar : Anlamlı.

Manifatura : Fabrika yapımı her türlü kumaş, bez vb. dokuma.

Manifaturacı : Manifatura eşyası satan kimse, bezzaz. Manifatura eşyasının satıldığı yer.

Manifaturacılık : Manifaturacı olma durumu, bezzazlık.

Manifesto : Bir gemideki malları göstermek için kaptan tarafından boşaltma işlemlerinin yapılacağı gümrük idaresine verilen liste. Toplumsal bir hareketin siyasal inanç ve amaçlarının açık ifadesi. Bildiri.

Manika : Gemilerde, ambarlara ve makine bölümüne hava vermek için güverteye açılan baca.

Manikür : Elin ve özellikle el tırnaklarının bakımı.

Manikürcü : Mesleği manikür yapmak olan kimse.

Manikürcülük : Manikürcünün yaptığı iş.

Manikürlü : Manikür yapılmış.

Manikürsüz : Manikürü olmayan.

Maniple : Telgraf işaretlerini göndermek için bir devredeki akımı kesmekte veya yeniden vermekte kullanılan araç, manipülatör.

Manipülasyon : Yönlendirme. Seçme, ekleme ve çıkarma yoluyla bilgileri değiştirme. Varlıkları yapıcı, açıklayıcı ve yararlı bir biçimde kullanma işi.

 

Manipülatör : Maniple. Manipleyi kullanan kimse. Yönlendirici.

Manisa : Türkiye'nin Ege Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

Manisa kebabı : Manisa yöresine özgü bir kebap türü.

Manisa lalesi : Lalenin parçalı yapraklı, büyük çiçekli, otsu, çok yıllık türlerine verilen genel ad (Tulipa orphanidea).

Manişka : İki dilli iki makara ile yapılmış olan palanga.

Manita : Sevgili. Manitacılık.

Manitacı : Manitacılıkla para sızdıran dolandırıcı.

Manitacılık : Tanışıyormuş gibi yaparak veya çevredeki yandaşlarından destek alarak birinden para sızdırma işi, bir tür dolandırıcılık, manita.

Manivela : Kaldıraç. Bir ucunun bağlı bulunduğu bir nokta çevresinde dönen kol.

Ayaklı mani : Cinaslı ayaklarla söylenen bir mâni türü.

Efradını cami ağyarını mani : "ne eksik ne fazla, eksiği artığı olmayan" anlamında kullanılan bir söz.

Kısmetine mani olmak : Kazancına veya evlenmesine engel olmak.

Kişi : Eş, koca. Kadın veya erkeğe verilen genel ad, şahıs, zat, nefer. Çekimli fiillerde ve zamirlerde konuşan, dinleyen, sözü edilen varlık, şahıs. Erkek. Oyun, roman, hikâye vb.nde yer alan kimse.

Sevinç : İstenen veya hoşa giden bir şeyin olmasıyla duyulan coşku.

Güven : Korku, çekinme ve kuşku duymadan inanma ve bağlanma duygusu, itimat. Yüreklilik, cesaret.

Türlü : Çok çeşitli özellikleri olan, çeşit çeşit, muhtelif. Çeşitli sebzelerle pişirilen yemek.

Etkin : Fiilde bulunan, etkinlik gösteren, edilgin karşıtı. Hareketli, işleyen, çalışan, faal, aktif, dinamik. Kimyasal tepkimelere katılma yatkınlığı gösteren (molekül, atom).

Normal : Aşırılığı, eksikliği ve taşkınlığı olmama, ortalama durum. Bir eğrinin bir teğetine değme noktasından çizilen dikme. Kurala uygun, alışılagelen, olağan, düzgülü, aşırılığı olmayan, uygun.

Biçim : Biçme işi. Herhangi bir şeyin benzeri. Tarz. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format.

Mani düzmek : mâni okumak; müzik eşliğinde mâni söylemek.

Mani mani : Azar azar, yavaş yavaş, bazı bazı. bk. manı mam. Sık sık ve sürekli olarak. İsteksiz isteksiz : Beni mani mani oynattı.

Mani olmak : önüne geçmek, engellemek, önlemek. İlgili cümle: "“Romantik devirlerde bu nevi cilvelere aşk mâni olurdu, şimdi de kültür.”" P. Safa.

Mania : Engel. İlgili cümle: "“Üst üste yığılmış kum torbaları, düşmana karşı duvarlardan sonra ikinci bir mânia teşkil ediyor.”" H. S. Tanrıöver.

Manialı : Engelli.

Maniasız : Engelsiz.

Manici söyleşmesi : Hacivat ile Karagöz arasında manilerle geliştirilen söyleşme.

Maniç : Bezirhanelerde burgu denilen direği çeviren kol.

Manifold üzerinde dağılım :

Manifoldun düzgün yönü :

Mani ile ilgili Cümleler

  • Manila, Japon askerlerine düştü.
  • Jale'nin elleri her zaman iyi manikürlüdür.
  • Bu manidar olmak zorunda.
  • Biri bu pencereyi manivela ile açmaya çalışıyor gibi görünüyor.
  • Jale bir manikürcüde çalışıyor.
  • Geçen ay Manila'ya gittik.
  • Yabancılar gizli bir manipülasyonla dünyadaki büyük bir savaşı önledi.
  • O benim için manidar oldu.

Diğer dillerde Mani anlamı nedir?

İngilizce'de Mani ne demek? : [Mani] n. hand, deal, game, side, fist, coat, lead

n. obstacle, hindrance, impediment, crimp, disincentive, slashing

Fransızca'da Mani : manie [la]

Almanca'da Mani : die Hindernis, die Sucht, die Besessenheit

Rusça'da Mani : n. преграда (F)

adj. препятствующий