Mantar nedir, Mantar ne demek

Mantar; bir bitki bilimi terimidir. kökeni rumca dilinden gelmektedir.

  • Mantarlardan, içinde zehirlileri de bulunan, silindir bir gövde ve üst tarafı şapka biçiminde olan ilkel canlıların genel adı (Fungi).
  • Esnek ve sudan hafif olduğundan şişe tapası, cankurtaran simidi, cankurtaran yeleği, ayakkabı tabanı ve daha birçok şeyin yapımında kullanılan, su geçirmeyen, meşe ağacı tabakası
  • Balık ağlarını su yüzünde tutmaya veya olta sarmaya yarayan mantar parçası.
  • Uydurma söz, yalan.
  • Mantar hastalığı.
  • Mantar hastalığına neden olan mikroskobik canlı.
  • Hayvanların burun ucu.
  • Kaldırıma araçların park edilmesini engellemek amacıyla zemine gömülmüş mantar biçiminde beton yükselti.
  • Bu tabakadan yapılmış olan şişe tapası.
  • Çocukların özel tabanca ile patlattıkları barutlu madde.

"Mantar" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Sen domalan bilir misin? Patates gibi bir şeydir, mantar gibi lezzetlidir." - N. Meriç
  • "İpek çorap ve altı mantar iskarpin giymeyen kadınlar âdeta sınıf dışı ve eski biçim insanlardır." - H. E. Adıvar

Yerel Türkçe anlamı:

Çürük.

Hayvanların burunlarının ucundaki tüysüz yer.

Dericilikte tanen kırmakta kullanılan bir araç.

Biyoloji'deki anlamı:

Mikroskobik ya da makroskobik olan parazit, saprofit ya da simbiyoz olarak yaşayan, klorofilsiz, diğer canlılar için zehirli ya da zehirsiz olan canlı yapı.

 

Bitkilerde koruyucu doku olarak görev yapan ve ana maddesi süberin olan ölü hücrelerden oluşan tabaka. Süberin.

Su ürünleri alanındaki kelime anlamı:

Mikroskopik veya makroskopik olan parazit, saprfit veya simbiyoz olarak yaşayan, klorofilsiz, zehirli veya zehirsiz olan canlı yapı.

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Fotosentez yapamayan, tek hücreli veya ipliksi yapılar oluşturabilen, saprofit ve bazen de patojen de olabilen ökaryotik mikroorganizmalar, fungus.

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

Deri yumuşatma maddesi. (*Yalvaç -Isparta)

Bilimsel terim anlamı:

Mantarlar topluluğuna bağlı bitkilerin genel adı.

Mantar meşesinin kabuğundan sağlanan, şişe tapası ve yalıtkan olarak kullanılan , az gözenekli açık kahverenkli özdek.

İngilizce'de Mantar ne demek? Mantar ingilizcesi nedir?:

fungus, cork, suberin, fungi

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Konya ilinde, Altınekin ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Mantar hakkında bilgiler

Mantarlar (Latince: çoğul: fungi veya fungus), çok hücreli ve tek hücreli olabilen ökaryotik canlıları kapsayan bir canlılar alemi ve şapkalı mantarların tümüne halk arasında verilen genel addır.

Halk arasında Küf mantarı, Pas mantarı, Rastık mantarı, Maya mantarı, Mildiyö mantarı, Şapkalı mantar, Kav mantarı, Puf mantarı gibi çeşitli isimlerle anılan bütün mantarlar, mantarlar (Fungi) alemi içerisinde incelenirler. Latince Fungi mantarlar, Fungus ise mantar anlamındadır.

Dünyanın her yerinde bulunurlar. Fazla nemli yerlerde daha çokturlar. Yeryüzünde 1,5 milyon kadar mantar türü olduğu düşünülmekte ise de günümüzde sadece 69.000 kadar türü tanımlanmıştır. Çoğu insan, mantarların bitki olduğunu düşünmektedir, ancak mantarlar bitki değildir. Çünkü, mantarlar kendi besinlerini üretemezler. Bu yüzden mantarlar üretici değil, ayrıştırıcıdırlar.

 

Mantarlarla ilgili sistematik çalışmalar 250 yıllık bir geçmişe dayansa da, bazılarının özellikleri yüzyıllardır bilinmektedir. Ekmek hamurunun kabartılmasında, şarap yapımında insanlık tarihinde hep kullanılmışlardır. Meksika ve Guatemala halkları bazı halüsinojenik mantarları dini ve mitolojik törenlerde kullanmışlardır. Yine bazı mantarlar Kuzey Amerika yerlileri ve Çinliler tarafından tıbbi amaçla kullanılmışlardır. Şapkalı mantarların ilk olarak Proterozoik Çağ’da (4 milyar – 570 milyon yıl önce) ortaya çıktıkları düşünülüyor. İnsanların şapkalı mantarları kullanımıysa paleolitik döneme (yontma taş çağına) değin uzanır. Tarihsel kayıtlar, şapkalı mantarların pek de iyi niyetleri olmayan amaçlar için kullanıldıklarını ortaya koymaktadır. II. Claudius ve Papa VII. Clement’in düşmanları tarafından zehirli bir mantar türü olan Amanita’yla zehirlendiği yazılmıştır. Bir efsaneye göre de Buddha, bir köylünün ona sunduğu, toprak altında yetişen bir mantarı yediği için ölmüştür.

Mantar ile ilgili Cümleler

  • Mantar zehirlenmesinin belirtileri nelerdir?
  • Mantar şu an mevsiminde; o yüzden ucuz.
  • "Ben bir brokoliyim ve bir ağaç gibi görünüyorum!" "Ben bir cevizim ve bir beyin gibi görünüyorum!" "Ben mantarım ve ben bu oyundan nefret ediyorum!"
  • Mars'ta Manyetik alanlar, onun güney yarımküresinde mantar gibi türemiştir.
  • Biraz daha mantar istiyorum.
  • Mantar çıkmadı.
  • Onlar ne tür mantarlar?
  • Benim bacağımda bir mantar var ve o çok kaşınıyor .
  • Ben bu öğleden sonra ormanda mantar toplayacağım.
  • Birçok antibiyotik mantardan geliyor.

Mantar anlamı, tanımı:

Mantarlar : Sap, yaprak, çiçek vb. organlar yerine dallı veya düz iplikler görünüşünde emeçlerden oluşan, klorofilsiz, çiçeksiz, ilkel canlılar.

Zehirli : Zararlı (duygu, düşünce vb.). Zehri olan.

Taraf : Yöre, yer. Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi. İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri. Yön, yan, doğrultu. Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri. Bir şeyin belli bölümü, kısmı.

Canlı : Hareketli, hayat dolu, dinamik. Yaşayıp yer değiştirebilen yaratık, hayvan. Dikkat çekici, göz alıcı, parlak (renk), ateş parçası. Güçlü, etkili. Hareketli, hayat dolu, dinamik bir biçimde. Canı olan, diri, yaşayan. Canlı yayın.

Genel : Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne). Bir genelleme sonucunda elde edilen. Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan. Yetkisi ve sorumluluğu çok olan. Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi.

Mantar atmak : Yalan söylemek, martaval atmak.

Mantar gibi bitmek : Birdenbire veya kendiliğinden ortaya çıkmak.

Mantar gibi üremek : Hızla çoğalıp yayılmak.

Mantara basmak : Birinin hazırladığı oyuna düşmek, oyuna gelmek.

Mantar ağacı : Turunçgillerden, kerestesi çok gözenekli, süngerimsi, açık sarı renkli bir ağaç (Phelloderidron amurerıse).

Mantar bilimi : Mantarların yapılarını, yaşayışlarını ve yol açtıkları hastalıkları inceleyen bilim dalı, mikoloji.

Mantar çorbası : Mantarların pişirilmesinden sonra unun yoğurtla karışımının tereyağı, sarımsak ile birlikte bol su içinde kaynatılmasıyla yapılmış olan bir çorba türü.

Mantardoğuran : Mantarlaşmış hücreler oluşturacak mantar tabakasını doğuran (büyütken doku).

Mantarhane : Mantarların işlendiği yer.

Mantar hastalığı : Çoğunlukla yüzde, deri üzerinde koyu, kızıl veya mor renkli oluşan bir deri hastalığı, küflüce, mantar. Bazı mantarların yol açtığı bitki veya hayvan hastalığı.

Mantar kaya : Şeytanmasası.

Mantar kent : Nüfusu hızla artan yerleşim bölgesi.

Mantar meşesi : Batı Akdeniz bölgesinde yetişen bir tür meşe, sezü (Quercus suber).

Mantar özü : Karbon, hidrojen ve oksijenden oluşan bazı bitki hücrelerinin çeperlerini kaplayarak sıvı ve gazların geçmesini önleyen, bu sebeple hücrenin ölümüne veya mantar oluşumuna yol açan madde.

Mantar tabakası : Ağaçlarda hücrelerin çeperlerine mantar özü yığarak ve protoplazmasını yitirerek mantar oluşumuna yol açan, dış büyütken tabaka.

Mantar tabancası : Borusunun ucuna içi barutlu mantar takılarak patlatılan, tabanca biçiminde bir tür çocuk oyuncağı.

Akmantar : Tadı güzel ve besleyici bir tür mantar, keçi mantarı (Agaricus campestris).

Kök mantar : Meşe, çam ve fındık vb. ağaçların köklerinde yerleşen, iplik görünüşünde bir mantarın emeciyle, kökün ortak yaşama biçimindeki birleşmesinden oluşan mantar.

Ağaç mantarı : Ağaçta biten bazitli mantar (Collybia velutipes).

Biftek mantarı : Çınar ve kestane ormanlarında oldukça sık rastlanan, genellikle canlı ve çürümüş ağaçlarda yetişen, biçimi çiğ eti andıran, kesildiğinde kırmızı bir sıvı çıkaran, tadı ekşimsi bir tür mantar.

Çayır mantarı : Şapkasının alt yüzü ince dilimli, zehirli de olabilen mantar türlerinin ortak adı.

Çörek mantarı : Ormanlık alanlarda yetişen bir tür mantar.

Horoz mantarı : Yenilebilen bir cins mantar (Cantherellus cibarius).

Kav mantarı : Bazitli mantarlardan, ağaçların gövdesinde veya dallarında yetişen ve kurusu kav olarak kullanılan bitki (Fomes fomentarius).

Keçi mantarı : Akmantar.

Koyun mantarı : Bir tür mantar, koyungöbeği.

Kurt mantarı : Tazeyken yenebilen, olgunlaştığında basılınca sporlar saçan, beyaz renkli, yuvarlak biçimli, bazitli bir mantar (Lycoperdon).

Kuzu mantarı : Bazitli mantarlardan, çayırlarda, sulak yerlerde yetişen, şapkası etli, kalın, koni biçiminde, pürüzlü, yenilir bir mantar (Boletus edulis).

Kültür mantarı : Yemek için özel olarak üretilen mantar.

Pas mantarı : Pas mantarıgillerden, buğdaygillerde ve baklagillerde pas hastalığına sebep olan mantar (Uromyces).

Sığır mantarı : Sığır türünde görülen bir tür mantar.

Sinek mantarı : Bir tür mantar.

Taş mantarı : Bir tür mantar.

Yer mantarı : Domalan.

Mantar bilimci : Mantar bilimi ile uğraşan kimse.

Mantarcı : Mantar yetiştiren veya satan kimse. İnsanları birtakım hilelerle şaşırtıp paralarını çalan (kimse), düzenbaz.

Mantarcılık : Mantarcı olma durumu. Mantar yetiştirme veya satma işi.

Mantarlama : Mantarlamak işi.

Mantarlamak : Aldatmak, yalan söylemek.

Mantarlaşma : Mantarlaşmak işi.

Mantarlaşmak : Hücre zarlarına mantar özü karışarak geçirimsiz duruma gelmek.

Mantarlı : İçinde mantar bulunan, içine mantar konulmuş olan. Mantarı olan. Mantar hastalığına yakalanmış.

Mantarlık : İncelenmek amacıyla mantar kültürlerinin saklandığı yer. Yenilebilen mantarların yetiştirildiği yer.

Mantarsı : Mantarı andıran, mantara benzeyen, mantar gibi, mantarımsı.

Ağ mantarlar : İnsan ve hayvanlarda hastalığa yol açan ve birçok türü içine alan ilkel bitkiler topluluğu.

Bazitli mantarlar : Sporları bazitlerin içinde bulunan mantarlar grubu.

Cıvık mantarlar : Bakterilerle ortak yaşayan, ilkel ve hayvanımsı yapılı, peltemsi mantarlar.

Gerçek mantarlar : Bağlarda mildiyu hastalığını yapan, emeçleri iyi gelişmiş mantarlar (Peronospora viticola).

Pas mantarıgiller : Bitkilerin üzerinde yaşayarak pas denilen lekeler yapan asalak bir mantar takımı.

Su mantarları : Klorofilleri olmadığından su içindeki bozulmuş organik madde üzerinde saprofit veya su canlıları üzerinde parazit olarak yaşayan su bitkileri.

Sürme mantarıgiller : Sürme mantarlarından bir familya.

Sürme mantarları : Bitkilerin, özellikle tahılların dokularında yaşayan sürme veya rastık denilen hastalığı yapan, bazitli asalak mantarlar takımı.

Silindir : Silindir şapka. Yol yapımında toprağı sıkıştırarak düzleştirmek için kullanılan genellikle motorlu araç. Metalleri inceltme, kumaşları parlatma, kâğıt üzerine baskı yapma vb. işler için sanayide kullanılan merdane, silindir makinesi. Motorlu taşıtların motorunda pistona güçlü bir itiş sağlamak için gaz karışımının yandığı veya patladığı yer. Alt ve üst tabanları birbirine eşit dairelerden oluşan bir nesnenin eksenini dikey olarak kesen, birbirine paralel iki yüzeyin sınırladığı cisim, üstüvane.

Gövde : İnsan bedeninde baş, kol ve bacaklar dışında kalan bölüm. Hayvanlarda baş, ayak ve kuyruktan geri kalan bölüm. Bir şeyin asıl bölümü. Kesilmiş hayvanın, sakatatı alındıktan sonraki durumu. Ad ve fiil köklerinden yapım ekleriyle türetilmiş kelime. Ağaç ve bitkilerin dallarının dışında kalan ana bölümü.

Şapka : Bazı bitkilerde, özellikle mantarlarda sapın üstünde bulunan, üreme organlarını taşıyan şapka biçimindeki organ. Keçe, hasır, kumaş, ip vb. ile yapılmış olan başlık. Düzeltme işareti. Boru, baca, direk vb. şeylerin açık olan üst bölümünü havanın etkisinden korumak için takılan başlık.

Biçim : Biçme işi. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Herhangi bir şeyin benzeri. Tarz. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu.

İlkel : Eğitimsiz, kültürsüz, görgüsüz. Zaman bakımından en eski olan, iptidai, primitif. Sanatta yalın bir nitelik gösteren, yapmacıksız olan, primitif. İlk durumunda kalmış olan, gelişmesinin başında bulunan, iptidai, primitif. Özellikle XIV-XV. yüzyıllarda İtalyan ressamlarına, Orta Çağ sonlarında Avrupa ressamlarına verilen ad. Basit, karmaşık olmayan.

Esnek : Değişik yorumlara elverişli. Görüş ve tutumlarında katı olmayan. Bir dış gücün etkisi altında uzama, kısalma, eğrilme vb. biçim değişikliklerine uğradıktan sonra, etkinin kalkmasıyla eski biçimini alabilme özelliğinde olan, elastik, elastiki.

Sudan : Baştan savma, inandırıcı olmaktan uzak olan.

Çoğul : Çokluk, teklik karşıtı: Ordular. Geldik.

Bu : En yakında bulunan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan bir söz. Yerde, zamanda veya söz zincirinde en yakın olanı gösteren bir söz.

Şişe : İçerisine sıvı konulan, cam veya plastikten yapılmış, dar ağızlı uzun kap. Gaz lambasında fitil çevresine konulan cam koruyucu. Bu kabın aldığı miktarda olan. Tavan tahtaları arasındaki açıklığı kapatmak için uzunluğuna çakılan çıta.

Burun : Bazı şeylerin ön ve sivri bölümü. Karanın, özellikle yüksek ve dağlık kıyılarda, türlü biçimlerde denize uzanmış bölümü. Kibir, büyüklenme. Alınla üst dudak arasında bulunan, çıkıntılı, iki delikli koklama ve solunum organı.

Uydurma : Uydurmak işi. Gerçek dışı, uydurulmuş olan, yalan, sahte, asılsız, düzme. Şişirme haber. Yeni bir biçim verilmiş.

Söz : Kesinlik kazanmayan haber, söylenti. Bir düşünceyi eksiksiz olarak anlatan kelime dizisi, lakırtı, kelam, laf, kavil. Bir veya birkaç heceden oluşan ve anlamı olan ses birliği, kelime, sözcük. Bir konuyu yazılı veya sözlü olarak açıklamaya yarayan kelime dizisi. Bir işi yapacağını kesin olarak vadetme. Müzik parçalarının yazılı metni, güfte.

Yalan : Yalancı kimse. Doğru olmayan, gerçeğe uymayan söz, kıtır. Uydurma.

Mantar : Uydurma söz, yalan. Mantar hastalığına neden olan mikroskobik canlı. Hayvanların burun ucu. Mantar hastalığı. Kaldırıma araçların park edilmesini engellemek amacıyla zemine gömülmüş mantar biçiminde beton yükselti. Mantarlardan, içinde zehirlileri de bulunan, silindir bir gövde ve üst tarafı şapka biçiminde olan ilkel canlıların genel adı (Fungi). Çocukların özel tabanca ile patlattıkları barutlu madde. Balık ağlarını su yüzünde tutmaya veya olta sarmaya yarayan mantar parçası. Esnek ve sudan hafif olduğundan şişe tapası, cankurtaran simidi, cankurtaran yeleği, ayakkabı tabanı ve daha birçok şeyin yapımında kullanılan, su geçirmeyen, meşe ağacı tabakası. Bu tabakadan yapılmış olan şişe tapası.

Mantar doğuran : (botanik)

Mantar emeci : (botanik)

Mantar kambiyumu : Odunsu köklerde ve gövdelerde ağaç kabuğunun mantar tabakasını meydana getiren ikincil meristem tabakası.

Mantar kayalar : Rüzgâr aşındırmasıyla oluşan ve çöl görüntüsünün en ilginç yer biçimlerinden biri olan, alt bölümü oyularak incelmiş yerli kaya.

Mantar pnömonisi : Mikotik akciğer yangısı.

Mantar yaka : Su içerisinde mantar veya diğer yüzdürücüler yardımıyla ağın yüzmesini ve açılmasını sağlayan kısım.

Mantar zehirlenmesi : Zehirli mantar, özellikle Amanita türlerinin yenilmesiyle ortaya çıkan zehirlenme.

Mantar-meşesi : (botanik)

Mantarağacı : Kerestesi çok gözenekli, süngerimsi, beyaz sarı renkli ve özgül ağırlığı 0,05-0,10 gr/cm3 olan bir tür ağaç.

Mantarbilim : Mantarların yapılarını, yaşayışlarını ve yaptıkları hastalıkları konu seçen bilim dalı.

Diğer dillerde Mantar anlamı nedir?

İngilizce'de Mantar ne demek? : adj. cork, fungal, corky, fungoid, fungous

n. mushroom, fungus; athlete's foot, fungal infection of the foot which causes itching and skin irritation; cork (used for making stoppers for bottles, etc.)

pref. myco

Fransızca'da Mantar : champignon [le], liège [le], mufle [le]

Almanca'da Mantar : n. Champignon, Pfropfen, Pilz

Rusça'da Mantar : n. гриб (M), пробка (F), поплавок (M), пятачок (M), морда (F)

adj. грибной