Masaj nedir, Masaj ne demek

Masaj; kökeni fransızca dilinden gelmektedir.

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Tedavi amacıyla yapılmış olan sürtme, vurma, ovalama gibi hareketler.

İngilizce'de Masaj ne demek? Masaj ingilizcesi nedir?:

massage

Masaj hakkında bilgiler

Masaj, tıpta, sinir ve kas sistemleri ile kan dolaşımının işlevlerini düzeltmek amacıyla belirli bir sistem ve bilimsel ilkeye dayanarak vücut dokularına el ya da özel araçlarla uygulanan işlem.

Masajı ilk kez Çinliler günümüzden 3 bin yıl önce uyguladı. Daha sonra Eski Yunan hekim Hippokrates burkulma ve çıkıkların tedavisinde ve kabızlıkta masaj yapmayı denedi. 19. yüzyılın başında Stockholmlü hekim Per Henrik Ling eklem ve kaslardaki rahatsızlıklarda uygulanabilecek bir masaj yöntemi önerdi. Ling'in etkisiyle Avrupa da masaja rağbet artmış ve İsveç masaj tekniği Avrupa çapında yayılmıştır. Ling, tıbbi jimnastik ve masaja büyük önem vermiş; hareketleri pasif ya da jimnastik hareketler, basınç, ovma, titretme, vurma ve döndürme olarak sınıflandırmıştır. Daha sonra bu yöntem artrit sonucunda oluşan biçim bozuklarının tedavisinde ve felçli hastalarda kasların yeniden çalıştırılması amacıyla kullanılmaya başlandı.

 

Masaj ağrıyı dindirmek, belirli bir bölgedeki şişliği azaltmak, kasları gevşetmek, yaralanma sonucunda ortaya çıkan gerilme ve burkulmalarda iyileşmeyi hızlandırmak amacıyla uygulanır. Genel inanışın aksine, masaj kas gücünün azalmasına engel olmaz ya da yağ birikimlerinin ortadan kalkmasını sağlamaz.

Masaj uygulaması fizyolojik esaslara dayanır, örnek olarak bir alana yapılmış olan masaj, alttaki iç organlardan gelen ağrıyı azaltır ya da ortadan kaldırır. Masajın deri damarlarında neden olduğu değişiklikler alttaki dolaşımın durumunu da değiştirir. Birikmiş sıvıların emilimini kolaylaştırmak için de masajdan yararlanılabilir. Kaslara yapılmış olan masaj bir çalışmadan önce uygulanırsa, daha fazla kan hücumunu sağlayarak ve kasları hafifçe ısıtarak onları ekinliğe hazırlar ve kolaylaştırır.

Masaj ile ilgili Cümleler

  • Omuzlarına masaj yapmamı ister misin?
  • Masaj yaptırdın mı?
  • O masaj güzeldi.
  • Ali bana masaj yapacağını söyledi.
  • Dizlerime masaj yapmak zorundayım.
  • Ali Mary'ye ayak masajı yaptı.
  • Ali parmaklarıyla şakaklarıma masaj yaptı.
  • Benim bir masaja ihtiyacım var.
  • Masaj ister misin?
  • Masaj ister misiniz?
 

Masaj anlamı, tanımı:

Vücut : İnsan veya hayvan gövdesi, beden. Var olma, varlık.

İşlem : Sayıları karşı karşıya getirip belirli birtakım kurallara uygun olarak birbiri üzerine etkilendirme yöntemi. Bir amaca ulaşmak için tutulan yol, prosedür. Madde üzerinde her türlü değişim yapma işi, muamele. Ham veya ara malları ve maddeleri fiziksel, kimyasal değişikliklerle daha uygun, kullanılır duruma getirme, muamele. Nakit veya menkul değerleri kullanarak alım satım, takas, borçlanma vb. piyasa hareketi. Bir işi sonuçlandırmak için yapılmış olan iş veya uygulamaların hepsi, muamele, muamelat.

Yapma : Yapay. Yapmacık, sahici karşıtı. Yapmak işi.

Biçim : Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Herhangi bir şeyin benzeri. Biçme işi. Tarz. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu.

Yöntem : Bilimde belli bir sonuca erişmek için bir plana göre izlenen yol, metot. Bir amaca erişmek için izlenen, tutulan yol, usul, sistem, prosedür, politika.

Ovma : Ovmak işi.

Masaj yapmak : Sağlık, bakım ve yarışmalara hazırlık amacıyla vücudun çeşitli bölgelerini özel araç ve yöntemlerle ovmak, ovuşturmak.

Masajcı : Sağlık veya tedavi amacıyla masaj yapan kimse, masör.

Masajcılık : Masajcı olma durumu.

Masajlama : Masajlamak işi.

Masajlamak : Masaj yapmak.

Yüzey : Bir cismi uzaydan ayıran dış ve yaygın bölüm, satıh, yüz.

Elektrik : Bu enerjinin gündelik hayatta kullanılan biçimi. Bu enerjiden elde edilen aydınlanma. Maddenin elektron, pozitron, proton vb. parçacıklarının hareketleriyle ortaya çıkan enerji türü. Fiziğin, bu enerji ile oluşan olaylarını inceleyen kolu. Çarpıcılık, cazibe, canlılık.

Aracı : Ara bulucu. İki şey arasında bağlantı kuran kimse, vasıta. Üretici ile tüketici arasında alım satım konusunda bağlantı kuran ve bundan kazanç sağlayan kimse, mutavassıt, komprador. İhracatçının ihracattan doğan alacaklarının büyük bir bölümünün malın yüklenmesinden hemen sonra, kalan kısmının ise para, malı alandan tahsil edildiğinde bir aracı banka tarafından ödenmesini sağlayan kredi veya yatırım tekniği.

İyileştirme : Bir kimsenin iş yapmaya engel olan sakatlığını, yetersizliğini gidermek veya bozuk olan ruhsal durumunu düzeltmek amacıyla uygulanan tedavi, rehabilitasyon, rehabilite. İflas hâlindeki işletmeyi iyi yönetimle kâra geçirme, rehabilitasyon, rehabilite. İyileştirmek işi, ıslah.

Bakım : Birinin beslenme, giyinme vb. gereksinimlerini üstlenme ve sağlama işi. Bakma işi. Bir şeyin iyi gelişmesi, iyi bir durumda kalması için verilen emek.

Ovuşturma : Ovuşturmak işi.

Sistem : Model, tip. Bir aracı oluşturan düzen, düzenek, tertibat. Yol, yöntem. Düzen. Bir sonuç elde etmeye yarayan yöntemler düzeni. Dizge.

Masaj tedavisi : Vücudun çeşitli bölgelerindeki kasların mekanik olarak elle veya su hüzmesi, hava hüzmesi ve özel cihazlar gibi diğer araçlarla yoğrulmasıyla yapılan tedavi, masoterapi.

Diğer dillerde Masaj anlamı nedir?

İngilizce'de Masaj ne demek? : n. massage, rubdown

Fransızca'da Masaj : massage [le]

Almanca'da Masaj : n. Massage

Rusça'da Masaj : n. массаж (M)