Merk nedir, Merk ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Evlek.

Yara ya da çıban yangısı.

Bir kabın, borunun içindeki tortu, pas.

Tarla içindeki her bir bölüm (Erzincan Merkez).

Merk ile ilgili Cümleler

  • Ali arkadaşları ile birlikte kent merkezine gitti.
  • Merkür Dünya'nın sadece yaklaşık üçte biri büyüklüğündedir. Bu başka bir gezegenden daha küçüktür.
  • Merkezi Haberalma Teşkilatı hakkında ne biliyorsun?
  • Ondoy ve arkadaşı kent merkezine gidiyorlar.
  • Burak evrenin merkezi olduğuna inanıyor.
  • Merkür Güneş sistemindeki sekiz gezegenin en küçüğüdür.
  • Merkezi haber alma teşkilatı seni izliyor.
  • Merkel çok soğuk bir kadın.
  • Polis Dan'ı alışveriş merkezine kadar izledi.
  • Merkür, Güneş'e çok yakındır ve önemli bir atmosferi yoktur.
  • Merkür güneş sistemimizdeki en küçük gezegendir.
  • Ali kendisinin evrenin merkezi olduğunu düşünür.
  • Ali araçla alışveriş merkezine gitti.

Merk kısaca anlamı, tanımı

Aktif merkez : Bir enzim molekülünde substratın bağlandığı ve etkileşime girdiği yer

Alışveriş merkezi : Belirli bir yerde etkinlik gösteren perakendeci işletmeler topluluğu.

Apnöstik merkez : Ponsta bulunan, derin soluk almada rol alan bir solunum merkezi.

Avrupa enformasyon merkezleri : [Bakınız: Avrupa bilgi merkezleri].

Avrupa merkez bankaları sistemi : Bzk. Delors Raporu. Avrupa Birliğinin para politikasını belirleyerek uygulamak; döviz işlemlerini yürütmek; resmi döviz rezervlerini tutmak ve yönetmek; çok taraflı ödemeleri düzenlemek amacıyla üye ülkelerin merkez bankaları ile Avrupa Merkez Bankasından meydana gelen federatif yapıdaki bağımsız organ.

 

Avrupa merkez bankası : Avro basma yetkisiyle donatılan ve Avrupa Birliği üye ülkeleri arasında fiyat istikrarını sağlamak üzere, Avrupa Para Enstitüsünün yeniden yapılanmasıyla 1998 yılında kurulan ve merkezi Frankfurt’ta bulunan Avrupa Birliği organı. karşılığı Avrupa Para Enstitüsü.

Belgesel yapım merkezi : Merkez izlencesini hazırlayan ana yapım merkezinden ayrı olarak bölgesel izlenceleri hazırlamak ya da ana yapım merkezine yardımcı olmak üzere kurulan yapım merkezi.

Bilgi işlem merkezi : Bilgisayar donanım ve yazılım olanakları vè başta veri hazırlama donanımı olmak üzere öngörülen bilgi işlem hizmetleri için gerekli tüm öteki yardımcı makinelerle donatılmış, yönetici insangücünün yanı sıra dizge çözümleyiciler, izlenceleyiciler, işletmenler ve benzerleri gibi bilişim insangücünden oluşan ve içinde bulunduğu örgüte ya da dışarıya bilgi işlem hizmeti sunmayı amaçlayan örgüt. BİM.

Bu merkezde : Bu yolda, bu durumda olan.

 

Bucak merkezi ilköğretim kurulu : Mahalle ihtiyar kurulu, belediye meclisi, okul-aile birliği gibi kuruluşların temsilcileri ile öğretmenlerin, okul yönetmenlerinin, muhtarların aralarından seçecekleri birer temsilciden ve belediye başkanından oluşan ve bucak müdürünün başkanlığında toplanarak ilköğretimle ilgili işlerin düzenli bir biçimde yürütülmesine bakan kurul.

Coğrafi merkezli yönetim : Ana ülke milliyeti egemen olmaktan çıkarılarak yöneticilerin ülke kökenine bakılmaksızın yönetimin tamamen evrenselleştirildiği etnik ve çok merkezli yönetim stratejilerinin karışımı olan bir tür çokuluslu şirket yönetim modeli. karşılığı çok merkezli yönetim, etnik merkezli yönetim, hiyerarşi dışı yönetim.

Çok merkezli yönetim : Bağlı şirketlerdeki yöneticilerin, ülkenin dilini kültürünü ve çalışma etiğini eniyi bilen kişiler olduğu düşüncesinden hareketle o ülkeden seçildiği bir tür çokuluslu şirket yönetim modeli. karşılığı coğrafi merkezli yönetim, etnik merkezli yönetim, hiyerarşi dışı yönetim.

Düzlem demetinin merkezi : Uzayda bir P noktasından geçen düzlem demetindeki P noktası.

Eğrinin merkezi : Merkezli bir eğrinin merkezi.

Ekspirasyon merkezi : Alt solunum grubu.

Elipsin merkezi : Bir elipsin odaklarını birleştiren doğru parçasının orta noktası.

Etkin merkez : Bir enzim molekülünde substratın bağlandığı ve etkileşime girdiği bölge.

Etnik merkezli yönetim : Bir ülkede geçerli olan yönetim stratejilerinin diğer ülkelerlerde de geçerli olduğu ilkesinin benimsendiği bir tür çokuluslu şirket yönetim modeli. karşılığı coğrafi merkezli yönetim, çok merkezli yönetim, hiyerarşi dışı yönetim.

Evren merkezi : Sınırlı evren için kabul edilen merkez.

Fabrikalar satış merkezi : Farklı markalara ait fabrika satış yerlerinin bir arada bulunduğu büyük alışveriş merkezi.

Fransız merkantilizmi : Devlet eliyle sanayileşmenin desteklenmesine, koruyucu dış ticaret politikasıyla dışalımın kısılarak dışsatımın artırılmasına, dışalıma yüksek vergiler uygulanmasına yönelik bir dizi politika düzenlemesini içeren ve Jean Baptiste Colbert tarafından önerilip 17. yüzyılda Fransa’da uygulanan merkantilist politikalar. karşılığı merkantilizm, Alman merkantilizmi, İngiliz merkantilizmi.

Germinal merkez : Lenf düğümü ve dalak içinde bulunan, B hücrelerinin olgunlaştığı ve immün bellek gelişiminin gerçekleştiği alanlar. Dalak, lenf yumrusu veya mukozal lenfoid dokularda bir lenfoid folikül içerisinde açık olarak boyanan, T hücre bağımlı sıvısal bağışık cevap sırasında oluşan, B hücre çekim olgunlaşmasının olduğu bölge.

Gökada merkezi : Samanyolunun kütle merkezi olarak alınbilecek noktası (yaklaşık olarak Yay takımyıldızı doğrultusu).

Hiperbolün merkezi : Bir hiperbolün odaklarını birleştiren doğru parçasının orta noktası.

Hükumet merkezi : Başkent.

İç merkezli kübik sistem : Merkeziyle köşelerinde taneciklerin yerleştiği kübik sistem.

İhracatı geliştirme etüd merkezi : Türkiye dışsatımının geliştirilmesi ve sağlıklı bir yapıya kavuşturulması amacıyla 1960 yılında kurulmuş ve 2001 yılında yeniden yapılandırılarak Dış Ticaret Müsteşarlığına bağlanan kurum.

İklimleme merkezi : Havanın istenilen iklim koşullarına getirildiği merkez.

İlgi merkezi : Öğrencilere çekici gelen ve eğitim programını uygularken okulun yararlanabileceği çevresel ya da yaratıcı nitelikte yaşantıların kaynağı. Öğrencilerin ilgisini çeken ders, konu ya da iş. Anaokulu ile ilkokulda çocukların türlü öğrenme etkinlikleri ve yaratıcı güçleri sonucu ortaya çıkan birtakım konulara, ilke ve düşüncelere göre türlü araç ve gereçlerin uyumlu olarak bir araya getirildiği yer; bu araç ve gereçlerin bir araya getirilmesiyle düzenlenen köşe. Bakkal dükkânı, doğa köşesi gibi.

İmiazolil merkaptan : Formülü C3H3N2SH, mol kütlesi 100,2 g, e.n. 222 °C olan, renksiz kristalleri olan bir bileşik.

İngiliz merkantilizmi : Deniz aşırı ticaretin İngiliz gemilerinin tekelinde olmasını savunan ve İngiliz mallarıyla rekabet edebilecek yabancı malların ülkeye girişine izin vermeyen özellikleriyle öne çıkan merkantilist görüş. karşılığı merkantilizm, Alman merkantilizmi, Fransız merkantilizmi.

Jerminal merkez : Lenf yumrusu ve dalak içinde bulunan, B hücrelerinin olgunlaştığı ve immün bellek gelişiminin gerçekleştiği alan.

Kar merkezi : İşletme ve şirketin kendi kâr veya zararlarından sorumlu olarak çalışan, yerine göre tamamen bağımsız davranabilen birimi.

Kardiyoakseleratör merkez : Kalp hızını ve kasılma gücünü artıran medulla oblongatada yerleşmiş sempatik kardiak merkez.

Kardiyoinhibitör merkez : Kalbin çalışma hızını baskılayan medulla oblongatada yerleşmiş olan parasempatik kardiak merkez.

Kılavuzluk ve araştırma merkezi : Okul öncesinden üniversiteye değin her öğrenim basamağındaki okulda başarısızlığa uğrayan öğrencilerin durumlarını incelemek, gerekli düzeltici önlemleri almak ve bu işleri yaparken aile, okul ve öteki ilgili kurumlar ile sıkı işbirliği yapmak üzere kurulan merkez.

Kirişsel merkez : Diyaframanın merkezi olarak yer alan kirişsel kısmı, sentrum tendineum.

Koklama duyusu merkezi : Koklama duyu sinirlerinin sonlandığı oluşum. Buradan birinci çift beyin sinirleri çıkarak koklama bölgesine giderler.

Kontrol merkezi : Homeostatik kontrol mekanizmalarının bileşenlerinden her biri.

Merkantil : Satışa çıkarılmak üzere ve nitelik ayrımı gözetilmeksizin istiflenmiş kereste.

Merkaptan : Proteinlerin anaeorbik yıkımlanması sonucunda meydana gelen kötü kokulu gaz.

Merkaptit : Proteinlerin veya sistein aminoasidinin tiyol gruplarına civa, gümüş gibi ağır metallerin veya bazı organik maddelerin bağlanmasıyla oluşan bileşik.

Merkeb : Eşek.

Merkel hücre tümörü : Nöroendokrin hücre tümörü.

Merkel hücresi : Genellikle avuç içi ve ayak tabanındaki kalınlaşmış deride bulunan, sitoplâzmasında küçük yoğun granuller içeren, duygu mekanoreseptörü olarak görev yaptığı düşünülen epitel hücresi tipi. Merkel dokunma cisimcikleri.

Merkel yasası : Duyumlar arasındaki ayrımların onları harekete geçiren uyaranlar arasındaki ayrımlara eşit olduğu varsayımı.

Merkeldiski : Merkel hücresi.

Merkelhücresi : Epidermiste ve ağız mukozasında bazal tabakada ve sinir sonlanmalarının yakınında yer alan basınç almacı olarak görev yapan nöroendokrin hücre, Merkel diski.

Merkeme : Mahkeme.

Merken : Küçük küp biçiminde, bakır yoğurt kabı. Merken, toprak kap, küçük küp.

Merkepçilik : Eşekçilik.

Merkeşler : Bolu şehrinde, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Merket : Atıcı, vurucu.

Merkez bankası : Para çıkarmak, para piyasasını denetlemek, altın ve döviz rezervlerini kontrol altında tutmak gibi işlevler için kurulan, ülkenin para ve kredi politikasını yürütmekle görevli olan ve bazı durumlarda son ödünç verici olarak çalışan banka. Merkez bankaları bulundukları ülkelerin kanunlarına ve iktisadi yapılarına göre yalnızca fiyat istikrarını, fiyat istikrarıyla çelişmemek kaydıyla büyüme ve işlendirmeyi veya yalnızca büyüme ve işlendirmeyi sağlamak gibi amaçlarla etkinlikte bulunmaktadırlar. Hazineye ilişkin para işlemlerini düzenlemeğe, kâğıt para çıkarmağa, indirim sınırlarını saptamaya, banka saycalarını denetleme ve düzenlemeye yetkili olan devlet bankası.

Merkez bankası bağımsızlığı : Merkez bankasının siyasi müdahalelerden etkilenmeksizin, öngördüğü para politikası araçlarını kendi hedefleri doğrultusunda, serbestçe belirlemesi ve kullanabilmesi.

Merkez bankası öndelikleri : Merkez bankasının, cari yıl bütçe gelirleri ile giderleri arasında yer ve zaman bakımından çıkan uyuşmazlıkları denkleştirmek için hazineye açtığı kısa vadeli krediler.

Merkez bankası parası : Merkez bankası tarafından çıkarıma konu olan para. Parasal tabana kamu kesimi mevduatının eklenmesiyle hesaplanan ve merkez bankasının denetimi altında bulunan parasal büyüklük.

Merkez ceza kurulu : Ayaktopu Birliğine bağlı olan ve takım ya da oyuncuların oyun içindeki türlü davranışlarıyla ilgili olumsuz durumları bir karara bağlamakla görevli kurul.

Merkez denetlemesi : Bir ülkede filmlerin tek bir kurulca denetlenmesi durumu.

Merkez ekonomileri : Dünya sistemine göre çevre ve yarı çevre ekonomilerindeki gelişimi belirleyen, biçimlendiren ve çevre ekonomileri ile yarı çevre ekonomilerini sömüren, sanayileşmesini tamamlamış, ileri teknolojiyi ve iktisadi üstünlüğü elinde tutan kapitalist ülkeler. karşılığı az gelişmiş ülkeler, kuzey ülkeleri, güney ülkeleri, bağımlılık kuramları, emperyalist ülke.

Merkez izlencesi : Bir televizyon ağı için merkezde hazırlanan ve merkezden yayınlanan izlence. Bölgesel izlence karşıtı.

Merkez sinir sistami : Beyin ve omurilikten meydana gelmiş olup sinir gözelerinin akson ve gövdelerini ve nörogliya gözelerini toplu olarak kapsar.

Merkezden ısıtma döşemi : Binanın bir merkezden ısıtılmasını sağlıyan döşem.

Merkezden yönetim : Eğitim etkinliklerinin düzenlenmesi ve yönetilmesi konusunda genel siyasanın saptanması, denetim ve işletmeyle ilgili işlerin yürütülmesi bakımından en büyük sorumluluğu devletin ya da ulusal hükümetin üzerine aldığı yönetim biçimi. Yetkilerin bir kurumun merkez yönetiminde toplandığı ve kararların merkezden alt birimlere iletildiği yönetim biçimi. karşılığı yerinden yönetim.

Merkeze yoğunlaşma : Yoğunluğun merkeze doğru gittikçe artması.

Merkezgel kuvvet : Dışardan merkeze doğru yönelmiş kuvvet.

Merkezi : Merkezde olan, merkezi oluşturan.

Merkezi birleşme : İki akrosentrik kromozomun uç kısımlarında kırılma meydana gelmesini takiben, kopan iki küçük parçanın kaybolarak uzun kollarının tek bir kol hâlinde birleşmesi. Sentrik füzyon, Robertson tipi translokasyon.

Merkezi eğilim ölçüleri : Veri dağılımının nerede toplandığını gösteren aritmetik ortalama, geometrik ortalama, harmonik ortalama, tepe değeri ve ortanca gibi ölçüler.

Merkezi eğitim : Ortalama, ortanca, mod gibi bir sıklık dağılımını gösteren puan. Bir dağılımdaki gözlem ya da deneklerin, mutlak değer ya da yineleniş oranına göre bir noktada toplanma eğilimi.

Merkezi ilerleyici retina atrofisi : Köpeklerde retinanın pigment epitelinde lipopigmentlerin birikimi ve epitelin hiperplazisiyle belirgin patolojik değişim. Özellikle, yaşlı av ve sürü köpeklerinde görülür.

Merkezi ipli serpme ağı : Çeşitli derinliklerde kullanılabilen ve ağın dibe oturmasından sonra kısa çekme hareketleriyle kurşun yakanın bir araya toplandığı ve dikkatli, ani bir hareketle avın sudan dışarı alındığı el serpme ağı.

Merkezi ipsiz serpme ağı : Sığ sularda genellikle küçük balıklar için kullanılan ve ağın altında kalan balıkların ancak elle alınabileceği merkezi ipi bulunmayan genellikle alabalık, kefal gibi balıkların avlandığı el serpme ağı.

Merkezi kan hacmi : Kinetik modellerde, merkezi bölme olarak kabul edilen; kan plazması ile yapısında fazla kan bulunan karaciğer, böbrek, akciğer, kalp, beyin ve iç salgı bezleri gibi organlardaki toplam kan hacmi.

Merkezi katologlama : Kitapların, bir merkezde kataloglanması işlemi.

Merkezi kitaplık : Kendisine bağlı şubeleri bulunan, olağan kitaplık işlerinin yanında bu şubelerin teknik işlerinin de yürütüldüğü kitaplık.

Merkezi sinir sistemi : Sinir hücrelerinin akson ve gövdeleri ile nörogliya hücrelerini toplu olarak kapsayan beyin ve omurilikten meydana gelmiş sinir sistemi.

Merkezi siroz : Konjestif siroz.

Merkezi solunum güçlüğü : Çeşitli nedenlere bağlı olarak doğrudan solunum merkezlerinın uyarılması sonucu ortaya çıkan solunum güçlüğü, sentrojen dispnö.

Merkezi toplardamar basınç kateteri : Anestezi sırasında merkezi venöz basıncı ölçen alet, sentral venöz basınç katateri.

Merkezi yer kuramı : Mal ve hizmetlerin yüksek veya düşük sıralı olmasını ve eşik nüfusu dikkate alarak şehir merkezlerinin, en uygun yayılma alanını sağlayan altıgen biçiminde bir yerleşim alanının merkezinde kurulması gerektiğini ileri süren ve Walter Christaller tarafından geliştirilen kuram.

Merkezi yönetim bütçesi : 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi Yasası’na göre I sayılı cetveldeki Genel bütçeli, II sayılı cetveldeki özel bütçeli ve III sayılı cetveldeki düzenleyici ve denetleyici kurumların bütçelerinden oluşan bütçe.

Merkezileşme : Merkezileşmek işi.

Merkezileşmek : Merkez durumuna gelmek.

Merkezileştirme : Merkezileştirmek işi.

Merkezileştirmek : Otoriteyi ve işi bir merkezde toplamak.

Merkezkaç tulumba : Suyu merkezkaç kuvvetten yararlanarak yükselten tulumba.

Merkezkaç üfleç : Havayı merkezkaç kuvvetle emerek yollayan aygıt.

Merkezkarakale : Kars şehrinde, merkez belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.

Merkezköy : Trabzon şehri, Araklı ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Merkezleme çenesi : Değişik çaplara göre ayarlanabilen ve boruyu lokmaların merkezinde tutan çeneler, (bk. Şek. 4).

Merkezler doğrusu : Bir aileden olan merkezsel eğrilerin merkezlerini birleştiren doğru.

Merkezler eğrisi : Bir aileden olan merkezsel eğrilerin merkezlerini birleştiren eğri.

Merkezleyici : Boruyu lokmaların merkezinde tutan parça. (bk. Şek. 4).

Merkezli eğri : Bir merkezil izdüşümde değişmez kalan eğri. Bu izdüşümün merkezine eğrinin merkezi denir.

Merkezli konikler : Simetri merkezi bulunan konik eğrileri. Çemberler, elipsler, hiperboller.

Merkezli kuadrikler : Merkez noktası olan kuadrikler. Küreler, elipsoidler ve hiperboloidler.

Merkezsel yapı : (Mimarlık) Yarım ve küçük kubbelerin bir anakubbe çevresinde toplandığı yapı biçimi.

Merkezyeniköy : Sivas ili, Yıldızeli belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Merki : Yenilen zehirsiz bir çeşit mantar.

Merkib : Merkep.

Merkup : Üzerine binilmiş olan.

Neo merkantilizm : Dışalımı kısıtlarken dışsatımı özendirmeye yönelik önlemler alan, sermaye akımlarına denetim getiren böylelikle ülkenin döviz rezervini arttırmayı amaçlayan, bu nedenle de hükümetlerin etkin bir maliye ve para politikası izlemesini öngören merkantilizmin çağımızdaki yeni uygulama biçimi.

Omurilik merkez kanalı : Omurganın ortasından geçen ve içinde omurilik uzanan kanal. Ependim kanalı. Omurganın ortasından geçen ve içinde omurilik bulunan kanal.

Öğretim merkezi : Birbirine çok yakın yerleşme yerleri ile ulaşım koşullarının elverişli olduğu birden çok mahalle ve benzeri küçük yerlerdeki çocuklara ilköğretim olanağının sağlandığı merkez, bk. gezici öğretmenlik bölgesi.

Piyasa mali uzlaştırma merkezi : Katılımcıların borçlu ya da alacaklı oldukları tutarları hesaplamak üzere mali uzlaştırma sistemini çalıştıran ve Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi bünyesinde oluşturulan birim.

Pnömotaksik merkez : Ponsun üst bölümü ve arkada bulunan, solunumun hem biçiminin hem de hızının kontrolüde görev alan bir solunum merkezi.

Program tanımlı merkezi yönetim bütçe faiz dışı dengesi : Program tanımlı merkezi yönetim bütçe gelirleri ile program tanımlı merkezi yönetim bütçe faiz dışı harcamaları arasındaki fark.

Program tanımlı merkezi yönetim bütçe faiz dışı fazlası : Program tanımlı merkezi yönetim bütçe gelirlerinin program tanımlı merkezi faiz dışı bütçe harcamalarından büyük olması, diğer bir deyişle program tanımlı merkezi yönetim bütçe faiz dışı fazlasının pozitif olması durumu. Bu büyüklük IMF’nin önerdiği iktisadi programlarda borçların çevrilebilirliğini gösteren bir başarım ölçütü ve Maliye Bakanlığı kamu hesapları bülteninde yayımlanan merkezi yönetim bütçe faiz dışı fazlasından farklı bir bütçe büyüklüğüdür.

Program tanımlı merkezi yönetim bütçe gelirleri : Merkezi yönetim bütçe gelirlerinden faiz gelirleri, Merkez Bankası kârı, yeniden değerleme ve devredilen özel gelirler, kamu bankaları kâr payı gelirleri, özelleştirme gelirleri, konsolide kamu kesimine borç verme-geri ödeme kalemi ve darphane para basım geliri toplamının düşürülmesiyle elde edilen bütçe büyüklüğü.

Program tanımlı merkezi yönetim bütçesi faiz dışı harcamaları : Merkezi yönetim bütçe harcamalarından risk hesabının düşürülmesi ile sosyal güvenlik kuruluşlarına yapılan nakit aktarım farkının ve konsolide kamu kesimine borç verme-geri ödeme kaleminin eklenmesiyle elde edilen harcamalar.

Sermayenin merkezileşmesi : Marksist kuramda, sermayenin yoğunlaşmasının en üst derecesi olup birçok sermayenin, bir tek sermaye olarak kaynaşması sonucunda sermayenin tek elde toplanması.

Setli merkezleme levhası : Merkezleme çenelerini boru çapına göre açıp kapayan setli levha. (bk. Şek. 4).

Sezgi merkezci çevre etiği : Sezgi sahipliği, hissedebilme ve algılayabilme yeteneğinin sahip olunan “hakları” belirlemede başlıca belirleyici olduğunu savunan görüş, sentiyosentrik çevre etiği.

Simetri merkezi : Kristal örgüsünde eşdeğer noktaların bu merkeze göre yansıması üst üste düşen, su ve amonyak moleküllerinde olmayan ve küre, küp ve benzer moleküllerde olan simetri elemenlarından biri.

Soluk alma merkezi : Üst solunum grubu.

Soluk verme merkezi : Alt solunum grubu.

Solunum merkezleri : Solunumun düzenlenmesini sağlayan medulla oblongata ve ponsta bulunan pneumotaksik merkez, apnöstik merkez, dorsal solunum grubu ve ventral solunum grubundan oluşan merkezler.

Su ürünleri satış merkezi : Su ürünleri hali bulunmayan beldelerde, su ürünlerinin, bu amaçla ayrılan alanlarda, bu yönetmelikte yer alan şartlara uygun olarak, kontrollü toptan satışının yapıldığı, kapasitesi 10 ton/gün’e kadar olan yerler.

Şiral merkez : Asimetrik karbon atomu.

Türkiye cumhuriyet merkez bankası : 1930 yılında 1715 sayılı kanun ile kurulan, görev ve yetkileri zaman içinde değişikliklere uğrayan ve 2001 yılındaki son değişiklikle temel amacı fiyat istikrarı sağlamak ve fiyat istikrarıyla çelişmemek kaydıyla hükümetin büyüme ve istihdam politikalarını desteklemek olarak belirlenen ve kendisine verilen görev ve yetkileri kendi sorumluluğu altında bağımsız olarak kullanan merkez bankası.

Tüylü merkep ketesi : Ülkemiz çayır ve meralarında bulunan ve bileşikgiller ailesine bağlı, yaprakları astrajant etkiye sahip, yaprakları tüylü, kıllı ve grimsi bir görünüm arz eden zehirli bir bitki.

Uluslararası ticaret merkezi : Gelişmekte olan ülkelerde dış ticaretin geliştirilmesini sağlamak ve bu ülkelerdeki şirketlerin uluslararası rekabet gücünü artırmak amacıyla 1964 yılında kurulan ve Dünya Ticaret Örgütü ile Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı tarafından desteklenen kuruluş.

Uluslararası yatırım anlaşmazlıkları çözüm merkezi : Ev sahibi ülkelerle yabancı yatırımcılar arasında çıkabilecek anlaşmazlıkların çözümünde, 1966 yılında kurulan ve Dünya Bankası grubu içinde yeralan merkez. Taraflar sözkonusu merkeze gönüllü olarak başvurmakta ve çıkan sonucu kabul etmek zorundadırlar.

Üç merkezli bağ : Hidrojen atomunun diğer iki atom arasında olduğu (tipik olarak bor atomları) ve bir elektron çiftinin her üç atomu da bağladığı kimyasal bağ.

Yapım merkezi : Televizyon yayın merkezi için izlence tasarıları hazırlamak, bu tasarıları gerçekleştirmek, izlenceleri doğrudan doğruya yayınlamak ya da çeşitli gereç üzerine aktararak yayına hazır duruma getirmekle görevli kuruluş.

Yayın merkezi : Bir ya da daha çok verici yayacı, bunlardan oluşan ağı besleyen merkez. (Yayın merkezi, televizyon ağı içinde yer alan öbür vericilerin tüm izlencesini ya da bu izlencenin en önemli bölümlerini yayar).

Yeni merkantilizm : Karşı ülkenin zararı pahasına, dışalımı kısıtlayarak harcamaların yurtiçine kaydırılması yoluyla gelir ve işlendirmeyi artırmayı amaçlayan ve yalnızca koruyucu dış ticaret politikası uygulayan tarafın ticaretten kazanmasını sağlayan, merkantilizme benzer yeni bir dış ticaret politikası biçimi.

Yüzey için eğrilik merkezi : Bir M yüzeyinin bir P noktasındaki iki parametre eğrisinin eğrilik merkezleri aynı ise bu noktaya M 'nin P 'deki eğrilik merkezi denir.

Yüzey merkezli : Başlangıç noktası cismin yüzünde alınmış (konsayı ya da ölçü dizgesi).

Yüzey merkezli kübik kristal : Kübik birim hücrenin sekiz köşesinde ve her bir yüzeyinde bir birimin bulunduğu ve kürelerin kübik sıkı istiflenmesiyle oluştuğu kristal.

Yüzey merkezli kübik yapı : Bir düzlemin 4 köşesinin ortasına beşinci bir atom yerleşmesiyle olusan bir kristal yapı.

Ağırlık merkezi : Bir cismin bütün noktalarına ayrı ayrı etki yapan yer çekimi kuvvetlerinden oluşmuş tek kuvvet durumundaki bileşkenin uygulama noktası. Bir işin en önemli bölümü.

Deprem merkezi : Depremin oluştuğu odak nokta ve yayıldığı yer.

Dış merkezli : Dış merkezlikle ilgili olan, eksantrik.

Eş merkezli : Merkezleri aynı olan (iki veya daha çok şekil).

Etkinlik merkezi : Konserlere, konferanslara elverişli dinleme salonu, oditoryum.

Gün merkezli : Güneş'in merkezine göre tanımlanan, Güneş'in merkezinden bakıldığı varsayılarak ölçülen (bir yıldızın koordinatları).

Haber merkezi : Bir yayın organının haberleri derleyip toparlamak ve değerlendirmekle sorumlu ve yükümlü haber birimi.

İç merkez : Depremin başladığı yer olarak kabul edilen nokta.

İletişim merkezi : Bildirişim ve haberleri toplama ve değerlendirme bürosu.

İndirim merkezi : Mağazaların seri sonu mallarını ucuz olarak sattığı alışveriş yeri.

İş merkezi : İş yerlerinin yoğun olduğu bölge. Bir ticaret ortaklığının yönetildiği yer. Belli bir ürünün bütün çeşitleriyle sergilendiği ve satışının yapıldığı yer, plaza. Birçok satış merkezinin bir arada bulunduğu yer, plaza.

Konuşma merkezi : Beynin, konuşma işlevini denetleyen bölümü.

Kültür merkezi : Kültüre ve kültürün gelişimine hizmet etmek amacıyla kurulmuş opera, tiyatro, sergi vb. etkinliklerin yapıldığı yer, kültür sarayı, kültür sitesi.

Merkantilist : Merkantilizm yanlısı olan kimse.

Merkantilizm : Ülkenin refahını sahip olduğu altın, gümüş vb. değerli madenlere bağlayan, ülkedeki değerli maden yataklarının işletilmesine önem veren ve ihracatı artırıp ithalatı azaltmaya çalışan iktisat öğretisi.

Merkat : Mezar, kabir.

Merkep : Eşek.

Merkepçi : Eşekçi.

Merkez : Bir bölgenin veya kuruluşun yönetim yeri. Biçim, tarz. Bir işin öğretildiği yer. Bir kapalı eğrinin veya bazı çokgenlerde köşegenlerin kesişme noktası. Bir dairenin veya bir küre yüzeyinin her noktasından aynı uzaklıkta bulunan iç nokta, özek. Belirli bir yerin ortası. Polis karakolu. Bir işin yoğun olarak yapıldığı yer.

Merkez açı : Köşesi çemberin merkezinde bulunan açı.

Merkez parti : Görüş açısından uç noktalarda olmayan siyasi kuruluş.

Merkez üs : Deprem ortası.

Merkezce : Merkeze göre, merkez bakımından.

Merkezci : Merkeziyetçi.

Merkezcil : Merkeze doğru yaklaşan.

Merkezcilik : Merkeziyetçilik.

Merkezi ısıtma : Merkeze bağlı ortak ısıtma sistemi.

Merkezi idare : Merkezî yönetim.

Merkezi ülke : Yönetme, denetleme ve konumu bakımından merkezde bulunan ülke.

Merkezi yıkama : Merkeze bağlı veya bir merkezden yönetilen temizlik sistemi.

Merkezi yönetim : Yönetme, denetleme ve işletme bakımından yetkinin bir yerde toplandığı yönetim tarzı, merkezî idare.

Merkeziyet : Merkeziyetçilik.

Merkeziyetçi : Merkeziyetçilik yanlısı olan (kimse), merkezci, üniter. Merkeziyetçiliğe uygun (iş, yönetim), merkezci, üniter.

Merkeziyetçilik : Otoritenin ve işin tek bir merkezde toplanmasını amaçlayan görüş, merkeziyet, merkezcilik. Bu görüşe dayanan yönetim biçimi.

Merkezkaç : Merkezden uzaklaşan, santrifüj.

Merkezkaç kuvvet : Bir merkez çevresinde dönen bir cismi merkezden uzaklaştıran kuvvet.

Merkezkaçlama : Bir karışımın bileşenlerini merkezkaç kuvvetle ayırma işlemi.

Merkezleme : Merkezlemek işi.

Merkezlemek : Merkez durumuna getirmek.

Merkezlenme : Merkezlenmek işi.

Merkezlenmek : Aynı merkezde toplanmak, temerküz etmek. Merkezî bir yönetime bağlanmak.

Merkezleşme : Merkezleşmek durumu.

Merkezleşmek : Merkez durumuna gelmek.

Merkezleştirme : Merkezleştirmek işi.

Merkezleştirmek : Merkez durumuna getirmek.

Merkum : Yazılmış. Adı geçen, az önce anılan (kimse).

Merkür : Güneş sisteminin Güneş'e en yakın olan gezegeni, Utarit.

Moral eğitim merkezi : Kurum ve kuruluşlarda moral eğitiminin verildiği yer.

Mükemmeliyet merkezi : Çeşitli bilim ve endüstri alanlarında araştırma geliştirme çalışmalarının merkezîleştirilmesi amacıyla kurulan birim.

Ordu merkezi : Ordu karargâhının bulunduğu yer.

Sağlık merkezi : Sağlık işlerinin topluca görüldüğü yer.

Satış merkezi : Bir malın satıldığı ana merkez.

Şehir merkezi : Şehrin en işlek yeri, iç bölümleri.

Tam bakım merkezi : Tam bakımın yapıldığı yer.

Ticaret merkezi : Çeşitli ürünlerin ve malların pazarlandığı, ticari ilişkilerin kurulduğu yer.

Yer merkezli : Yer özekçil.

Yerleşim merkezi : İl, ilçe, köy gibi halkın bir arada yaşadığı yerler, yerleşim alanı, meskûn mahal.

Diğer dillerde Meristoderm anlamı nedir?

İngilizce'de Meristoderm ne demek ? : meristoderm