Meyve nedir, Meyve ne demek

Meyve; bir bitki bilimi terimidir. kökeni farsça dilinden gelmektedir.

  • Bitkilerde çiçeğin döllenmesinden sonra yumurtalığın gelişmesiyle oluşan tohumları taşıyan, genellikle yenebilen organ, yemiş.
  • Ürün, sonuç, kâr

"Meyve" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Mektebimizin şapirografla basılan haftalık Fidan'ında, en güzel meyve benim imzamdır." - Y. Z. Ortaç

Yerel Türkçe anlamı:

[Bakınız: meyva]

Biyoloji'deki anlamı:

Tohumlu bitkilerde döllenmeden sonra karpellerin gelişip olgunlaşması ile meydana gelen yapı.

Orta Öğretim alanındaki anlamı:

[Bakınız: yemiş]

İngilizce'de Meyve ne demek? Meyve ingilizcesi nedir?:

fruit

Meyve hakkında bilgiler

Meyve, çiçeğin dişi organının, döllenme sonucunda farklılaşıp, yumurtalığın gelişmesiyle meydana gelen ve tohumları taşıyan organa denir.

Olgunlaşma esnasında çiçeğin ovaryumundan başka, diğer kısımları genellikle dökülür ve ovaryum olgunlaşarak meyveyi teşkil eder. Ovaryumu meydana getiren karpeller (meyve yaprağı), meyve kabuğu (perikarp) haline ve ovaryum içindeki tohum taslakları da tohum haline döner. Döllenme meydana gelmeden meyve teşekkülüne partenokarpi, böyle meyvelere de partenokarp meyve denilir.

Meyveleri basit meyveler, küme (agregat) meyveler ve bileşik meyveler olmak üzere üç kısma ayırmak mümkündür. Basit meyveler bir çiçeğe ait bir tek ovaryumun gelişmesiyle meydana gelir. Agregat meyveler, bir çiçeğe ait birbirinden ayrı ovaryumlardan, mesela böğürtlen, çilek gibi; bileşik meyveler ise birden fazla çiçeğe ait ovaryumların bir bütün olarak gelişmesiyle meydana gelir, mesela dut ve incir de olduğu gibi.

 

Meyveyi teşkil eden meyve kabuğu (perikarp), üç kısımdan meydana gelmektedir. Dıştan içe doğru dış kabuk (ekzokarp), orta tabaka (mezokarp) ile iç kısımdır ve çoğunluk sertleşmiştir (endokarp).

Meyve ile ilgili Cümleler

  • Biraz meyve ve sebze alman gerekiyor.
  • Ben bu meyveyi istiyorum.
  • Ali çoğunlukla meyve ve sebze yer ve sadece yaklaşık haftada bir kez et yer.
  • Meyve dışında bir şey yemez.
  • Ertesi gün, bir jak meyvesi satın aldım.
  • Meyve bahçende kaç tane elma ağacı var?
  • Ali Mary'ye biraz meyve suyu getirdi.
  • Meyve bana gaz veriyor.
  • Günde en azından üç defa sebze ve meyve yemelisin.
  • Meyve hemen çürüme eğilimindedir.
  • Meyve bahçenizde kaç tane elma ağacı var?
  • Meyve çürümüş.
  • Meyve bahçeleri de sular altında kaldı.
  • Sen meyve yemelisin.

Meyve kısaca anlamı, tanımı:

Döllenme : Tozlaşma. Erkek gametle dişi gametin kaynaşmasıyla yumurtacığın oğulcuk durumuna gelmesi, aşılanma, ilkah.

Yumurta : Çorap onarmakta kullanılan, yumurta biçiminde, genellikle tahta veya mermerden kalıp. Tavuk yumurtası. Kanatlı hayvanların çoğalmasını sağlayan kabuklu bir besin maddesi. Bir dişinin vücudunda oluşan, yumurtlama ve döllenmeden sonra aynı türden bir canlı oluşturan hücre. Er bezi.

 

Gelişme : Olan biten şey. Gelişmek işi, inkişaf, neşvünema, tekâmül, evolüsyon. Yazılarda giriş bölümlerinden sonra konunun türlü yönlerden açılıp genişlediği, zenginleştiği, olgunlaştığı bölüm.

Tohum : Ortaya bir sonuç çıkaran, bir sonucun oluşmasına sebep olan şey. Soy sop, döl, nesil, sülale. Spermatozoit. Bitkilerde döllenme sonunda yumurtacıktan oluşan ve yeni bir bitki oluşmasını sağlayan tane.

Genel : Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi. Yetkisi ve sorumluluğu çok olan. Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan. Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne). Bir genelleme sonucunda elde edilen.

Organ : Vücudun, belirli bir görev yapan ve sınırları kesin olarak belirlenmiş bölümü, uzuv. Bir görevi, bir işi yerine getirmekle yükümlü kuruluş.

Meyve veren ağaç taşlanır : "bilgili, hünerli, işinde başarılı olan kimseler kıskanılır, eleştirilir ve işlerini yapmaları zorlaştırılır" anlamında kullanılan bir söz.

Meyve almak : Yarar elde etmek. ürün elde etmek.

Meyve vermek : Ürün vermek. bir eser ortaya çıkarmak.

Meyveye durmak : Meyve verecek duruma gelmek.

Meyve ağacı : Meyve veren ağaç.

Meyve bahçesi : İçinde meyve ağaçları olan bahçe.

Meyve dışı : Birinci zar.

Meyve ezmesi : Meyvelerin ezilmesi sonucu elde edilen yiyecek.

Meyvehoş : Kuru yemiş satılan yer. Kuru yemiş.

Meyve içi : Meyvelerde, tohumların bulunduğu iç bölüm.

Meyve kabuğu : Meyvenin dış yüzeyini kaplayan kalın tabaka.

Meyve ortası : Yemişlerin meyve dışı ve meyve içi arasında bulunan sulu ve etli bölümü.

Meyve reçeli : Meyveden yapılmış olan şekerli tatlı.

Meyve sineği : Meyvelere musallat olan bir tür sinek.

Meyve suyu : Meyveden elde edilen su.

Meyve şekeri : Balda ve birçok meyvede bulunan bir şeker türü, levüloz, fruktoz.

Meyve yaprak : Çiçeğin döllenmeden sonra yemişi oluşturan yaprağı.

Baklamsı meyve : Badıç.

Buğdaysı meyve : Çok ince olan kabuğu, zarından ayrılmayacak derecede kaynaşmış olan, tohum izlenimi veren bir kuru meyve, buğdaysı tane, buğdaysı tohum.

Etli meyve : Ortası etli ve sulu olan yemiş.

İncirsi meyve : Gerçek bir meyve olmayan, yumurtalıklardan değil çiçeklikten oluşan incire benzer meyve.

Kapçık meyve : Meşe palamudu, ceviz gibi açılmayan, tek taneli kuru meyve.

Kuru meyve : Yaş meyvenin kurutulmuşu. Olgunlaştığında dış kabuğu kuruyan meyve.

Memnu meyve : Elde edilmesi yasaklanan şey. Yasak meyve.

Sebze meyve toptancısı : Kabzımal.

Yalancı meyve : Meyve görünümünde yapılmış süs eşyası.

Yasak meyve : Tanrı'nın yasaklamasına rağmen Âdem'in, Havva'nın elinden yediği meyve, memnu meyve.

Zeytinsi meyve : Erik, kiraz, kayısı, badem vb. tek çekirdekli meyvelerin genel adı.

Meyve sineğigiller : Kanatlarında koyu renkli lekeler bulunan bir tür sinek familyası (Trypetidae).

Meyveci : Meyve satan kimse, yemişçi. Meyve yetiştiren kimse.

Meyvecilik : Meyve alıp satma işi. Meyve yetiştirme işi.

Meyvedar : Meyveli, meyvesi olan, meyve veren.

Meyvelenme : Meyvelenmek işi.

Meyvelenmek : Meyveli duruma gelmek, meyve vermek.

Meyveli : Meyve ile yapılmış, içinde meyve bulunan. Yaratıcı olan, olumlu bir şey ortaya koyabilen. Meyvesi olan, meyve veren, yemişli.

Meyveli ağacı taşlarlar : Meyve veren ağaç taşlanır.

Meyvelik : Meyve konulan kap, yemişlik. Meyve ağacı dikili, belirli büyüklükte yer, yemişlik.

Meyvesiz : Meyvesi olmayan. Meyve vermeyen. Verimsiz, ortaya eser koymayan.

Meyvesizlik : Meyvesiz olma durumu.

Ağaç meyvesi olunca başını aşağı salar : "yararlı eserler veren, bilgi ve erdemle donanmış kimse alçak gönüllü olur" anlamında kullanılan bir söz.

Her ağacın meyvesi olmaz : "dışarıdan verimli gibi görünen herkes verimli olmaz" anlamında kullanılan bir söz.

Sabır acıdır meyvesi tatlıdır : "sabır zor bir iştir ancak güzel sonuçları vardır" anlamında kullanılan bir söz.

Turfanda meyvecilik : Mevsiminin dışında yapılmış olan meyve yetiştiriciliği.

Bitki : Bulunduğu yere kök vb. organlarıyla tutunan, çoğunlukla fotosentez sonucu yaşam için gerekli bileşenleri oluşturan, birçoğu spor veya tohum aracılığıyla döl vererek çoğalan bir veya çok yıllık, otsu, odunsu canlıların genel adı, nebat.

Yemiş : Meyve. İncir.

Ürün : Eser. Türlü endüstri alanlarında ham maddelerin işlenmesiyle elde edilen şey. Doğadan elde edilen, üretilen yararlı şey, mahsul. Bir tutum veya davranışın ortaya çıkardığı şey.

Sonuç : Bir gelişim veya girişimden elde edilen şey. Sürmekte olan veya biten bir yarışmanın veya spor karşılaşmasının sayı bakımından durumu, skor. Bir olayın doğurduğu başka bir olay veya durum, netice. Öz, özet. Yazının veya sözün bitim bölümü.

Farklı : Farkı olan, aralarında fark bulunan, değişik, ayrımlı.

Meydan : Mevlevi tekkelerinde ayin yapılmış olan yer. Fırsat, imkân veya vakit. Yarışma, eğlence veya karşılaşma yeri. Bulunulan yer ve çevresi, ortalık. Alan, saha.

Deni : Alçak, kötü, kişiliksiz (kimse).

Kar : Atmosferdeki su buharının yoğunlaşmasıyla oluşan ve yeryüzüne beyaz ve hafif billurlar biçiminde donarak düşen su buharı.

Meyve asidi : Glikolik asit.

Meyve dalcığı : bkz.dalcık

Meyve dalı : (botanik)

Meyve işleme kalıntıları : Meyvelerin meyve suyu, meyve şarabı, reçel ve marmelat gibi ürünlere işlenmeleri sırasında ele geçen meyve posası veya meyve melası gibi yan ürünler.

Meyve posaları : Elma, portakal, limon, böğürtlen, ahududu, erik, vişne gibi meyvelerden meyve suyu reçel veya marmelat elde edilmesinden sonra arta kalan, kabuk, etli kısım ve çekirdekten oluşan posalar. Çekirdekli meyve posaları yağ bakımından zengin olduğu gibi siyanür oluşturan glikozit amigdalin içerir.

Meyve sinekleri : Tarımsal bitkilerin değişik bölgelerine yerleşerek, oldukça önemli yitiklere yol açan ve zeytin sineği, kiraz sineği, kavun sineği gibi, böcekbilim uzmanlarınca iyi bilinen sinek türlerini de içine alan, ufak yapılı çiftekanatlılar familyası.

Meyve şilempesi : Besin maddelerince fakir, organik asitlerce zengin olan, meyvelerden elde edilen alkol endüstrisi yan ürünü.

Meyve yemler : Çeşitli nedenlerle pazarlanamayan ve üretim fazlası olan, hayvanlara normal rasyonların bir kısmı yerine ekonomik olarak kullanılabilen, elma, armut, şeftali, erik, kavun, karpuz, kabak gibi sulu meyveler.

Meyvelendirme : Meyvelendirmek işi.

Meyvelendirmek : Meyvelenme işini yaptırmak.

Diğer dillerde Meyve anlamı nedir?

İngilizce'de Meyve ne demek? : n. fruit, dessert, product

Fransızca'da Meyve : fruit [le]

Almanca'da Meyve : n. Frucht

Rusça'da Meyve : n. фрукт (M)