Minyatür nedir, Minyatür ne demek

Minyatür; kökeni fransızca dilinden gelmektedir.

  • Çoğunlukla eski yazma kitaplarda görülen, ışık, gölge ve hacim duygusu yansıtılmayan küçük, renkli resim sanatı.
  • Bu biçimde yapılmış küçük resim.
  • Bir şeyin küçük ölçekte kopyası veya benzeri

"Minyatür" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Aynı oyunu, avuç içi kadar bir minyatürden seçilmiş bir köşecikle oynuyorlar." - B. R. Eyuboğlu
  • "Ufacık, minyatür bir yüzü, aynı ufaklıkta vücudu vardı." - S. F. Abasıyanık

Güzel Sanatlar alanındaki anlamı:

(Resim) Eskiden elyazması kitaplara yapılmış olan suluboya resim. Bir noktadan bakışa, önem vermeyen, kişilerin önemine göre beti büyüklüğü dikkate alınan, ışık-gölge anlatımı ve oylum duygusunun yansıtılması bulunmayan düz boyalı resim. a. bk. kitap resmi.

Bilimsel terim anlamı:

Genel olarak yazmalarda yer alan ve kendine özgü bir teknikle yapılmış olan resim türü.

İngilizce'de Minyatür ne demek? Minyatür ingilizcesi nedir?:

illumination

Minyatür hakkında bilgiler

Minyatür, çok ince işlenmiş ve küçük boyutlu resimlere ve bu tür resim sanatına verilen addır. Orta Çağda Avrupa'da elyazması kitaplarda baş harfler kırmızı bir renkle boyanarak süslenirdi. Bu iş için, çok güzel kırmızı bir renk veren ve Latince adı “minium” olan kurşun oksit kullanılırdı. Minyatür sözcüğü buradan türemiştir. Bizde ise eskiden resme “nakış” ya da “tasvir” denirdi. Minyatür için daha çok nakış sözcüğü kullanılırdı. Minyatür sanatçısı için de “resim yapan, ressam” anlamına gelen nakkaş ya da musavvir denirdi. Minyatür daha çok kağıt, fildişi ve benzeri maddeler üzerine yapılırdı.

 

Minyatür, doğu ve batı dünyasında çok eskiden beri bilinen bir resim tarzıdır. Ama minyatürün bir doğu sanatı olduğunu, batıya doğudan geldiğini ileri sürenler vardır. Doğu ve batı minyatürleri resim sanatı yönünden hemen hemen birbirinin aynı olmakla birlikte renk ve biçimlerde, konularda ayrılıklar görülür. Minyatür, kitapları resimlemek amacıyla yapıldığından boyutları küçük tutulmuştur. Bu ortak bir özelliktir. Doğu ve Türk minyatürlerinin bazı başka özellikleri de vardır. Bu minyatürlerin çevresi çoğu kez "tezhip“ denen bezemeyle süslenirdi. Minyatürde sulu boyaya benzer bir boya kullanılırdı. Yalnız bu boyaların karışımında bir tür yapışkan olan arapzamkı biraz daha fazlaydı. Çizgileri çizmek ve ince ayrıntıları işlemek için yavru kedilerin tüylerinden yapılmış olan ve "tüykalem“ denen çok ince fırçalar kullanılırdı. Boyama işi için de çeşitli fırçalar vardı. Resim yapılacak kağıdın üzerine arapzamkı katılmış üstübeç sürülürdü. Renklere saydamlık kazandırmak için de bu yüzeyin üzerine bir kat da altın tozu sürüldüğü olurdu.

 

Bilinen en eski minyatürler Mısır'da rastlanan ve MÖ 2. yüzyılda papirüs üzerine yapılmış olan minyatürlerdir. Daha sonraki dönemlerde Yunan, Roma, Bizans ve Süryani elyazmaları'nın da minyatürlerle süslendiği görülür. Hıristiyanlık yayılınca minyatür özellikle elyazması İncil'leri süslemeye başladı. [Avrupa]'da minyatürün gelişmesi 8. yüzyılın sonlarına rastlar. 12. yüzyılda ise minyatürün, süslenecek metinle doğrudan doğruya ilgili olması gözetilmeye ve yalnızca dinsel konulu minyatürler değil dindışı minyatürler de yapılmaya başlandı. Baskı makinesinin bulunuşuna kadar Avrupa'da çok güzel ve görkemli minyatürler yapıldı. Bundan sonra minyatür daha çok madalyonların üzerine portre yapmak için kullanıldı. 17. yüzyıldan sonra fildişi üzerine yapılmış olan minyatürler yaygınlaştı. Daha sonra minyatür sanatına karşı ilgi azalmakla birlikte dar bir sanatçı çevresinde geleneksel bir sanat olarak sürdürüldü. Selçuklular döneminde de minyatüre önem verildi. Selçuklular'ın İran ile ilişkileri nedeniyle minyatür sanatı İran etkisinde kaldı. Mevlana'nın resmini yapan Abdüddevle ve başka ünlü minyatür sanatçıları yetişti. Osmanlı Devleti döneminde ise 18. yüzyıla kadar İran ve Selçuklu etkisi sürdü. Fatih döneminde, padişahın resmini de yapmış olan Sinan bey adlı bir nakkaş, II. Bayezid döneminde de Baba Nakkaş diye tanınan bir sanatçı yetişti. 16. yüzyılda Reis Haydar diye tanınan Nigarî,Ahmetcan Barlas,Haydar Kay,İsmail Can,Gazi Capır, Nakşî ve Şah Kulu ün yaptılar. Gene aynı dönemde, Behzad'ın öğrencisi olan Horasanlı Aka Mirek de İstanbul'a çağrılarak saraya başnakkaş (başressam) yapılmıştı. Mustafa Çelebi, Selimiyeli Reşid, Süleyman Çelebi ve Levnî 18. yüzyılın ünlü nakkaşlarıdır. Bunlardan Levnî, Türk minyatür sanatında bir dönüm noktasıdır. Levnî, geleneksel anlayışın dışına çıktı ve kendine özgü bir biçim geliştirdi. 19. yüzyıl başlarında yenileşme hareketleriyle birlikte minyatürde de batı resim sanatının etkileri görüldü.Önemli minyatür sanatçılarından bazılarının isimlerini sıralayacak olursak; Abdüddevle, Baba Nakkaş, Sinan Bey, Nigarî, Ahmetcan Barlas, Haydar Kay, İsmail Can, Horasanlı Aka Mirek, Şah Kulu, Gazi Capır, Nakşî, Mustafa Çelebi, Selimiyeli Reşid, Süleyman Çelebi, Levnî. Günümüzde ise Günseli Kato, Nusret Çolpan, Gülbün Mesera, Gülçin Anmaç minyatür sanatçıları arasında yer almaktadır.

Minyatür yerini yavaş yavaş bildiğimiz anlamda çağdaş resme bırakmaya başladı. Ama batıda olduğu gibi Türkiye'de de geleneksel bir sanat olarak varlığını sürdürmektedir. Birkaç Yüzyıllık kesintiden sonra Prof.Dr. Süheyl Ünver'in çabalarıyla tekrar günyüzüne çıkmış minyatür sanatı Günümüzde Günseli Kato, Nusret Çolpan, Gülbün Mesera, Gülçin Anmaç ve yetişmekte olan birçok genç sanatçı tarafından icra edilmektedir. Minyatür resmin çok güzel anlatıldığı bir sanattır.Ve bu sanat tüm dünyada yaygınlaşmıştır.

Minyatür ile ilgili Cümleler

  • Minyatür golf oynadılar.
  • Ali ve Mary minyatür golf oynadılar.
  • Ali aynı görüntünün daha büyük versiyonunu görebilsin diye minyatür çizim üzerine tıkladı.
  • O, dinozorun sadık minyatürüne baktı.

Minyatür anlamı, kısaca tanımı:

Kitap : Ciltli ve ciltsiz olarak bir araya getirilmiş, basılı veya yazılı kâğıt yaprakların bütünü. Kutsal kitap. Herhangi bir konuda yazılmış eser.

Küçük : Kısık, parlak olmayan (ses). Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Niceliği az olan. Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Yaşı daha az olan. Geri aşamada. Küçük abdest. Niteliği aşağı olan, bayağı. Değersiz, önemsiz.

Resim : Varlıkların, doğadaki görünüşlerinin kalem, fırça gibi araçlarla kâğıt, bez vb. üzerinde yapılmış olan biçimleri. Fotoğraf. Bunu yapmak için gerekli yöntemleri öğreten sanat. Bazı eşyadan ve işlerden alınan vergi veya harç. Açık gösterge, kesin sonuç. Tören.

Sanat : Bir duygu, tasarı, güzellik vb.nin anlatımında kullanılan yöntemlerin tamamı veya bu anlatım sonucunda ortaya çıkan üstün yaratıcılık. Belli bir uygarlığın veya topluluğun anlayış ve zevk ölçülerine uygun olarak yaratılmış anlatım. Bir meslekte uyulması gereken kuralların tümü. Bir şey yapmada gösterilen ustalık. Zanaat.

Biçim : Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Herhangi bir şeyin benzeri. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Tarz. Biçme işi.

Benzeri : Aynı.

Minyatürcü : Minyatür yapan sanatçı.

Minyatürcülük : Minyatür yapma sanatı.

Minyatürleştirme : Minyatürleştirmek işi.

Minyatürleştirmek : Bir şeyin küçük bir kopyasını, benzerini veya modelini oluşturmak.

Çoğunluk : Sayı üstünlüğü, ekseriyet, azınlık karşıtı.

Yazma : Yazmak işi, tahrir. Basım tekniğinin gelişmediği dönemlerde elle yazılmış kitap, yazma nüsha. Kabakulak. Bu bezden yapılmış. Bohça, yemeni, başörtü, yorgan vb. şeyler yapmakta kullanılan, üstüne boya ve fırça ile veya tahta kalıplarla desen yapılmış bez.

Işık : Cisimleri görmeyi, renkleri ayırt etmeyi sağlayan fiziksel enerji, erke, ziya, nur, şavk. Mutluluk, sevinç veya zekâdan doğan, özellikle yüzde ve gözlerde beliren parıltı. Aydınlanmak için kullanılan elektrik. Yol gösteren, aydınlatan kimse, düşünce, eser vb. Yüksek derecede ısıtılan cisimlerin veya çeşitli enerji biçimleriyle uyarılan cisimlerin gaz ışı yaydığı gözle görülen ışıma. Bir yeri aydınlatmaya yarayan araç.

Gölge : Saydam olmayan bir cisim tarafından ışığın engellenmesiyle ışıklı yerde oluşan karanlık. Güneş ışınlarından korunacak yer. Birinin yanından hiç ayrılmayan kimse. Yetkisi olmadığı hâlde etkili olan. Ne olduğu anlaşılamayan karaltı, silüet. Resimde bir şekli cisimlendirmek için, onun ışık almaması gereken yerlerine vurulan az çok koyu renk. Röfle. Koruma, kayırma himaye.

Hacim : Bir cismin uzayda doldurduğu boşluk, oylum, cirim, sıygı.

Duygu : Kendine özgü bir ruhsal hareket ve hareketlilik. Duyularla algılama, his. Belirli nesne, olay veya bireylerin insanın iç dünyasında uyandırdığı izlenim. Nesneleri veya olayları ahlaki ve estetik yönden değerlendirme yeteneği. Önsezi.

Yansı : Tepke. Işığın parlak bir yere çarpıp geriye doğru yön değiştirerek kaynağını göstermesi, inikâs. Akis. Bilgisayar veya tepegözle hazırlanan saydamın yansıtılmasıyla perdede ortaya çıkan görüntü.

İnce : Ayrıntılı. Tiz (ses), pes karşıtı. Düşünce, duygu veya davranış bakımından insanın sevgi ve saygısını kazanan, zarif, kaba karşıtı. Taneleri ufak, iri karşıtı. Akışkanlığı çok olan, yoğun ve koyu olmayan (sıvılar). Aşırı özen gerektiren, kaba karşıtı. Hafif, gücü az. Kendi cinsinden olanlara göre dar ve kalınlığı az olan, kalın karşıtı. İyiden iyiye, enikonu, ayrıntılı. Zayıf.

Bu : Yerde, zamanda veya söz zincirinde en yakın olanı gösteren bir söz. En yakında bulunan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan bir söz.

Minyatür boğa teriyeri : İngiltere’den köken alan, İngiliz boğa Teriyeriyle aynı özellikleri taşıyan, ancak idaresi daha kolay olan bir boyuta indirgenmesi amacıyla yapılan çalışmalar sonucu geliştirilmiş, güçlü yapısı, kare şeklinde simetrik vücudu, etkin ve zekâ dolu davranışlarıyla tamamen İngiliz boğa Teriyerinin küçük versiyonu olan, özellikle insanlara eşlik etmesi amacıyla yetiştirilen köpek ırkı.

Minyatür nota : Genellikle, bir konseri notadan izlemek amacıyla bir ezginin ya da büyük bir yapıtın küçültülerek basılan notası.

Minyatür pinşır : Almanya’dan köken alan ve Almanya’daki Teriyer ırklarından geliştirilen, çiftliklerdeki fare nüfusunu kontrol altına almak için kullanılmış, küçük, kompakt, adaleli ve zarif yapılı, ön bacaklar yere dik basan ve birbirine paralel olan, patileri küçük ve kediye benzeyen, çenesi güçlü, dişler makas şeklinde kapanan, gözler parlak koyu renkli ve oval, tüyleri kısa ve bakımı kolay, rengi siyah ve ten rengi veya kahverengi, adımlarını kendine özgü bir biçimde yüksek atan, kendine güvenen, başına buyruk, mağdur, aşırı cesur ve havlamayı seven bir yapıda, günümüzde parlak karakteri ve zekâsı sayesinde aranan bir eşlik köpeği hâline gelen, bekçi köpeği olarak ve itaat yarışmalarında da kullanılan köpek ırkı.

Minyatürleşme : Minyatürleşmek durumu.

Minyatürleşmek : Minyatür duruma gelmek.

Minyatürleştirtme : Minyatürleştirtmek işi.

Minyatürleştirtmek : Minyatürleştirme işini yaptırmak.

Diğer dillerde Minyatür anlamı nedir?

İngilizce'de Minyatür ne demek? : adj. miniature, cameo, pocket, vest pocket

n. miniature

Fransızca'da Minyatür : miniature

Almanca'da Minyatür : n. Kleinkunst, Miniatur, Buchmalerei

Rusça'da Minyatür : n. миниатюра (F)

adj. миниатюрный