Miras nedir, Miras ne demek

Miras; bir hukuk terimidir. kökeni arapça dilinden gelmektedir.

"Miras" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Hatta bazıları mesleğin püf noktalarını anlatan kitaplar yazıp tecrübelerini gelecek nesillere miras bırakmışlardı." - İ. O. Anar

Yerel Türkçe anlamı:

Bilye oyunu, bilye

Ceviz ve boncukla oynanan bir çocuk oyunu.

Hukuki terim anlamı:

kalıt. ~ hukuku : kalıt töresi. ~ mukavelesi: kalıt sözleşmesi. ~ sebebiyle istihkak da'vâsı: kalıt arancı, dilemi (Erbschaftsklage, action en pétition d'hérédité), ~ şirketi: kalıtçılar ortaklığı (Erbengemeinschaft). ~ a liyâkat: kalıta yaraşma.~ m intikali: kalıtın geçişi. ~ ın resmen idâresi: kalıtın görevsel yönetimi. ~ da iâde: denkleştirme (Ausgleichung). ~ dan ıskat : kalıttan çıkarma (Enterbung, exhérédation). ~ dan mahrümiyyet: kalıttan yoksunluk.

Miras hakkında bilgiler

Veraset, Türkiye Cumhuriyeti tabiiyetinde bulunan şahıslara ait mallar ile Türkiye'de bulunan malların veraset tarikiyle veya herhangi bir suretle olursa olsun ivazsız bir tarzda bir şahıstan diğer şahsa intikali Veraset ve İntikal Vergisine tabidir. Bu vergi, Türk tabiiyetinde bulunan şahısların ecnebi memleketlerde aynı yollardan iktisabedecekleri mallara da şamildir.

 

Türkiye Cumhuriyeti tabiiyetindeki bir şahsın Türkiye hudutları dışında bulunan malını veraset tarikiyle veya sair suretle ivazsız bir tarzda iktisabeden ve Türkiye'de ikametgahı olmayan ecnebi şahıs bu vergi ile mükellef tutulmaz.

Miras ile ilgili Cümleler

  • Babam bana büyük bir miras bıraktı.
  • Ali annesinin ölümünden sonra, ona kalacak mirası annesinin kumarda yiyip bitirdiğini öğrendi.
  • Ali senin mirascın.
  • Ali annesi öldüğünde bir sürü parayı miras olarak almayı umuyor.
  • Mirasım ne olacak?
  • Mirası öldüğünde kızına kaldı.
  • Mirasyedi oda arkadaşın geldi.
  • Şimdi o olay şöyle doğruluk güzel bir miras ama okuduğum çok sevdiğim bir adamın kitabında şöyle der kara koyundan ak kuzu, ak koyundan kara kuzu da çıkar der.
  • Bu bina ulusal miras olarak tutulmalıdır.
  • Mirasçılar, paranın paylaşımı konusunda kayga etmeye başladılar.
  • Tom'a yüklü miktarda para miras kaldı.

Miras tanımı, anlamı:

Miras yemek : Kendine kalan mirası tüketmek. kendine miras kalmak.

Mirasa konmak : Bir kimseye önemlice bir kalıt kalmak.

Mirasyedi : Kendisine önemli bir miras kalan, mirasa konan kimse. Çok savurgan kimse.

 

Reddimiras : Her türlü sonucuyla mirası istememe, kabul etmeme, reddetme. Özellikle politikada kendinin veya partinin geçmişini tanımama.

Baba mirası : Babadan kalan değerli mal veya dost.

Mira : Arazi üzerinde seçilmiş bir işaret noktasının düşeyini gösteren, yön belirtmek için uzaktan gözlenen, geometrik biçimli tahta lata.

Miras helal hele al demişler : "miras, alabildiği takdirde mirasçının hakkıdır" anlamında kullanılan bir söz.

Mirasçı : Başkasının iyi veya kötü yönlerini aynı biçimde ortaya koyan. Kalıtçı.

Mirasyedilik : Mirasyediye yaraşır davranış. Mirasyedi olma durumu.

Ata dostu oğla mirastır : "baba dostları, babamızdan bize kalan miras gibidirler, bizi kollarlar ve bize her türlü yardımı yaparlar" anlamında kullanılan bir söz.

Babanın sanatı oğla mirastır : "bir evlat babasının sanatını onun ölümünden sonra sürdürür" anlamında kullanılan bir söz.

Ölüm hak miras helal : "ölümün olağan olması gibi mirasın da paylaşılması olağandır" anlamında kullanılan bir söz.

Yakın : Uzak olmayan yer. Az bir ara ile ayrılmış olan (zaman veya yer), uzak karşıtı. Aralarında sıkı ilgi bulunan. Benzeyen, andıran, yaklaşan. Erişmesi, olması zaman bakımından yaklaşmış olan. Uzak olmadan. Aralarında sıkı ilişki olan arkadaş, dost veya akraba. Küçük, önemsiz değişikliklerle birbirinden ayrılan.

Kalan : Bir çıkarmanın sonucu. Bölme işleminde bölünenden artan sayı. Kalma işini yapan. Artan, mütebaki.

Mülk : Ev, dükkân, arazi vb. taşınmaz mal. Devletin egemenliği altında bulunan toprakların bütünü, ülke. Vakıf olmayıp doğrudan doğruya birinin malı olan yer veya yapı.

Para : Kuruşun kırkta biri. Devletçe bastırılan, üzerinde değeri yazılı kâğıt veya metalden ödeme aracı, nakit. Kazanç.

Servet : Varlık, zenginlik, mal mülk.

Kalıt : Kalıtım yoluyla geçmiş olan şey. Miras. Görenekler yoluyla yerleşmiş olan tutum veya davranış biçimi.

Bırakıt : Miras.

Türki : Türkle ilgili. Türkçe.

Miras helal, hele al demişler : “miras, alabildiği takdirde mirasçının hakkıdır” anlamında kullanılan bir söz.

Mirasidyum : İnsan, köpek, kedi ve domuz gibi memelilerin karaciğerinde parazit olarak bulunan, yumurtadan çıkıp konak olarak sümüklü böceğe geçen, karaciğer kelebeklerinin silli larvaları. Digenea’ların ilk larval everesi. Digenea’ların ilk larval evresi. (Yun. meirakion = adamcık, çocukcuk), Trematodlarda görülen ve kirpikli olup suda özgür yüzen en genç larva evresi.

Diğer dillerde Miras anlamı nedir?

İngilizce'de Miras ne demek? : [MIRAS] n. sight; watchtower; intention

v. watch; view, see; look; peer, glance; look after

n. mark; target, aim; foresight; point, sight

Fransızca'da Miras : héritage [le], patrimoine [le], succession [la]

Almanca'da Miras : n. Erbe, Erbgut, Erbschaft, Hinterlassenschaft

Rusça'da Miras : n. наследство (N), наследие (N)