Mukabele nedir, Mukabele ne demek

Mukabele; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

"Mukabele" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Tevfik'in kızı selatin camilerine ramazanda mukabele için büyük ücretlerle çağrılıyordu." - H. E. Adıvar

Bilimsel terim anlamı:

[Bakınız: karşılaştırma]

Mukabele hakkında bilgiler

Mukabele, her gün bir cüz okuyarak bütün Kur'an'ı baştan sona okuma geleneğidir.

Kur'an Peygamber'in son Ramazan'ında okuduğu sıralama ile vefatından sonra Ebubekir zamanında mushaflaştırılmış, Osman zamanında teksir edilerek büyük kentlere gönderilmiştir. 600 sahifeden oluşan kitap düzeni, 20 sayfadan oluşan 30 cüze bölündü. Özellikle Ramazan aylarında her gün bir cüz okuyarak, bayrama kadar bütün Kur'an'ı baştan sona okuma geleneği içinden mukabele geleneği doğmuştur. Buna göre 30 Müslüman birer cüz okumayı paylaşarak kısa sürede karşılıklı paylaşımla Kur'an hatmini gerçekleştirmiş olurlar. Özellikle Ramazan ayında yapılır.

Mukabele kısaca anlamı, tanımı:

Karşılık : Bir dildeki bir sözü başka bir dilde aynı anlamda karşılayan söz. Bir davranışın karşı tarafta uyandırdığı, gerektirdiği başka davranış, mukabele. Cevap, yanıt. Bir iş için ayrılmış para, ödenek, tahsisat. Bir şey alınırken karşı tarafa verilen başka şey, bedel.

 

Okuma : Okumak işi, kıraat.

Mukabele etmek : Karşılık vermek, karşılıkta bulunmak. karşı gelmek.

Mukabele okumak : Topluluk karşısında dinleyicilerin takip edebileceği biçimde Kur'an'ı okumak.

Mukabelede bulunmak : Karşılık vermek.

Mukabeleci : Askerin yoklamasını yapan kimse. Camilerde Kur'an okuyan kimse. Bürolarda temize çekilmiş hesapları müsveddeleri ile karşılaştıran görevli.

Mukabelecilik : Mukabeleci olma durumu.

Mukabeleli : Karşılığı olan.

Mukabelesiz : Karşılığı olmayan.

Verme : Vermek işi.

Karşılama : Trakya ve Marmara bölgesinde oynanan bir halk oyunu veya bu oyunun müziği. Karşılamak işi, istikbal.

Gelme : Gelmek işi. Bir ışının, kaynağından çıkarak bir ayna yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine erişmesi. Yetişme. Gelmiş olan.

Toplu : Düzenlenmiş, dağınık olmayan. Topu olan. Topunu, tamamını, bütününü içine alan. Bir arada, bütün, kombine. Vücutça dolgun. Hepsi bir arada bulunan, toplanmış.

Hatim : Sona erdirme, bitirme. Kur'an'ın tamamını okuma.

 

Takip : Geri çekilmekte olan düşmanı yok etmek için yapılmış olan hareket. Ardınca gitme veya gelme. İzinden gitme, uyma, izleme. Kovuşturma. Yetişmek, yakalamak veya bulmak amacıyla birinin arkasından gitme, izleme.

Bilme : Bir şeyin ne olduğunun bilincine varma. Bilmek işi. Bilgi edinmenin gaye ve sonucu.

Peygamber : İnsanlara Tanrı'nın buyruklarını bildiren, onları Tanrı yoluna, dine çağıran kimse, yalvaç, yalavaç, elçi.

Karşı : Karşıt, zıt, muhalif. Ön, kat, huzur. Yüzünü bir şeye doğru çevirerek. Bulunan yere göre önde, ileride olan. -e doğru. Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı. Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi. Karşılık olarak, mukabil. İçin, hakkında.

Karşılaştırma : Kişi ve nesnelerin benzer veya aynı yanlarını incelemek için kıyaslama, mukayese.

Karşılıklı : Birbirlerine karşı bir biçimde. Birbirine karşı bulunan. İki kişi veya iki topluluğun arasında geçen ve karşılaşılan harekete eş değer bir hareketle beliren, mütekabil. Birbiriyle ilgili olarak.

Mukabele kalemi : Kapıkulu atlı ve yaya askerlerinin ödenek ve künye işleriyle uğraşan maliye bürosu.

Mukabele malı : Osmanlılarda timarlardan toplanan gelir.

Diğer dillerde Mukabele anlamı nedir?

İngilizce'de Mukabele ne demek? : n. mutuality

Almanca'da Mukabele : die Erwiderung, die Vergeltung

Rusça'da Mukabele : n. ответ (M), противопоставление (N), сличение (N)