Bu sayfada Dispense ne demek nedir dispense hakkında bilgiler sözleri ingilizce türkçede çevirisi dispense resimleri yazıları türkçesi ne demek dispense ile ilgili sözler cümleler bulmaca görseller dispense hakkında yazı türkçe almanca ingilizcede sözlük anlamı kısaca tanımını ve benzeri diğer konuları inceleyebilirsiniz.
Dispense nedir English: It seems unlikely that any society could completely dispense with myths. Turkish: Herhangi bir toplumun efsanelerinden tamamen vazgeçebilmesi olası görünmüyor. English: I cannot dispense with a coat in winter...
Dispense with the need for nedir : Vazgeçmek. Hariç tutmak. Hazırlamak (ilaç vb). İlaç yapıp vermek. (ilaç veya reçete) hazırlamak. Tevzi etmek. Hazırlamak (ilaç). Dağıtmak. Bağışlamak. İlaç hazırlamak. With : Nedeniyle. Beraber. -lı. Li. Beraberinde. İle...
Dispenser nedir English: You can only drink water from the water dispenser. Turkish: Sadece su sebilinden su içebilirsin. dispenser : Bankamatik. Bankomat. Para çekme makinesi. Data dispenser : Veri dağıtıcısı. dispenser : Suyu dağıt...
Dispenses nedir justice : Adalet dağıtmak. Dispense with : Ekarte etmek. -i ekarte etmek. -siz idare etmek. -den vazgeçmek. Olmadan da yapabilmek. Bir şeyden vazgeçmek. -i gereksiz kılmak. Vazgeçmek. with the need for : Gereksiz kılmak. D...
Dispense justice nedir : Bağışlamak. Tevzi etmek. (ilaç veya reçete) hazırlamak. Başarmak. Hariç tutmak. Vazgeçmek. Hazırlamak (ilaç). Hazırlamak (ilaç vb). Uygulamak. Dağıtmak. Justice : Hak. Yargı. Hakim. Dürüstlük. Belli bir toplumda, belli b...
Dispense with nedir English: I can dispense with her help. Turkish: Onun yardımı olmadanda yapabilirim. English: It seems unlikely that any society could completely dispense with myths. Turkish: Herhangi bir toplumun efsanelerinden ...
Dispensed nedir English: The newspaper began to lose readers when it dispensed with one of its most popular writers. Turkish: En popüler yazarlarından biri bırakınca gazete okuyucu kaybetmeye başladı. justice : Adalet dağıtmak. Dispe...
Dispensers nedir dispenser : Para çekme makinesi. Bankomat. Bankamatik. Data dispenser : Veri dağıtıcısı. dispenser : Su sebili. Suyu dağıtan cihaz. Su dağıtıcısı. Dispenser : Dağıtma makinesi. Dağıtıcı alet. Tevzi eden. Eczacı. Dağıtma ar...