Bu sayfada Loose ne demek nedir loose hakkında bilgiler sözleri ingilizce türkçede çevirisi loose resimleri yazıları türkçesi ne demek loose ile ilgili sözler cümleler bulmaca görseller loose hakkında yazı türkçe almanca ingilizcede sözlük anlamı kısaca tanımını ve benzeri diğer konuları inceleyebilirsiniz.
Loose nedir English: He let the dog loose in the garden. Turkish: O, köpeği bahçede serbest bıraktı. English: He's a loose cannon. Turkish: O bir serseri mayın. English: Ali was at a loose end, so he went to the pub for a fe...
Loose ends nedir English: I'm at loose ends since I finished my homework. Turkish: Ev ödevimi bitirdiğimden beri meşgul değilim. English: I have some loose ends to tie up. Turkish: İlgilenmem gereken yarım kalmış işler var. Engli...
Loose ground nedir : Bol. Ateş etmek. Kaçmak. Oynak. Ateşlemek. Atmak. Gevşek. Salıvermek. Serbest bırakmak. Çözmek. Ground : Yere indirmek. Karaya oturtmak. Dayanmak. Topraklamak. Çakmak. Yere sermek. Kurmak. Yer. Temel neden. Hareket izni ...
Loose living nedir : Salıvermek. Kaçmak. Gevşek. Oynak. Bol. Ateş etmek. Serbest bırakmak. Ateşlemek. Atmak. Çözmek. Living : Yaşam standardı. Geçerli. Yaşam tarzı. Yaşamak için gerekli araçları sağlama işi. krş. geçim darlığı. Hayat. Yaşama...
Loose smut of barley nedir : Gevşek. Çözmek. Serbest bırakmak. Salıvermek. Atmak. Bol. Ateş etmek. Oynak. Kaçmak. Ateşlemek. Smut : Lekelemek. İs. Kurumlanmak. İs tanesi. Kirlenmek. Karalamak. Sürmemantarıgillerden ileri gelen ve tanelerin içini kur...
Loose woven fabric nedir : Serbest bırakmak. Oynak. Bol. Kaçmak. Salıvermek. Ateş etmek. Çözmek. Atmak. Gevşek. Ateşlemek. Woven : Örme. Örülmüş. Dokunan. Dokuma. Dokunmuş. [#Fabric : İskele. Bünye. Dokuma. Çatı. Nesiç. İnşa. Kumaş. Bir kayacın iç...
Loosely nedir coupled : Gevşek eşlemeli. Gevşek bağlaşımlı. Gevşek bağlı. Gevşekçe bağlı. Loosely made : Bol yapılmış. Gevşek örülmüş elbise. loosely : Halsiz düşmek. Hang loosely : Sarkan. Bol. Gevşek sarkıtılan. Gevşek bir şekilde yer...
Loosely made nedir : Gevşek bir biçimde. Genel hatlarıyla. Gevşek. Gevşekçe. Sarkık. Genel olarak. Gevşek olarak. Made : Garantili. Üretilmiş. Yapmak (make) eyleminin ikinci hali. Yapılı. Yapılmış. Mamul. Başarıdan emin. Tamamen uygun. -den ...
Loosen shot nedir : Bollanmak. Açılmak. (toprağı) kabartmak. Söktürmek. Salıvermek. Çözülmek. Gevşemek. Yumuşatmak. Açmak. Gevşetmek. Shot : Saçma. Girişim. Menzil. Enstantane fotoğraf. Çekim. Kafası dumanlı. Kadeh. Yudum. Resim. Vurmak. [#...
Loose change nedir English: I usually toss my loose change into my desk drawer. Turkish: Bozuk paramı genellikle masamın çekmecesine atarım. English: Let us students contribute to the welfare of the victims of the earthquake; even loose...
Loose coupling nedir : Ateşlemek. Oynak. Serbest bırakmak. Atmak. Kaçmak. Salıvermek. Çözmek. Gevşek. Bol. Ateş etmek. Coupling : Eşleşme. Manşon. Çiftleşme. Bileşim. Kancalama. Rakor. Kavrama. Bağlama. Eşleme. İki boruyu birbirine eklemekte k...
Loose flange nedir : Bol. Kaçmak. Çözmek. Ateş etmek. Oynak. Ateşlemek. Atmak. Serbest bırakmak. Gevşek. Salıvermek. Flange : Flanş. Yaka. Bir film makarasının göbeğini iki yandan örten, filmin göbeğe düzgün olarak sarılmasını, sarılmış film...
Loose leaf nedir : Gevşek. Salıvermek. Çözmek. Kaçmak. Oynak. Ateşlemek. Ateş etmek. Atmak. Serbest bırakmak. Bol. Leaf : Sayfa. Kanat (masada). Sahife. Yaprak. Föy. Yapraklanmak. İnce madeni tabaka. Kanat. Folyo. Yaprak vermek. [#Loose ch...
Loose pulley nedir : Ateş etmek. Kaçmak. Ateşlemek. Oynak. Çözmek. Bol. Serbest bırakmak. Salıvermek. Gevşek. Atmak. Pulley : Askı palangası. Çıkrık. Bobin. Çark. Disk. Palanga. Makara. Halat makarası. Kasnak. Disk makara. [#Loose change : B...
Loose smut of oat nedir : Ateş etmek. Ateşlemek. Oynak. Gevşek. Serbest bırakmak. Bol. Kaçmak. Çözmek. Atmak. Salıvermek. Smut : Açık saçık konuşma. Karalamak. Kurum. İs yapmak. İs. İslenmek. Kirlenmek. İftira etmek. İs tanesi. Lekelemek. [#Of : ...
Loosed nedir loosed : Boşanmak. Unloosed : Koyvermek. Gevşetmek. Salıvermek. Bırakmak. Serbest bırakmak. Çözmek. Açmak. change : Madeni paralar. (cepteki) bozuk para. Bozuk para. Loose coupling : Gevşek kuplaj. Gevşek bağlaşım. Muknatı...
Loosely coupled nedir : Sarkık. Gevşek olarak. Gevşek. Gevşek bir biçimde. Gevşekçe. Genel hatlarıyla. Genel olarak. Coupled : Akuple. Birleşmiş. Birleştirilmiş. Çiftleşmiş. İki parçanın, aracın vb. birbirine eklenmiş olma durumu. Bağlı. Bağlaş...
Loosen nedir English: To loosen a screw, turn it to the left. Turkish: Bir vidayı gevşetmek için, sola çevirin. English: A few glasses of wine can loosen the tongue. Turkish: Birkaç bardak şarap dili gevşetebilir. English: Al...
Loosen up nedir English: I like to do a few exercises to loosen up before I run. Turkish: Koşmadan önce gevşemek için birkaç egzersiz yapmayı severim. English: You need to loosen up and have some fun. Turkish: Biraz gevşemelisin...