Nuzla nedir, Nuzla ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Çok tuzlu çökelek.

Balıkların su içinde sığındıkları kaya deliği.

Sivilce.

Şeytantırnağı.

Nezle, dişeti nezlesi.

At ve benzerleri hayvanların husyelerinin şişmesine neden olan hastalık.

İnsanın organlarından birinin birdenbire tutulması, romatizma.

Yaradılış : Herkesin nuzlası başkadır.

Yüz rengi : Ben söze başlayınca adamcağızın nuzlası karıştı.

Dağlarda yetişen ekşimsi bir ot.

Hastalık.

Dişetlerinde oluşan kaşıntılı bir çeşit hastalık.

Nuzla anlamı, kısaca tanımı

Nuzlaotu : Kayaların çatlak ve oyuklarında biten, dişeti hastalığında kullanılan bir çeşit ot

Şeytantırnağı : Çan çiçeğigillerden, genellikle dağlarda yetişen bir çeşit bitki (Phyteuma).

Birdenbire : Ansızın.

Yaradılış : Bir kimsede doğuştan bulunan vücut ve ruh özelliklerinin tümü, mizaç, huy, tıynet, cibilliyet. Bir şeyin yaratılırken kazanmış olduğu özellikler bakımından durumu, fıtrat, hilkat.

Hayvanlar : (Animalia), Canlı varlıklardan bitkiden farklı olarak yer değiştirebilen, uyartılara cevap veren, besinlerini vücudu içinde sindirebilenleri içine alan bir âlemdir. Birgozeliier (Protozoa) ve çokgözeliler (Metazoa) olmak üzere 2 altâlemi vardır.

Kaşıntılı : Kaşıntısı olan.

 

Romatizma : Kaslarda ve özellikle eklemlerde kendini gösteren ağrılı hastalıkların genel adı.

Adamcağız : Kendisine sevgi veya acıma duyulan erkek.

Balıklar : Asalak yassı solucanların arakonakçısı olarak adı geçen soğuk kanlı omurgalılar sınıfı. Omurgalı hayvanlardan, deniz ve tatlı sularda yaşayan, yüzgeçleri ile hareket eden kemikli ya da kıkırdaklı olan, soğukkanlı, suda erimiş oksijeni solungaçları ile soluyan, genellikle yüzme keseleri bulunan, ayrı eşeyli, yumurtlayan, çoğunlukla pullu, mekik biçiminde, yüzmeye elverişli vücutları olan, bazı sınıflandırmalara göre üst sınıf, bazılarına göre ise bir sınıf. (Pisces), Omurgalılar (Vertabrata) dalının kıkırdaklı ve kemikli balıkları içine alan ikinci sınıfı. Soğuk kanlıdırlar. Tamamiyle suda yaşarlar ve suda erimiş oksijeni solungaçları araciyle solunurlar. Ayakları yüzgeç biçiminde gelişmiştir. Vücut genel olarak uzunca ve iki uca doğru sivrilmiş durumda olup üzeri pullarla örtülü ya da çıplaktır. Sonda geniş bir kuyruk yüzgeci bulunur. Genel olarak yüzme keseleri vardır. Ayrı eşeylidirler. Yumurtlarlar. Yumurtalar çok sayıda suya bırakılır ve sonra döllenir (dış döllenme). Birkaç cinsi doğurur. Hareket vücut dalgalanması ya da kuyruk yüzgeci ile sağlanır. Bugün en modern hayvan sınıflandırılmalarında gerçek balıklar tükel-ağızlılar (Teleostomi) adı altında toplanır ve diğer balıklar başka gruplara sokulurlar. Sillur devrinden beri yaşamaktadırlar. Keski-solungaçlılar (Elasmobranchii) ve tükel-ağızlılar (Teleostomi) olmak üzere iki alt-sınıfa ayrılırlar. Samsun şehrinde, Bafra ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Bir takımyıldızın ve bir burcun adı; Balıklar takımyıldızı, Balıklar burcu.

 

Hastalık : Organizmada birtakım değişikliklerin ortaya çıkmasıyla sağlığın bozulması durumu, rahatsızlık, çor, dert, sayrılık, illet, maraz, maraza, esenlik karşıtı. Aşırı düşkünlük, tutku. Ruh sağlığının bozulması durumu. Bitkilerin yapılarında görülen bozukluk.

Tutulma : Tutulmak işi. Halk tarafından sevilme, ünlü olma, iyi tanınma, popülarite. Bir gök cisminin, araya başka bir cismin girmesiyle bütününün veya bir bölümünün görünmez duruma gelmesi olayı.

Ekşimsi : Tadı ekşiyi andıran, ekşimtırak. Buruk.

Hastalı : Hastalıklı.

Yetişen : Ulaşan, kavuşan. Van şehri, Kocapınar nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Kaşıntı : Vücutta kaşınma isteği uyandıran duygu. Uyuz hastalığı. Deriyle ilgili bozukluklarda ve özellikle alerjik yangılarda, paraziter enfestasyonlarda görülen klinik belirti, pruritis. Uyuz.

Çökelek : Yağı alınmış süt veya yoğurdun kaynatılmasıyla elde edilen bir peynir türü, kesik, ekşimik, torak. Tortu.

Sivilce : İçinde irin bulunan küçük deri kabarcığı, en küçük çıban.

Herkes : İnsanların bütünü, cümle âlem.

Birden : Bir defada. Birlikte, beraberce, hepsi bir arada. Ansızın.

İçinde : Süresince, zarfında. ile dolu bir biçimde. Ortamında.

Diğer dillerde Nutrient anlamı nedir?

İngilizce'de Nutrient ne demek ? : nutrient