Oğlan nedir, Oğlan ne demek

"Oğlan" ile ilgili cümleler

  • "Biraz sonra oğlan da doğrulup kızın karşısına geçti." - O. C. Kaygılı
  • "Yakışıklı, erkek güzeli olmaya aday bir oğlandı." - T. Buğra

Yerel Türkçe anlamı:

Erkek çocuk,

Delikanlı oğlan

Tarih'teki anlamı:

Timar sahiplerinin savaş zamanı birlikte götürdükleri savaşçılar.

Savaşta alınan erkek tutsakların bir bölümü.

Selçuklularda aylıklı asker.

Diğer sözlük anlamları:

Erkek çocuk, yavru.

(Erkek olsun, kız olsun) Evlât.

Osmanlıca Oğlan ne demek? Oğlan Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

gulam

Oğlan hakkında bilgiler

Oğlan ya da erkek çocuğu, küçük yaştaki erkek. Oğlan sözcüğü bazen genç yetişkin erkekler için de kullanılır.

Oğlan sözcüğünün kökeni 'erkek evlat' anlamındaki Türkçe oğul sözcüğüdür. Bu sözcüğün kökü "oğl" öncesinde "oıl" ve onun öncesinde de "ol" sözcüklerine dayanır.

Dünyadaki neredeyse tüm toplumların ataerkil kökleri bulunur. Bu nedenle oğlanlar tarih boyunca soyun devamını sağlayan yegane unsur olarak görülmüşlerdir. Bunun sonucu olarak din, mitoloji ve sanata sıklıkla konu olmuşlardır.

Oğlan ile ilgili Cümleler

  • Ali bir oğlan gibi görünmüyor.
  • İngilizce konuşan o oğlan benden daha uzundur.
  • Jale, Mustafa adını verdiği bir oğlan doğurdu.
  • Oğlan bayıldı, ama yüzüne su attığımızda kendine geldi.
  • Kız mısın yoksa oğlan mısın?
  • Oğlan belki ebeveynlerini mutlu etmek için yalan söyledi.
  • O oğlan hiç korku göstermedi.
  • Oğlan bir köpek satın alıyor.
  • Oğlan bir Antarktika seferine gitmeyi hayal ediyordu.
  • Oğlan bir kuşu serbest bıraktı.
  • Sana çok benzeyen o oğlan, sanırım senin erkek kardeşin.
  • Günümüzde bir oğlan 18 yaşına kadar bekaretini kaybetmezse, o büyük olasılıkla travmalı olacaktır.
  • Oğlan babasına benziyor.
  • Oğlan atlıyor.
 

Oğlan kısaca anlamı, tanımı:

Erkek : Sert, kolay bükülmez. Girintili ve çıkıntılı olarak bir çift oluşturan nesnelerden çıkıntılı olanı. Sperma oluşturan organizma. Sözüne güvenilir, mert. Yetişkin adam, bay, er kişi. Koca. İnsan, hayvan ve bitkilerin dişiyi dölleyecek cinsten olanı.

Yetişkin : Beden, ruh ve duygu bakımlarından olgunluğa erişmiş olan (kimse). Evlenme çağına gelmiş (kimse). Kanunların belirttiği belli bir yaşı aşmış, toplumsal sorumluluklarını bilme durumunda olan genç. Yetişmiş, olgunlaşmış. Gelişimin herhangi bir yönünde veya tümünde duraklama düzeyine erişmiş olan.

Oğlanevi : Evlenme sürecinde erkek tarafı, erkekevi.

 

Keloğlan : Saf göründüğü hâlde zekâsı ve yiğitliğiyle amacına eren, saçsız bir masal kahramanı. Bir ailenin koruyuculuğuna veya bir yere çıraklığa alınan öksüz çocuk. Hindi.

Kızoğlan : Bakire.

Kocaoğlan : Ayı.

Acemi oğlanı : Yeniçeri Ocağında yetiştirilmek üzere tutsaklardan veya Hristiyanlardan devşirme yoluyla toplanan çocuk.

Dil oğlanı : Tanzimattan önce yabancı elçilerin devlet erkânı ile görüşmelerinde Türkçe çevirmenlik yapmak üzere yetiştirilen kimse.

İç oğlanı : Osmanlı Devleti'nde, saraylarda türlü devlet hizmetleri için aday olarak yetiştirilen genç, celep.

Kapı oğlanı : Elçiliklerde çevirmen yardımcısı. Kapı çuhadarı yamağı.

Kul oğlanı : Vergi toplayan belediye tahsildarı.

Şamaroğlanı : Adam yerine konulmayan, yerli yersiz azarlanan kimse.

Oğlancı : Kendi cinsinden kimselerle cinsel ilişkide bulunan erkek, luti, kulampara.

Oğlancık : Oğullara sevgiyle yaklaşıldığını belirten bir söz.

Oğlancılık : Erkeklerin kendi cinsinden kimselerle cinsel ilişkide bulunma durumu, lutilik, kulamparalık, livata.

Babasız oğlan doğurmak : Bir işte aşırı zorluk, büyük güçlük çekilmesine rağmen başarılı olmak.

Gelin eşikte oğlan beşikte : "bir eve gelin gelir gelmez bebek hazırlıklarına başlamak gerekir" anlamında kullanılan bir söz.

Çocuk : Küçük yaştaki erkek veya kız. Büyüklere yakışmayacak, daha çok küçüklerin yapabileceği gibi davranan kimse. Genç erkek. Bebeklik ile erginlik arasındaki gelişme döneminde bulunan oğlan veya kız, uşak. Soy bakımından oğul veya kız, evlat. Belli bir işte yeteri kadar deneyimi ve yeteneği olmayan kimse. Büyükler arasında daha az yaşlı olan kişi.

Bacak : Bazı şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri, ayak. İskambil kâğıtlarında genç erkek resimli kâğıt, oğlan, vale. Hayvanlarda yürümeye veya atlamaya yarayan organ. Vücudun kasıktan tabana kadar olan bölümü.

Cinsel : Cinsiyetle ilgili, cinsî, eşeysel, seksüel.

Bakım : Birinin beslenme, giyinme vb. gereksinimlerini üstlenme ve sağlama işi. Bakma işi. Bir şeyin iyi gelişmesi, iyi bir durumda kalması için verilen emek.

Zevk : Güzeli çirkinden ayırt etme yetisi, beğeni. Hoşa giden veya çekici bir şeyin elde edilmesinden, düşünülmesinden doğan hoş duygu, haz. Eğlence. Tat, lezzet.

Hizmet : Bakım, özen, ihtimam. Görev, iş. Birinin işini görme veya birine yarayan bir işi yapma.

Sapık : Delice davranışları olan, meczup. Tavır ve davranışları normal olmayan veya geleneklerden, törelerden ayrılan, anormal (kimse), gayritabii, anormal.

Küçük : Değersiz, önemsiz. Niceliği az olan. Geri aşamada. Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Kısık, parlak olmayan (ses). Yaşı daha az olan. Niteliği aşağı olan, bayağı. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Küçük abdest.

Oğlan adam : Delikanlı.

Oğlan aşı : Kudret helvasına benzer bir zamk.

Oğlan burusu : Çocuk doğurma sancısı, doğum ağrısı.

Oğlan eşi : Çocuk doğduktan sonra gelen son, döl eşi, meşime.

Oğlan eylemek : Çocuk yapmak, doğurmak.

Oğlan otu : Oğulotu, melisa.

Oğlan övü : Güvey evi.

Oğlan uşak : Çoluk çocuk, çocuk kalabalığı.

Oğlan yaşı : Çocukluk çağı.

Oğlan yatağı : Rahim, döl yatağı.

Diğer dillerde Oğlan anlamı nedir?

İngilizce'de Oğlan ne demek? : n. boy, catamite, laddie, nipper

Fransızca'da Oğlan : garçon [le]; gars [le]; (iskambil) valet [le]

Almanca'da Oğlan : n. Bub, Bube, Bubi

Rusça'da Oğlan : n. мальчик (M), мальчишка (M), малец (M), парень (M), отрок (M)