Odds türkçesi Odds nedir

Odds ile ilgili cümleler

English: After an uphill struggle against great odds they finally got the company on its feet again.
Turkish: Büyük anlaşmazlıklara karşı zorlu bir mücadeleden sonra, onlar nihayet şirketi tekrar kendi ayakları üzerinde durdurdular.

English: Ali and Mary have been at odds with each other for a long time.
Turkish: Ali ve Mary'nin uzun bir süredir araları açıktır.

English: I offered him odds of 3 to 1.
Turkish: Ona üçe birlik avantaj önerdim.

English: The odds are against us.
Turkish: Şans bize karşı.

English: Peter and Carol were at odds with each other over where to spend their vacation.
Turkish: Peter ve Carol'un tatillerini geçirecekleri yerde araları açıktı.

Odds ingilizcede ne demek, Odds nerede nasıl kullanılır?

Odds and ends : Döküntüler. Ufak tefek şey. Ufak tefek şeyler. Ivır zıvır. Öteberi.

Odds and sods : Ivır zıvır. (british) ıvır zıvır. Ufak tefek önemsiz. Artıklar. Ufak tefek şeyler. Kalıntılar.

At odds with : -ile çekişme içinde. İle anlaşmazlık içinde. -ile çatışma içinde olmak.

Be at odds with : Aykırı olmak. Araları açık olmak. Araları açılmak.

Posterior odds ratio : Ardıl bahis oranı.

 

By all odds : Her halükarda. Şüphe götürmeksizin ve herhangi bir soru işareti olmaksızın. Neresinden bakarsan bak (ör.her halükarda veya neresinden bakarsan bak kitabı yılın en iyi eseridir).

At odds : Anlaşmazlık içinde. Araları açık. Karşıt görüşte. Kavgalı. Arası bozuk.

Prior odds ratio : Önsel bahis oranı.

Bayesian posterior odds : Bayesçi ardıl bahis.

Even odds : Eşit şans. (ingiliz ingilizcesi) bir bahsi kazanma veya kaybetmenin eşit olasılığı (at yarışında).

İngilizce Odds Türkçe anlamı, Odds eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Odds ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Brawl : Dövüş. Tartışmak. Ağız dalaşı. Sesli tartışmak. Kavga etmek. Dalaşmak. Ağız dalaşı yapmak. Arbede. Dalaş.

Affrays : Kavga kıyamet. Dalaş. Gürültü. Dövüş. Arbede.

Break : Kontrol etmek. Ara vermek. Kırık. Söylemek. Batırmak. İflas etmek. Kırma. Daha iyi yapmak. Parçalamak. Yarmak.

Conceivableness : Düşünülebilirlik. Olabilirlik. Uygulanabilirlik.

Controversion : Tartışma. Çekişme. İhtilaf.

Flukier : Kararsız. Tesadüf. Şansa bağlı. Dönek.

Discrimination : Ayırma. Bilgisayar, uluslararası ilişkiler alanlarında kullanılır. Ayrımcılık. Ayrıcalık yapma. Ayrım. Ayrım (ırk, cinsiyet vb). Fark gözetme. İnce farkları görebilme. Ayırt etme.

Virtue : Etki. Meziyet. Fayda. Fazilet. Erdem. Hasiyet. Namus. İffet.

Conceivability : Düşünülebilirlik. Uygulanabilirlik.

Disparity : Farklılık. İhtilaf. Başkalık. Nispetsizlik. Uyumsuzluk. Birbirine uymama, eşit olmama. Disparite.

Odds synonyms : betting odds, eligibility, competitive edge, bobbery, dominance, contradistinctions, differentiations, fluky, controversy, affraying, chancing, alternativeness, likelihoods, upper hand, nonequals, flukes, championships, head start, altercations, conflict, contradistinction, disagreements, eminences, nonequal, broils, disequilibrium, expectations, difference, accidentalness, ascendancy, eventuality, account, discrepancy.

 

Odds zıt anlamlı kelimeler, Odds kelime anlamı

Unlikelihood : Şüphelilik. Belirsizlik. Olasısızlık. Kararsızlık. İhtimalsizlik. Beklenmezlik. Olası olmama.

Unlikeliness : Olasısızlık. Olası olmama. Şüphelilik. Kararsızlık. Belirsizlik. İhtimalsizlik.

Equal : Eşdeğerde olmak. Eşit. Muadili olmak. Egale etmek. Yaşıt. Emsal. Denk. Karşılık gelmek. Akran. Eş değerde olmak.

Odds ingilizce tanımı, definition of Odds

Odds kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Superiority. Excess of one of two things or numbers over the other. Advantage. Inequality. Probability. Difference in favor of one and against another. Hence, excess of chances.