Olay nedir, Olay ne demek

"Olay" ile ilgili cümleler

  • "O olaydan sonra bir daha yalnız kalmamıştık onunla." - N. Cumalı
  • "Nötron bombası günümüzün olayıdır."

Eğitim alanındaki sözlük anlamı:

Bilim konusu olarak gözleme açık her türlü olgu ya da koşul.

Deneme sonucu sezilen ya da bilinen ilk özdek, nesne,

Doğa olgusu.

Matematik terimi olarak kelime anlamı:

Bir deney ya da bir oluşumdan elde edilebilecek tüm sonuçların bir altkümesi.

Tiyatro'daki terim anlamı:

[Bakınız: aksiyon]

Bilimsel terim anlamı:

Örneklem uzayının bir altkümesi.

Kendine özgü ayrıtsal özellikleri olan yalınç bir durum, oluşum ya da süreç.

Roman, öykü, masal gibi anlatı türlerinde konuyu geliştiren olgular.

İngilizce'de Olay ne demek? Olay ingilizcesi nedir?:

event, phenomenon

Fransızca'da Olay ne demek?:

cas, phénomène

Osmanlıca Olay ne demek? Olay Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

hâdise, hadise

Olay anlamı, tanımı:

Olay çıkarmak : Hoş olmayan bir durum yaratmak, hadise çıkarmak.

Olay yapmak : Bir olayı gereğinden fazla büyütmek, sorun çıkarmak.

Olay yaratmak : Ortada herhangi bir sebep yokken bir olaya yol açmak.

Olayın üstüne gitmek : Olayı etraflıca araştırmak.

 

Olay bilimi : Görüngü bilimi.

Gölge olay : Bir olaya katılan fakat ona hiçbir etki yapmayan veya başka bir olay tarafından var edilerek ona bağlı kalan olay.

Sosyal olay : İnsanlar arası ilişkilerden doğan ve bir defa olup biten sosyal oluşum.

Devinme olayı : Yerin dönme ekseninin tutulum düzleminin normali çevresinde bir koni çizecek biçimde çok yavaş olarak dönmesi, presesyon.

Şiddet olayı : Çevreyi sindirmek için yaratılan olay veya girişilen hareket.

Olay bilimsel : Görüngü bilimi ile ilgili, fenomenolojik.

Olaycılık : Görüngücülük.

Olaylaştırma : Olaylaştırmak durumu.

Olaylaştırmak : Olay durumuna getirmek, olay yapmak.

Olaylı : Olayı olan, olay çıkmış olan, hadiseli.

Olaysız : Olayı olmayan, hiçbir olay çıkmamış olan, hadisesiz.

Aç ile dost olayım diyen peşin karnını doyursun : "ilişki kuracağımız kimsenin sağlama olanağı bulunmayan şeyi, ona güvenmeden kendimiz sağlamalıyız" anlamında kullanılan bir söz.

Ağlayıp da gözden mi olayım : "meseleyi büyütüp sıkıntıya girmek gereksiz" anlamında kullanılan bir söz.

Anladımsa arap olayım : "hiçbir şey anlamadım" anlamında kullanılan bir söz.

Arap olayım : Söylenen bir şeyin doğruluğuna inandırmak için "söylediğim söz doğru değilse kararayım, esmerleşeyim" anlamında kullanılan bir söz.

 

Gölge olaycılık : Ruh etkinliğinin bilinçli olmadan da var olabileceğini ileri sürerek bilinci, bir gölge olay sayan felsefe öğretisi.

Kaç parça olayım : "birçok iş karşısında, hangi birine yetişeyim!" anlamında kullanılan bir söz.

Kölen olayım : Yalvarırken söylenen bir söz.

Kurban olayım : Yalvarma sözü. aşırı sevgi ve hayranlık anlatan bir söz.

Ortay : Bir uzayı, bir yüzeyi eşit iki parçaya bölen (düzlem, çizgi). Bir düzlem şeklin aynı yöndeki paralel bütün kirişlerini eşit parçalara bölen (çizgi).

Durum : Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Duruş biçimi, konum, tavır. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.

Nitelik : Bireyi, nesne veya yaşantının bir yönünü ötekilerden ayırt etmeye yarayan ve ölçülebilen özellik, keyfiyet. Bir şeyin iyi veya kötü olma özelliği, kalite. Bir şeyin nasıl olduğunu belirten, onu başka şeylerden ayıran özellik, vasıf, keyfiyet.

Türlü : Çeşitli sebzelerle pişirilen yemek. Çok çeşitli özellikleri olan, çeşit çeşit, muhtelif.

Hadise : Olay.

Önemli : Politik, ekonomik, psikolojik ve askerî açıdan önemi olan, stratejik. Önemi olan, mühim, ehemmiyetli.

Tarihsel : Tarihe dair, tarihle ilgili, tarihî.

Olgu : Varlığı deneyle kanıtlanmış şey. Edebî eserlerde olayı geliştiren davranış, iş. Birtakım olayların dayandığı sebep veya bu sebeplerin yol açtığı sonuç, vakıa.

Fenomen : Görüngü. Olay.

Olay dizisi : Başı ve sonu saptanmış, zincirleme bir gelişimi kapsayan, olayların olasılık ve zorunluluk ölçüleri ile geliştiği bütün.

Olay süresi : Tiyatro yapıtına özgü süre. Bu süre genel olarak bir olayın gerçekteki süresinden daha kısadır. Sıçramalar ve atlamalarla daha yoğun biçimde süre kısaltılır. Kimi kez olayın gerçek süresiyle eşit de olabilir.

Olay yazımı : 1. Tipik durumlar ve etkinlikler içinde gözlenen bir öğrencinin ilginç davranışları ile önemli gelişme özelliklerinin bir yere yazılması. 2-Bir çocuk için bu biçimde tutulan notların tümü.

Olayak : Ayakkabıcıların kullandığı en büyük ayakkabı kalıbı.

Olayazma : Olayazmak işi.

Olayazmak : Az kalsın olmak.

Olaycı : Görüngücü.

Olaycık : Küçük, önemsiz olay. İlgili cümle: "“Romanın belli başlı dört kişisi de kendi bakış açılarından olaycıkları irdelerler.”" S. İleri.

Olaydı : Olabilirdi.

Olayız : Olalım, oluyoruz.

Olay ile ilgili Cümleler

  • Olay anımızda hâlâ tazedir.
  • Burak olay yerine varan ilk polis memuruydu.
  • Olay anında Mustafa ofisindeydi.
  • Olay anımızda hâlâ taze.
  • Bu olay gönüllülük esasına dayanır.
  • Olay belleğimde hâlâ canlı duruyor.
  • Aramızdaki olaylar hızla ciddileşti.
  • Olay böyle oldu.
  • Bu olayı çözene kadar emekli olmayacağım.
  • Fiziksel dünya olayların karmaşık ağıdır ve hiçbir şey tek bir sebeple gerçekleşmez.
  • Olay çıkarma şimdi.
  • Bu tartışmalı olayı yeniden incelememiz gerek.
  • 1965 yılından bu yana o kasabada hiçbir adam kaçırma olayı bildirilmemişti.
  • Olay beklenmedik bir hal aldı.

Diğer dillerde Olay anlamı nedir?

İngilizce'de Olay ne demek? : [Olay] n. event, happening, fact, circumstance, incident, affair, case, episode, experience, instance, occurrence, scene

Fransızca'da Olay : fait [le], événement [le], action [la], affaire [la], cas [le], chose [la], phénomène [le]

Almanca'da Olay : n. Akt, Angelegenheit, Anlass, Begebenheit, Begebnis, Ereignis, Fabel, Gegebenheit, Geschehnis, Geschichte, Handlung, Phänomen, Schau, Tatbestand, Tatsache, Vorfall, Vorgang, Vorkommnis

Rusça'da Olay : n. случай (M), приключение (N), событие (N), эпизод (M), инцидент (M), казус (M), происшествие (N), феномен (M), явление (N)

adj. эпизодический