Olgun nedir, Olgun ne demek

Olgun; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.

"Olgun" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Oluğun altına bir sepet iri, olgun, renkli şeftali koymuşlar." - R. H. Karay
  • "Benim bütün cefama olgun adam gibi katlanmasını bilmişti." - Y. K. Karaosmanoğlu

Yerel Türkçe anlamı:

Olgunlaşmış

Biyoloji'deki anlamı:

Büyüme ve gelişmesini tamamlayarak ergin evreye ulaşmış. Matür.

Su ürünleri alanındaki kelime anlamı:

Büyüme ve gelişimini tamamlayarak ergin evreye ulaşmış, matür.

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Veteriner hekimliği folklorunda sıcak ve yumuşak apse.

Olgun isminin anlamı, Olgun ne demek:

Erkek ismi olarak; Bilgi, görgü ve hoşgörüsü gelişmiş kimse. Kız ismi olarak; Bilgi, görgü ve hoşgörüsü gelişmiş insan.

Zooloji alanındaki anlamı:

Büyüme ve gelişmesini tamamlayarak kendi türüne özgü olan ergin evreye ulaşmış.

İngilizce'de Olgun ne demek? Olgun ingilizcesi nedir?:

mature, ripe

Fransızca'da Olgun ne demek?:

adulte

Osmanlıca Olgun ne demek? Olgun Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

mûr

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

 

Erzurum ilinde, Olur ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Diyarbakır şehri, Ahmetli bucağına bağlı bir bölge.

Olgun kısaca anlamı, tanımı:

Olgun odun : Ağaç gövdesinin öz odun ile dış odun arasında oluşan, ağaç işleri gereci olarak en üstün niteliği taşıyan bölümü.

Olgu : Birtakım olayların dayandığı sebep veya bu sebeplerin yol açtığı sonuç, vakıa. Varlığı deneyle kanıtlanmış şey. Edebî eserlerde olayı geliştiren davranış, iş.

Olgunca : (olgunca) Olgun gibi, olguna benzer bir biçimde. Olgun gibi, olguna benzer.

Olgunlaşma : Olgunlaşmak işi.

Olgunlaşmak : Yazı, düşünce olgun duruma gelmek. Meyve olgun duruma gelmek. İnsanın bilgi, görgü ve hoşgörüsü gereği kadar gelişmiş olmak.

Olgunlaştırma : Olgunlaştırmak işi.

Olgunlaştırmak : Olgun duruma getirmek.

Olgunluk : Meyvelerin olgun, yenilebilir olma durumu. İnsanların bilgi, görgü ve hoşgörü bakımından gereği kadar gelişmiş olma durumu, yetkinlik, kemal.

Olgunluk çağı : İnsan hayatında beden ve ruhsal yeteneklerinin en yetkin olduğu dönem, olgunluk yaşı.

Olgunluk imtihanı : Lise son sınıf öğrencilerinin lise bitirme sınavlarından sonra üniversiteye girebilmeleri için bazı derslerden girdikleri yeterlik sınavı.

 

Olgunluk yaşı : Olgunluk çağı.

Durum : Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Duruş biçimi, konum, tavır. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.

Tamam : Tamamlanmış, bitmiş. Evet. Beğenilmeyen bir iş veya öneri karşısında söylenen bir söz. Bütün, tüm. Eksiksiz. Yanlış ve yalan olmayan, doğru.

Düşünce : Niyet, tasarı. Uzay ve zamanın ötesinde, öznenin dışında, kendiliğinden var olan, duyularla değil, yalnızca ruhen algılanabilen asıl gerçeklik, mütalaa, fikir, ide, idea. Dış dünyanın insan zihnine yansıması. Tasa, kaygı, sıkıntı. İlke, yönetici sav.

Bilgi : Genel olarak ve ilk sezi durumunda zihnin kavradığı temel düşünceler. İnsan zekâsının çalışması sonucu ortaya çıkan düşünce ürünü, malumat, vukuf. İnsan aklının erebileceği olgu, gerçek ve ilkelerin bütünü, bili, malumat. Kurallardan yararlanarak kişinin veriye yönelttiği anlam. Öğrenme, araştırma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek, malumat, vukuf. Bilim.

Görgü : Görmüş olma durumu. Bir kimsenin, yaşayarak ve deneyerek elde ettiği birikim, deneyim. Bir toplum içinde var olan ve uyulması gereken saygı ve incelik davranışları, terbiye.

Hoşgörü : Her şeyi anlayışla karşılayarak olabildiği kadar hoş görme durumu, müsamaha, tolerans.

Gelişmiş : Gelişme gösteren, ümranlı.

Olgun balık : Ergin balık.

Olgun ekonomi : Nüfus artış hızının düştüğü ve millî gelirden sermaye birikimine ayrılan pay azalırken tüketimin payının arttığı sanayileşmenin ileri aşamasında bulunan ekonomi.

Olgun folikül : Graaf folikülü.

Olgun koyak : Derine ve yana aşınmalar arasında artık denge kurulmuş, tabanı oldukça geniş ve lığla kaplı koyak türü. bk. genç koyak, geçkin koyak.

Olgun uyanış çağı : (Resim, Heykel, Mimarlık) İtalya'da 1500-1530 yılları arasında Uyanış Çağının en olgun yapıtlarını verdiği dönem. Resimde Leonardo, Rafaello, Michelangelo, heykelde Michalengelo, mimarlıkta Bramante gibi sanatçıların yapıt verdikleri çağ. a. bk. Ön Uyanış Çağı, Uyanış Çağı.

Olgun ürün aşaması : Ürün dönemleri kuramı çerçevesinde başlangıç ürün aşamasının tamamlanarak üretim yönteminin deneme, yanılma veya deneyleme konusu olmaktan çıkıp üretim teknolojisinin ölçünleştirmeye başladığı ve üretimde ölçek ekonomilerinin gerçekleştirilerek kitlesel üretimin yapıldığı, ürünün yurtdışı piyasalara da sunulmaya başladığı aşama. krş. ölçünlü ürün aşaması

Olgun vadi : (coğrafya)

Olgun yumurta : Yumurta sarısı oluşumunu tamamlamış, yağ damlacıkları çekirdeğe yakın bir noktada tek kütle durumuna gelmiş ve döllenebilir özellikteki yumurta. Döllenmeye hazır yumurta.

Olgun yumurtalık folikülü : Graaf folikülü.

Olgunay : 3. Bir erkek ismi olarak anlamı; Dolunay.

Olgun ile ilgili Cümleler

  • Olgun bir yaşa kadar yaşadı.
  • Biz olgunlaştık.
  • Olgun bir elma ağaçtan düştü.
  • Sen benden çok daha olgunsun.
  • Olgun olmamı kimler engelliyor?
  • Sanırım Mustafa olgunlaşmamış.
  • Olgun insanlar fikirler hakkında konuşur, aydınlar gerçekler hakkında, ve sıradan insanlar da ne yedikleri hakkında konuşurlar.
  • Olgun daha iyidir.
  • Olgun olduğunu düşünüyor musun?
  • Onlar hiç olgun değiller. Dişlerinizi kıracaksınız!
  • Bu muzlar olgun değil.
  • Sen açıkça olgunlaştın.
  • Olgun muzlar sarıdır.
  • İnsanları olgunlaştıran, yaşı değil yaşadıklarıdır.

Diğer dillerde Olgun anlamı nedir?

İngilizce'de Olgun ne demek? : adj. mature, ripe, grown, mellow, seasoned

Fransızca'da Olgun : mûr/e

Almanca'da Olgun : adj. reif, verständig

Rusça'da Olgun : adj. спелый, зрелый, созревший, наливной, возмужавший, возмужалый