On the picket line türkçesi On the picket line nedir

  • Grevde.
  • Grev yapan.
  • İşaretlerle protesto eden.

On the picket line ingilizcede ne demek, On the picket line nerede nasıl kullanılır?

On : Civarında. Esnasında. Olmakta olan. Giyilmiş. Üstünde. E doğru. Üzerinde. Açık. Yanmak. Yönünde.

The : Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belgili tanımlık. Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır.

Picket : Gözcülük etmek. Grev gözcüsü. Gözcü. Nöbetçi koymak. İleri karakol. Nöbetçi. Kazıklarla etrafını çevirmek. Karakol koymak. Kazık. Kazıklarla çevirmek.

Line : Tarayıcı elektron demetinin yatay tarama sırasında soldan sağa bir gidişinde oluşturduğu çizgi. Astar kaplamak. İçini kaplamak. Hat. Oyun alanını sınırlamak, belirli ölçü ve bölgeleri göstermek amacıyla yapılan ayırıcı doğru. (genellikle kireçli su ile çizilir.). Çizgi çizmek. Sıra. Oyun alanını bölen, sınırlayan ve belirleyen boyadan şeritlere verilen ad. Kaplamak. Düzdizim çizgisi.

Be on the picket line : Grev ile protesto etmek. Grev sırasında protesto etmek.

On the alert : Tetikte. Teyakkuz halinde. Uyanık. Alarm durumunda. Hazırlıklı.

On the average : Ortalama olarak. Orta miktarda. Normal oranda.

 

On the beam : Tam. Doğru yönde. Doğru yolda. Doğru. Doğru fikirli.

On the air : Radyoda. Ünalgıda yayınlanmakta. Yayında. Radyo tv yayında.

İngilizce On the picket line Türkçe anlamı, On the picket line eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak On the picket line ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Striking : Usturuplu. Grevdeki. Vuran. Şaşırtıcı. Çarpan. Dikkati çeken. Gözalıcı. Çarpıcı. Göze çarpan. Geçici desteklerin alınması.

Struck : Çarpma hastalığı. Struk. Vurmak. Hemorajik enterotoksemi. Kanamalı enterotoksemi.