One more time türkçesi One more time nedir

  • Bir kere daha.
  • Bir kez daha.
  • Bir defa daha.

One more time ile ilgili cümleler

English: I want to go to Boston at least one more time before I die.
Turkish: Ölmeden önce en azından bir defa daha Boston'a gitmek istiyorum.

English: Can you show me one more time?
Turkish: Bana bir kez daha gösterebilir misiniz?

English: I'd like to visit Boston at least one more time before I die.
Turkish: Ölmeden önce Boston'u en az bir kez daha ziyaret etmek istiyorum.

English: Open your mouth one more time and I will beat you up!
Turkish: Ağzını bir kez daha açarsan seni pataklayacağım!

English: I want to go to Australia one more time before my passport expires.
Turkish: Pasaportumun süresi dolmadan önce bir defa daha Avustralya'ya gitmek istiyorum.

One more time ingilizcede ne demek, One more time nerede nasıl kullanılır?

One : Tek. Bir (sayı olarak). Aynı. Bir sayısı. Birisi. 1. Kimse. Bir tane. İnsan. Bir.

More : Daha. Çok. Takriben. -den daha çok. -den daha. Ayrıntılar. Fazlalık. Daha çok. Daha fazla. Daha (çok).

Time : Yerbilim zamanı. Bilgisayar, hukuk, uzay, jeoloji alanlarında kullanılır. Akıp giden olayların tekrar eden gök olaylarına göre sıralanmasından doğan bir kavram. güneş ve yıldızların öğlene göre açısal uzaklığına (saat açısına) karşılık bir ölçü. Müddet. Süre tutmak. Kurmak. Saat tutmak. Ayarlamak. Zaman. Kez.

 

One more : Bir daha. Bir tane daha. Phr. Birtane daha.

Gave more time : Vade veya erteleme imkanı sağladı. Daha fazla zaman verdi. (kötü bir şeyi) geciktirdi. Ek zaman sağladı.

İngilizce One more time Türkçe anlamı, One more time eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak One more time ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Once more : Bir daha. Yeniden. Yine. Bir defadan fazla.

Afresh : Yeniden. Baştan. Tekrar. Yine. Yeni baştan.

Yet again : Bir daha.

On one occasion : Bir keresinde. Eskiden. Yeniden. Bir seferinde. Vaktiyle. Bir zamanlar.

Once again : Yeniden. Bir daha. Yine. İlk ve son olarak. Yalnız bir defa. Son olarak. Tekrar.

Second time : Tekrar. İlave zaman. İkinci kez. İkinci sefer.

Over again : Tekrar. Yeniden. Bir daha. Yeni baştan. Baştan.

Again : Yine. Yeniden. Ayrıca. Kaytadan. Kayta. Daha. Tekrar. Bundan başka. Bir daha.

Encores : İstek parça. Yeniden sahneye çağırmak. Tekrar. İsteme. Tekrarlama. Tezahürat yapmak. Bir daha. Tekrarını istemek. Tekrar çağırma (sahneye).