Opera nedir, Opera ne demek

Opera; kökeni italyanca dilinden gelmektedir.

  • Sözlerinin bütünü veya çoğu şarkılı olarak söylenen müzikli tiyatro eseri.
  • Bu eseri oynayan sanatçı topluluğu.
  • Böyle eserlerin oynandığı yapı

"Opera" ile ilgili cümleler

  • "Viyana tiyatrolarına, operasına, aktris hayatına, gece eğlencelerine dair bildiklerini, gördüklerini hep anlattı, anlattı." - P. Safa

Gösteri Sanat terimi olarak anlamı:

Konuşmaları yüceltilmiş, orkestra eşliğindeki insan sesi ile gerçekleştirilen ve müziğin önemli bir öğe olarak tüm dramatik özellikleri denetlediği oyunlara verilen ad.

Edebi terim anlamı:

Orkestranın uydaşlığiyle ( refakatiyle) oynanan şarkılı, nazımlı yüksek sahne eseri, ki lirik dram da denir.

Tiyatro'daki terim anlamı:

(İt. Opera - yapıt) XVIII. yüzyıldan bu yana, metni, orkestra eşliğindeki insan sesi ile yürütülen müzikli oyunlara verilen ad. Floransa'lı soylu kişilerin "Camerata" topluluğunca eski Yunan oyunlarını yeniden yaşatmak çabasıyla ortaya çıkmış bir türdür. Koronun eşliğinde ezgilerle beslenen eski Yunan oyunları örnek alınarak "Daphne" adlı ilk operayı, Ottavio Rinnucini yazmış ve Jacopo Peri bestelemiştir. Bu ilk opera, 1590 yılı karnavalında Floransa'da oynanmıştır.

Bilimsel terim anlamı:

 

XVIII. yüzyıldan bu yana, metni, orkestra eşliğindeki insan sesi ile yürütülen oyun.

İngilizce'de Opera ne demek? Opera ingilizcesi nedir?:

opera

Almanca'da Opera ne demek?:

oper

Fransızca'da Opera ne demek?:

opéra, drame lyrique

Opera hakkında bilgiler

Opera, genel olarak konusunu tarihten, mitolojiden, efsanelerden veya güncel olaylardan alan, sözlerinin tümü veya bir çoğu müzikle bestelenmiş, içinde görsel sanatların tümünü barındırabilen (Dans, Dekor, Kostüm, Işık vb.) ,teatral formda bir sahne eseridir.

Bir orkestra veya müzik topluluğunun eşliğinde sunulan eserin, yazılı metnine "libretto" adı verilir. Oyun süresinin çoğunu sözlü bölümler oluşturur. Sözler, konunun akışına göre belli başlı şu müzik türleri içinde bestelenir: Arya bir kişinin duygu ve düşüncelerini yansıtır. Düet, terzet, kuartet, kentet vb iki, üç, dört ve beş kişinin duygu, düşünce ve konuşmalarını iletir. Resıtatif kişilerin sözlerini konuşurcasına bir şarkıyla söyledikleri bölümdür. Koro ise oyundaki kamu vicdanının sesini ortaya koyar. Bunların dışında oyun başlarken genellikle bir giriş parçasına (uvertür) ve oyun içinde yer yer orkestra bölümleri ya da geçitleri gibi çalgısal bölümlere yer verilir. Bazı operalarda bale sahneleri de bulunur. Bir opera eserinde, genellikle bahsedilen bu müzik türleri ayrı parçalar halinde, ardıl olarak sunulmakla birlikte, bazılarında (örn. Richard Wagner'in eserleri) müzik bir perde boyunca kesintisiz olarak sürer.

 

Opera sanatının anayurdu İtalya'dır. Rönesans'ın başlıca merkezlerinden biri olan Floransa, müzikli sahne eserlerinin de beşiği sayılır. İncelemelerden, opera fikrinin bu şehirdeki bazı müzikçi ve şairlerin birleşerek eski Yunan oyunlarına benzer eserler yazmak istemelerinden doğduğu anlaşılıyor. Örnek olarak “Yunan Trajedisi” alınınca eşlik edecek müziğin nasıl olacağı problemi tartışmalara yol açmış, mısraları Renuccini tarafından yazılan ve Peri tarafından 1594'de bestelenen Euridice adlı ilk opera sanat çevrelerinde büyük heyecan uyandırmıştı.

Operada ilk gelişimi Claudio Monteverdi'de görüyoruz. 1607 yılında bestelediği L'Orfeo adlı operasıyla orkestrayı birinci plana almış, ses türlerini zenginleştirmiştir. Burjuvaların da opera istemesi nedeniyle sanatçılar aryalar yazmış ve 30 yıl sonra Venedik'te para karşılığı opera izlenebilen ilk opera binasının açılmasıyla sanatın merkezi Floransa'dan bu şehre geçmiştir. Burada koro ikinci plana alınmış, Venedik üslubu opera doğmuştur. 17. yüzyıl sonlarına doğru Napoli, İtalyan operasının merkezi olmaya başladı. İtalyan operası Avrupa'ya kısa zamanda yayıldı. Opera sanatı en büyük gelişmeyi 19. yüzyılda gösterdi. Yüzyılın ilk yarısında opera buffa (komik opera) İtalya'da Rossini, Donizetti ve özellikle de Mozart ile dikkate değer örnekler kazandı.

Opera ile ilgili Cümleler

  • Operasyonun gizli tutulmalıydı.
  • Opera yedide başlar.
  • Bir İtalyan'ın, Alman dilinde şarkı söylenemeyeceğini söylediğini duydum; belki de bu yüzden neredeyse hiçbir İtalyan opera sanatçısı Almanca şarkı söylemiyor.
  • Operadan nefret ediyorsun, değil mi?
  • Operasyon başarılıydı.
  • Jale operadan nefret ediyor.
  • Onlar operadan nefret ediyor.
  • Onlar çoğu zaman birlikteler ve operaya gidiyorlar ya da sanat galerilerini ziyaret ediyorlar.
  • Benimle operaya gitmek ister misin?
  • Opera sanatçısının güzel bir sesi var.
  • Ali Mary'nin tanıdığı operadan hoşlanan tek kişi.
  • Cerrah beni bir organ nakli operasyonu geçirmem için ikna etti.
  • Operadan nefret ediyorum.
  • Operasyon ne kadar sürecek?

Opera kısaca anlamı, tanımı:

Şarkı : Divan edebiyatında, bestelenmek için dörtlükler biçiminde ve uyaklı olarak yazılmış olan şiir biçimi. Klasik Türk müziğinde aşk üzerine söylenen, nakaratı ve ara nağmesi olan parça. Tonlama değişiklikleriyle çeşitli duygular uyandıran uyumlu, ezgili insan sesleri dizisi. Ezgi, müzik parçası, melodi, liet.

Müzikli : Film ve oyun için bazı bölümlerinde müzikten de yararlanılan.

Eser : Soyut kavramlarda belirti. İz, işaret, im. Emek sonucu ortaya konan ürün, yapıt. Yayın, kitap, yapıt.

Sanatçı : Güzel sanatların herhangi bir dalında yaratıcılığı olan, eser veren kimse, sanat adamı, sanat eri, sanatkâr, artist. Sinema, tiyatro, müzik vb. sanat eserlerini oynayan, yorumlayan, uygulayan kimse.

Toplu : Topu olan. Hepsi bir arada bulunan, toplanmış. Bir arada, bütün, kombine. Düzenlenmiş, dağınık olmayan. Topunu, tamamını, bütününü içine alan. Vücutça dolgun.

Operakomik : Konuşmalı ve şarkılı bölümlerin bir arada bulunduğu oyun.

Operacı : Opera sanatçısı.

Operasyon : Ameliyat. Dizi eylem. Güvenlik güçlerince suçluların yakalanması için düzenlenen dizi eylem.

Operasyona çıkmak : Harekât gerçekleştirmek.

Operatör : İşletmen. İşletmeci. Basılacak metinleri dizgi makinesinde dizen kimse. Cerrah.

Operatörleşme : Operatörleşmek işi.

Operatörleşmek : Operatör olmak, operatör gibi davranmak.

Operatörlük : Operatör olma durumu.

Operatris : Kadın operatör.

Tur operatörü : Tur düzenleyen kişi.

Tiyatro : Sahnelenmek için yazılmış oyunların tümü. Bu türleri, izleyiciler önünde sahnede oynayan grup. Dram, komedi, vodvil vb. edebiyat türlerinin oynandığı yer.

Genel : Yetkisi ve sorumluluğu çok olan. Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan. Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi. Bir genelleme sonucunda elde edilen. Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne).

Tarih : Toplumları, milletleri, kuruluşları etkileyen hareketlerden doğan, olayları zaman ve yer göstererek anlatan, bu olaylar arasındaki ilişkileri, daha önceki ve sonraki olaylarla bağlantılarını, karşılıklı etkilenmeleri, her milletin kurduğu medeniyeti inceleyen bilim. Bir konuyu geçmişi ve gelişimi içinde inceleyen anlatı. Bir olayın gününü, ayını ve yılını bildiren söz. Tarih dersi. Tarih kitabı.

Mitoloji : Mitleri, doğuşlarını, anlamlarını yorumlayan, inceleyen bilim. Bir ulusa, bir dine, özellikle Yunan, Latin uygarlığına ait mitlerin, efsanelerin bütünü.

Efsane : Eski çağlardan beri söylenegelen, olağanüstü varlıkları, olayları konu edinen hayalî hikâye, söylence. Gerçeğe dayanmayan, asılsız söz, hikâye vb. Olağanüstü bir başarı elde etmiş kimse, kurum vb.

Güncel : Günün konusu olan, şimdiki, bugünkü (haber, olay vb.), aktüel.

Olay : Önemli tarihsel olgu, fenomen. Ortaya çıkan, oluşan durum, ilgi çeken veya çekebilecek nitelikte olan her türlü iş, hadise, vaka.

Bu : En yakında bulunan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan bir söz. Yerde, zamanda veya söz zincirinde en yakın olanı gösteren bir söz.

Böyle : Bu derece. Bu yolda, bu biçimde, hakeza. Bunun gibi, buna benzer. İçinde "ne, nasıl" vb. sorular bulunan cümlelerin sonuna geldiğinde o cümlede anlatılan şeyin hoş karşılanmadığını veya ona şaşıldığını anlatan bir söz.

Yapı : Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür. Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür. Bir hücrede, bir dokuda, karmaşık oluşumlu bir organizmada elemanların düzeni. Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme. Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina. Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat, konstrüksiyon. Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür. Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün.

Opera bestecisi : Opera müziklerini besteleyen sanatçı.

Opera binası : Operanın oynanmasına elverişli donatımı ve nitelikleri olan gösteri binası.

Opera filmi : Bir operanın film üzerine saptanmasından oluşan yapıt.

Opera şarkıcısı : Opera tekniğiyle şarkı söyleyen sanatçı.

Opera yazarı : Opera türünün sözlerini yazan kimse.

Operasyon masası : Ameliyat masası.

Operasyon mikroskobu : Ameliyat mikroskobu.

Operasyonel : Operasyonla ilgili. İşlevsel, hareketli. İlgili cümle: "“Şu anda böyle operasyonel bir görev yapılıyordu.”" O. Aysu.

Operasyonel bütçe dengesi : Özellikle iktisadi istikrarın sağlanamadığı ülkelerde bütçe açığının etkilerini tam olarak belirleyebilmek amacıyla faiz dışı bütçe dengesine reel faiz ödemelerinin eklenmesiyle bulunan bütçe büyüklüğü.

Operatif : Ameliyata ait olan.

Diğer dillerde Opera anlamı nedir?

İngilizce'de Opera ne demek? : n. musical drama in which the actors sing their parts (rather then speaking them) to the accompaniment of an orchestra; musical and dramatic genre which includes opera; musical composition for an opera; opera house

n. opera, musical drama in which the actors sing their parts (rather then speaking them)

v. operate, carry out, run, effectuate

Fransızca'da Opera : opéra [le]

Almanca'da Opera : n. Oper

Rusça'da Opera : n. опера (F)