Orak nedir, Orak ne demek

  • Yarım çember biçiminde yassı, ensiz ve keskin metal bir bıçakla, buna bağlı bir saptan oluşan ekin, ot vb. biçme aracı.
  • Ekin, ot vb. biçme işi.
  • Ekin biçme zamanı

"Orak" ile ilgili cümle

  • "Orakta köylünün işi çok olur."
  • "Ot orağından dönen birkaç köylü, omuzlarında uzun tırpanlarıyla geçiyorlardı." - M. Ş. Esendal

Yerel Türkçe anlamı:

[Bakınız: orak ayı]

Temmuz.

Cin.

Ekin biçme zamanı.

Ağustos.

[Bakınız: orak ayı-2]

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

Buğday ve arpayı biçmeğe yarayan sap kısmı ağaç ve ağız kısmı çentikli yarımay biçiminde çelikten oluşan tarım aracı. (Akçaşar *Yalvaç -Isparta)

Ağız kısmı keskin ve çentiksiz olan orak tipi. (Beyköy *Şarkikaraağaç -Isparta; Derekuşçulu *Görele ; Yenikent *Aksaray -Niğde; Hadım -Konya; -Kırklareli)

Orak isminin anlamı, Orak ne demek:

Erkek ismi olarak; Ekin biçme zamanı, hasat. Ekin biçme aracı.

Osmanlıca Orak ne demek? Orak Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

mişvel

Orak hakkında bilgiler

Orak, özellikle tarımda kullanılan yarım çember biçiminde yassı, ensiz ve keskin metal bir bıçakla, buna bağlı bir saptan oluşan ekin biçme aracıdır. Aynı zamanda komünizmin simgesinde de yer alan orak, bu simge için köylü (çiftçi) sınıfını temsil eden bir figür olarak kullanılır. Çoğu ülkede köylüyü temsil eden siyasi amblem olarak da kullanılmış olan orak eski Sovyetler Birliği'nin bayrağında da kullanılmıştır.

 

Orak ile ilgili Cümleler

  • Gökoğuz Türkçesi'nde Temmuz'a Orak ayı deniliyor.
  • Çekiç ve orak komünizmi simgeler.

Orak anlamı, kısaca tanımı:

Yarım : Hastalıklı, sakat, sağlıksız. Bir bütünün yarısı olan miktar. Bütün bir şeyin ayrıldığı iki eşit parçadan her biri. Tam ve istenildiği gibi olmayan, eksik, noksan. Saatte on iki otuz.

Çember : Aşılması, çözümü güç durum. Çocukların çevirip arkasından koştukları tekerlek biçiminde oyuncak. Basketbolda içinden topun geçmesiyle sayı kazanılan ağlı demir halka. Merkez denilen sabit bir noktadan aynı uzaklık ve düzlemdeki noktalar kümesinin oluşturduğu kapalı eğri. Sandık, denk, fıçı vb.nin dağılmaması için üzerlerine geçirilen dayanıklı bir cisimden kuşak. Yazma, yemeni, başörtüsü. Bu biçime getirilmiş katı cisimlerin çevresi.

Biçim : Herhangi bir şeyin benzeri. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Biçme işi. Tarz. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format.

 

Yassı : Yayvan ve düz.

Ensiz : Eni küçük olan, dar.

Keskin : Etkili, sert. Kırıcı, incitici. Dikkatli. Tiz (ses). Kıvrak. Kırıkkale iline bağlı ilçelerden biri. Çok kesici, iyi kesen. Hassas. Zampara.

Metal : Çok yüksek elektrik ve ısı iletkenliği, kendine özgü parlaklığı olan, oksijenli birleşimiyle çoğunlukla bazik oksitler veren madde. Bu maddeden yapılmış. Dizgi makinelerinde satırları oluşturmak için eritilen antimon ve kurşun alaşımı.

Bıçak : Çeşitli kesme işlerinde kullanılan keskin ağızlı araç. Bir sap ve çelik bölümden oluşan kesici araç.

Ekin : Tahılın tarlaya atıldığı andan harman oluncaya kadar aldığı durum. Kültür, hars.

Biçme : Biçmek işi. Yontulmuş yapı taşı. Prizma.

Aracı : Ara bulucu. Üretici ile tüketici arasında alım satım konusunda bağlantı kuran ve bundan kazanç sağlayan kimse, mutavassıt, komprador. İki şey arasında bağlantı kuran kimse, vasıta. İhracatçının ihracattan doğan alacaklarının büyük bir bölümünün malın yüklenmesinden hemen sonra, kalan kısmının ise para, malı alandan tahsil edildiğinde bir aracı banka tarafından ödenmesini sağlayan kredi veya yatırım tekniği.

Zaman : Olayların oluş ve akış sırasını belirleyen, düzenli ve dönemli gök olaylarını birim olarak kullanan sanal bir kavram. Dönem, devir. Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri. Belirlenmiş olan an. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler, vakit. Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit. Bu sürenin belirli bir parçası, vakit. Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı. Çağ, mevsim.

Orak ayı : Temmuz.

Orak böceği : Ağustos böceği.

Orak işi : Orakla ekin, ot vb. biçme.

Beyinorağı : Beynin iki lobu arasındaki zar.

Çalgı orağı : Tırpan.

Orakçı : Ücret karşılığı ekin biçen kimse.

Orakçılık : Orakçının işi.

Oraklaşma : Oraklaşmak işi.

Oraklaşmak : Orak biçimini almak.

Buğday başak verince orak pahaya çıkar : "gereksinim duyulan şey değer kazanır" anlamında kullanılan bir söz.

Tarım : Bitkisel ve hayvansal ürünlerin üretilmesi, kalite ve verimlerinin yükseltilmesi, uygun koşullarda korunması, işlenip değerlendirilmesi ve pazarlanması, ziraat.

Aynı : Benzer. Eski durumunda kalmış, değişmemiş. Başkası değil, yine o. Aralarında ayrım olmayan.

Komünizm : Böyle bir düzenin kurulmasını amaçlayan siyasi, ekonomik ve toplumsal öğreti, komünistlik. Bütün malların ortaklaşa kullanıldığı ve özel mülkiyetin olmadığı toplum düzeni, komünistlik.

Simge : Duyularla ifade edilemeyen bir şeyi belirten somut nesne veya işaret, alem, remiz, rumuz, timsal, sembol.

Köylü : Köydeş. Kaba, anlayışsız. Köyde yaşayan veya köyde doğmuş olan. Köy halkı.

Sınıf : Çeşitli amaçlarla oluşmuş kümeler. Önemlerine, niteliklerine göre kişi veya nesnelerin yerleştirildiği kategorilerden her biri. Belli ortak belirtileri olan tek tek nesneler öbeği. Bir toplumda, aynı görevi yapan, aynı yararı sağlayan, aynı şartlarda yaşayan büyük insan grubu, klas. Öğrencilerin yıllık öğrenime göre ayrıldıkları bölümlerden her biri. Takımlardan oluşan birlik, dalların alt bölümü. Derslik.

Temsil : Oyun. Özümleme. Birinin veya bir topluluğun adına davranma. Söz gelişi.

Ot : İlaç. Toprak üstündeki bölümleri odunlaşmayıp yumuşak kalan, ilkbaharda bitip bir iki mevsim sonra kuruyan küçük bitkiler. Bu bitkilerle yapılmış veya bu bitkilerle doldurulmuş. Zehir. Esrar.

Orak biçmek : Buğday biçmek

Orak hücreli anemi : Alyuvarda, beta zincirlerinde glutamik asit yerine valin amin asit bulunduran anormal hemoglobin tipi olan Hemoglobin S bulunmasından kaynaklanan, düşük oksijen basınçlarında orak biçimini alan alyuvarın dolaşımda hemolize uğraması sonucu oluşan bir hemolitik anemi tipi.

Orak lekeli çöpçü : Doğal olarak Amazon’da yaşayan, boyları 3 cm olabilen, çok sayıda küçük ve koyu lekeye sahip akvaryum balığı, cüce çöpçü.

Orak makinesi : (tarım)

Orak vaktı : Hasat zamanı.

Orakay : Temmuz. 3. Bir erkek ismi olarak anlamı; Temmuz.

Orakayı : Temmuz. Ağustos. Haziran.

Orakdemiri : Oku arabanın demirine bağlayan demir. (*Aksaray -Niğde)

Orakent : Ağrı şehri, Cumaçay nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Orakeriği : Mürdümeriği.

Diğer dillerde Orak anlamı nedir?

İngilizce'de Orak ne demek? : n. sickle, reaping hook, harvester

Fransızca'da Orak : faucille [la]

Almanca'da Orak : n. Sichel

Rusça'da Orak : n. серп (M)