Ordu nedir, Ordu ne demek

Ordu; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de özel olarak kullanılır.

"Ordu" ile ilgili cümle

  • "Dördüncü Ordu Karargâhına gidiş, artık bir mabede çıkılıyor gibi baş döndürür." - F. R. Atay
  • "Şu kopan fırtına Türk ordusudur ya Rabbi / Senin uğrunda ölen ordu budur ya Rabbi" - Y. K. Beyatlı

Yerel Türkçe anlamı:

Orada

Pekmez yapılan, kaynatılan yer.

Diğer sözlük anlamları:

Askerin toplandığı, toplu olarak bulunduğu yer, ordugâh, karargâh, makar.

Ordu anlamı, kısaca tanımı:

Ordubozan : Varis. Arabozan. Oyunbozan.

Ordu donatım : Silahlı kuvvetlerin savaş araç gereç vb. gereksinimlerini sağlamakla görevli sınıf.

Orduevi : Kara, deniz ve hava subay ve astsubaylarının buluştukları, sosyal gereksinimlerini karşılayabilecek biçimde yapılmış lokal veya yapı.

Ordu komutanı : Bir orduya komuta eden ve genellikle orgeneral rütbesinde olan asker.

Ordu merkezi : Ordu karargâhının bulunduğu yer.

Düzenli ordu : En küçük biriminden en büyük birliğine kadar her türlü donanıma sahip askerî güç.

 

Ordubozanlık : Ordubozan olma durumu, mızıkçılık. Arabozanlık.

Orducu : Savaş alanına gitmek için yola çıkan Osmanlı ordusunun her türlü gereksinimini sağlamak için birlikte giden zanaatçılar ve esnaf.

Ordusuz : Ordusu olmadan. Ordusu olmayan.

Açık ordugah : Kırda kurulan ordugâh.

Bir korkak bir orduyu bozar : "bir toplumda korkak kişi, kaygılı, heyecanlı sözleriyle kargaşa çıkarır" anlamında kullanılan bir söz.

Çadırlı ordugah : Çadırlarda barındırılan askerî güç.

Devlet : Bu tüzel varlığın yönetim organları. Mutluluk. Talih. Toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlık. Büyüklük, mevki.

Silahlı : Silahı olan.

Kuvvet : Bir niceliğin kendisi ile çarpılarak yükseltildiği derecelerden her biri: 2x2x2=23 denkleminde, 3 sayısı 2'nin kuvvetini gösterir. Fiziksel güç, takat. Yetke, erk, nüfuz. Güç. Dayanıklı olma durumu. Şiddet, zor, cebir. Durgunluğu harekete veya hareketi durgun bir duruma çeviren etken, direnci kıran veya direnç doğuran özellik. Bir ülkenin silahlı gücü.

Toplu : Bir arada, bütün, kombine. Vücutça dolgun. Hepsi bir arada bulunan, toplanmış. Topu olan. Topunu, tamamını, bütününü içine alan. Düzenlenmiş, dağınık olmayan.

 

Başlıca : En önemli, başta gelen.

Bölüm : Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı. Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri, departman, seksiyon. Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman. Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik. Çağ, devir. Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım.

Amaç : Ulaşmak istenilen sonuç, maksat. Gaye. Bir kimseye veya bir kurula verilen özel amaçlı görev, misyon. Hedef.

Bir : Bu sayı kadar olan. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Sadece. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Beraber. Aynı, benzer. Bir kez. Tek. Eş, aynı, bir boyda. Ancak, yalnız. Sayıların ilki.

Çok : Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı. Aşırı bir biçimde.

İnsan : Toplum hâlinde bir kültür çevresinde yaşayan, düşünme ve konuşma yeteneği olan, evreni bütün olarak kavrayabilen, bulguları sonucunda değiştirebilen ve biçimlendirebilen canlı. Âdemoğlu, âdem evladı. Huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli (kimse).

Kalabalık : Gereksiz, karışık şeyler topluluğu. Sayıca çok. Çok sayıda insanın bir araya gelmesiyle oluşan insan topluluğu.

Ordu defterdarı : Seferde bulunduğu sürece ordunun para işlerini yürüten görevli.

Ordu kaimesi : Kırım Savaşı giderlerini karşılamak için çıkarılan on ve yirmi kuruşluk kâğıt para. Savaş zamanlarında ordunun başında bulunan sadrazam ya da serdar-ı ekremin uzun kâğıtlar üzerine yazmış oldukları buyurultular.

Ordu mühimmesi : Seferde bulunan sadrazamın, savaşlara ilişkin konuşmalarının yazıldığı mühimme defteri.

Ordu naibi : Osmanlılarda, ordu kadısı adına ordu içindeki davalara bakan görevli.

Ordu şikayet defteri : Savaş sırasındaki yakınmaların yazıldığı defter.

Ordu tepesi : Ordunun geçtiği yol boyunca, geriden gelen birliklere orta yön göstermek için her iki fersahta bir (yaklaşık olarak 10 km.) dikilen im.

Ordu tiyatrosu : Askerlerin eğlenmesini amaç edinen tiyatro. Birbirinden kopuk dans, ezgi ve skeçleri kapsar.

Ordu urunmak : Karargâh kurmak.

Ordu yardımlaşma kurumu : Türk Silahlı Kuvvetleri çalışanlarına ek bir sosyal güvenlik sağlamak amacıyla 1961 yılında 205 sayılı yasa ile kurulan kurum.

Ordubaşı : Samsun ilinde, Çarşamba ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer.

Ordu ile ilgili Cümleler

  • Ordu geri çekildi.
  • Sen orduda bir subay mıydın?
  • O ne kadar zamandır ordudaydı?
  • Birçokları, savunma bütçesindeki kesintilerin ordunun etkinliğini baltalayacağından korkuyorlar.
  • Ordu bir fiziksel engel nedeniyle Tom'u kabul etmedi.
  • Ordu düşmanın üzerine ilerledi.
  • Rambo'nun tek başına bir orduyu yenebileceği tam bir efsane.
  • Kimin ordusu Kırım'da?
  • Eski giysilerimden bazılarını Selamet Ordusu'na verdim.
  • Ali orduda kalmayı planladı.
  • Ordu hükümeti devraldı.
  • Ordu cephaneliğini düşmana bıraktı.
  • Ordu geri çekilmek zorunda kaldı.
  • Ordu antiterörizm operasyonuna devam ediyor.

Diğer dillerde Ordu anlamı nedir?

İngilizce'de Ordu ne demek? : [Ordu] n. army, military, Host

v. knit, plait, weave, hand knit, twine, entwist, build

Fransızca'da Ordu : armée [la], phalange [la], la troupe, forces

Almanca'da Ordu : n. Armee, Heer, Militär

Rusça'da Ordu : n. армия (F), войско (N)

adj. армейский