Organ nedir, Organ ne demek

Organ; bir anatomi terimidir. kökeni fransızca dilinden gelmektedir.

"Organ" ile ilgili cümleler

  • "Bütün iç organlarım burkulur gibi oldu." - N. Cumalı
  • "Devlet organları."

Yerel Türkçe anlamı:

Hava : Bugün organ çok bozuk.

Biyoloji'deki anlamı:

Organizma içinde özel görevleri olan ve dokulardan oluşmuş, karaciğer; böbrek, kalp gibi yapılar.

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Belli bir göreve sahip vücut parçası veya oluşum, organa.

Zooloji alanındaki anlamı:

(Yun. organon = aygıt): Organizma içinde özel görevleri olan tek parçalar; vücudun aygıtları.

İngilizce'de Organ ne demek? Organ ingilizcesi nedir?:

organ

Osmanlıca Organ ne demek? Organ Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

uzuv

Organ hakkında bilgiler

Organ, biyolojide belirli bir görevi veya görevler bütününü yapan doku grubudur. Latince organum ("alet, araç") sözcüğünden türemiştir.

Sıradan hayvanlar (insanlar dahil), kalp, akciğer, beyin, göz, mide, dalak, pankreas, böbrekler, karaciğer

Organ ile ilgili Cümleler

  • Cerrah beni bir organ nakli operasyonu geçirmem için ikna etti.
  • Birleşmiş milletler uluslararası bir organizasyon.
  • Organ bağışçısı olmayı kabul edersen, birinin yaşamını kurtarmasına yardım edebilirsin.
  • İnsanlar karmaşık organizmalardır.
  • Organik gıda yemek maliyetine değer mi?
  • Cinsel organlar, diğer çoğu organdan daha duyarlıdırlar.
  • Cerrah bir organ nakli geçirmesi için onu ikna etti.
  • Organ bağışlarsanız, bir hayat kurtarabilirsiniz.
  • Organik gıda yemek paraya değer mi?
  • Erkekler cinsel organlarıyla gurur duyarlar.
  • Organ bağışına izin vermeyen hiç din var mı?
  • Uçağım düşmezse ve organ mafyası tarafından kaçırılmazsam hafta başında sana yazacağım.
  • Organik gıda genellikle daha pahalıdır.
  • Organ bağışları hayatlar kurtarır.
 

Organ tanımı, anlamı:

Görev : İşlev. Bir cümlede bir dil biriminin öbür birimlerle ilişkisi aracılığıyla yerine getirdiği iş. Bir nesne veya bir kimsenin yaptığı iş. Bir değerin başka değerlerle olan ilişkisi. Resmî iş, vazife. Bir organ veya hücrenin yaptığı iş. Bir kimseye veya bir kurula verilen özel amaçlı iş, misyon.

Organ aktarımı : Organ nakli.

Organ mafyası : Yasal olmayan yollarla organ sağlayıp satan kimse veya grup.

Organ nakli : İşlevini yitirmiş bir organın yerine sağlam bir organı koyma, organ aktarımı, transplantasyon.

Dişi organ : Çiçeklerde yumurtalığı içine alan, döllenme sonucu meyve ve tohumları oluşturan organ.

 

Erkek organ : Bitkilerde taç yaprakların çevrelediği, döllenmeyi sağlayan tek veya birçoğu bir arada bulunan organ.

Boşaltım organı : Vücuttan dışarı atılması gereken maddeleri toplayıp boşaltan organ.

Dişilik organı : Dişinin çiftleşme organı, am.

Erkeklik organı : Erkeğin çiftleşme organı, kamış, sik, zeker, penis, fallus.

Koku alma organı : Burun.

Tat alma organı : Dil.

Yasama organı : Parlamento.

Yayın organı : Ait olduğu kuruluşların bilgi ve düşüncelerini yayımlayan televizyon, radyo, dergi ve gazete. İletişim araçları.

Ses organları : Sesi çıkarmaya yarayan organların bütünü.

Sindirim organları : Sindirim aygıtı içinde yer alan organların bütünü.

Telaffuz organları : Seslerin söz durumuna gelmesini sağlayan organlar.

Üreme organları : Organizmada üreme görevi için birlikte oluşmuş organlar bütünü.

Yargı organları : Yargılama işiyle ilgili kuruluşlar.

Organik : Doğal yolla yapılan. Bir görevi yerine getirmekle yükümlü kuruluşla ilgili olan. Organlarla ilgili, uzvi. Canlı, güçlü (ilişki).

Organik bağ : İş birliği veya çıkar ilişkisi sonucunda karşılıklı yarara dayanan ilişki. Bir teşkilat veya tüzel kişilikle arada bulunan ilişki.

Organik kimya : Karbon birleşiklerinin incelenmesini konu alan kimya bölümü, uzvi kimya.

Organik kütle : Birleşimindeki ögelerin büyük ve belirgin bölümü canlı varlıklardan oluşan kayaç.

Organik öge : Besinlere koruyucu olarak eklenen organik asitler ve bunların tuzları.

Organik tarım : İlaç vb. kimyasal maddeler kullanmadan yapılmış olan üretim biçimi, ekolojik tarım.

Organik ürün : Geliştirici veya olgunlaştırıcı bir kimyasal madde kullanılmadan doğal ortamda yetiştirilen ürün.

Organikçi : Organik kimya uzmanı.

Organizasyon : Devlet, idare, toplum vb.nin düzenleniş biçimi. Düzenleme. Kuruluş, kurum, teşkilat. Düzenli bir grubun üyelerinin tamamı.

Organizatör : Düzenleyici.

Organize : Düzenli, örgütlü. Düzenleme. Kuruluşları ortak bir amaç için bir araya getirme, birleştirme.

Organize etmek : Örgütlemek. düzenlemek.

Organize sanayi : Birbirini bütünleyen, değişik sanayi kollarının ve kuruluşlarının oluşturduğu iş alanı.

Organize suç : Çeşitli kişi ve örgütlerce planlanıp işlenen suç.

Organizma : Herhangi bir canlı varlık. Canlı bir varlığı oluşturan organların bütünü, uzviyet.

Organlaşma : Organlaşmak işi.

Organlaşmak : Canlılarda organlar oluşmak.

Organlık : Organ olma durumu.

Organoleptik : Cisimlerin duyu organlarını etkileme yeteneği.

Organtin : Seyrek dokunmuş, ince, sert bir kumaş. Bu kumaştan yapılmış.

Organze : Bu kumaştan yapılmış. İpek veya keten iplikle dokunmuş, tülbent inceliğinde bir tür kolalı kumaş.

Sınır : Bir şeyin nicelik bakımından inebileceği veya çıkabileceği en alt ve en üst yer, limit. Komşu il, ilçe, köy veya kişilerin topraklarını birbirinden ayıran çizgi. Değişken bir büyüklüğün istenildiği kadar yaklaşabildiği durağan büyüklük, limit. Uç, son. İki komşu devletin topraklarını birbirinden ayıran çizgi, hudut. Bir şeyin yayılabileceği veya genişleyebileceği son çizgi, uç.

Bölüm : Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik. Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım. Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri, departman, seksiyon. Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı. Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman. Çağ, devir.

Uzuv : Organ. Üye. Unsur. Parça.

Getirmek : Bir şeyi yanında veya üstünde bulundurmak. Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar. İletmek, bildirmek. İleri sürmek. Bir makama atamak veya seçmek. Gelmesini sağlamak. Sağlamak. Erişmek veya eriştiğini sanmak. Sebep olmak, ortaya çıkarmak.

Yükümlü : Bir şeyi yapma zorunluluğu olan, memur, mükellef.

Kuruluş : Yapı, yapılış, bünye. Topluma hizmet, üretim, tüketim vb. amaç ve görevlerle kurulan her şey, tesis. Kasılma. Bir sefer kuvvetini oluşturan birliklerin yapısı. Kurulma işi.

Biyoloji : Bitki ve hayvanların köken, dağılım, yapı, gelişim, büyüme ve üremelerini inceleyen bilim dalı, dirim bilimi.

Organ bilgisi : (botanik)

Organ kültürü : Bir organın tümünün ya da kısımlarının ya da organın primordiyumlarının yapı ve fonksiyonunun korunması ve farklılaşmasına izin verecek yönde in vitro büyümesi ya da gelişmesi. Bir organın bir kısmının ya da tamamının, dokuların zarar görmeyeceği bir dış ortamda kültüre edilmesi veya büyütülmesi.

Organ sistemleri : Solunum sistemi, dolaşım sistemi gibi, görevleri birbiri ile ilgili olan organların meydana getirdiği topluluklar. (biyoloji) Çokgözeli hayvanlarda dokuların meydana getirdiği organların, görevlerine göre meydana getirdikleri sistemler.

Organa : Organ.

Organa genitalya feminina : Dişi üreme organları.

Organa genitalya maskulina : Erkek üreme organları.

Organa okuli aksessorya : Gözün yardımcı organları.

Organa sensum : Duyu organları.

Organa urinarya : Boşaltım organları.

Organa urogenitalya : Boşaltım ve üreme organları.

Diğer dillerde Organ anlamı nedir?

İngilizce'de Organ ne demek? : n. internal body part; musical instrument that makes sound by pressing air through a system of graduated pipes; any instrument that makes sound similar to an organ (but without the use of pipes)

n. organ, internal body part; instrument, agent

n. organ, member, agency

Fransızca'da Organ : organe [le]

Almanca'da Organ : n. Glied, Organ

Rusça'da Organ : n. `орган (M)