Ortam nedir, Ortam ne demek

  • Canlı bir varlığın içinde bulunduğu doğal veya maddi şartların bütünü.
  • Bir topluluğun veya toplulukların hareket alanı, platform.
  • Bir kimsenin veya bir insan topluluğunun yaşayışını etkileyen ruhsal, toplumsal ve kültürel etkilerin bütünü.
  • Nesnel ve toplumsal yönlerle bazen kişinin iç dünyasını da kapsayan yakın çevre, vasat

"Ortam" ile ilgili cümleler

  • "Sanat ortamı. Çalışma ortamı."
  • "Şu dehşet ortamının altında koskoca bir yalnızlar dünyası yatıyor." - A. Ağaoğlu

Biyoloji'deki anlamı:

Bir fiilin yapıldığı ya da bir etkinin taşındığı bir araç, çevre, hava.

Kültür ortamı. Az çok katı besin maddesi, jelatin ve benzeri ile karışık herhangi bir sıvı olup doku ve hücreler için yetiştirme kültürü. Besi yeri.

Eğitim alanındaki sözlük anlamı:

Bir kimsenin ya da bir insan topluluğunun yaşayışını etkileyen ruhsal, toplumsal ve kültürel etkilerin bütünü.

Bir fizik terimi olarak tanımı:

Bir kuvvetin etkimesini ya da bir etikinin iletilmesini sağlayan özdeksel çevre.

Kimya'daki anlamı:

Sistem veya maddeyi içinde bulunduran çevre.

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Vasat.

Jeoloji ve yer bilimleri alanındaki anlamı:

Bir tortulanma yerinde, etkiyen koşulların ve güçlerin topluluğu.

Zooloji alanındaki anlamı:

 

Bir fiilin yapıldığı ya da bir etkinin taşındığı bir araç; çevre, hava.

Azçok katı, besin maddeleri, jelâtin ve benzeri ile karışık herhangi bir sıvı olup doku ve gözelerin kültürü için kullanılır; kültür ortamı,

Bilimsel terim anlamı:

Herhangi bir kuvveti ya da özdeği içinde bulunduran ve devinime olanak veren bir özdek ya da karışım.

Nesnel ve toplumsal yönlerle kimi zaman kişinin iç dünyasını da kapsayan yakın çevre.

Bir olayın içinde oluştuğu ve geliştiği durumsal koşullar bütünü.

İngilizce'de Ortam ne demek? Ortam ingilizcesi nedir?:

medium, media, platform, milieu, environment

Osmanlıca Ortam ne demek? Ortam Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

vasat

Ortam anlamı, tanımı:

Ortam yaratmak : İmkân sağlamak.

Ortama ayak uydurmak : Çevreye uyum sağlamak.

Ortama uymak : Çevreye uyum sağlamak.

Çoklu ortam : Bilgisayarda metin, grafik, ses ve canlandırma ögelerini birleştirerek sunan ortam, multimedya.

Ekolojik ortam : Canlılar arasındaki bağlantıların, ilişkilerin kurulduğu yer, çevre.

İletişim ortamı : Bildirişim, haberleşme veya komünikasyon imkânlarının sağlandığı ortam, medya.

Kültür ortamı : Besi yeri.

Veri ortamı : Verilerin bir araya getirildiği yer veya durum.

Orta : Öğretimde, öğrencinin değerlendirilmesinde geçer not ile iyi arasındaki derece. Defterde, bir araya getirilmiş belli sayıda yaprakların oluşturduğu bölümlerden her biri. Sorunların çözümünde aşırılıklardan kaçınan, ölçülü bir yöntem izleyen. Başlangıcı ile bitimi arasında eşit uzaklıkta olan süre. Bir şeyin eşit olarak ayrılabileceği bölüm. Her iki yanında kendi türünden aynı nitelikte nesneler, durumlar bulunan. Bir olayın, içinde gerçekleştiği yer. Ne uzun ne kısa, midi. Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer. Futbolda oyunculardan birinin, topu, kale ağzında duran arkadaşlarına havadan yollamak için yaptığı vuruş. İki karşıt nitelik veya durum arasında bulunan, tutarlı, ılımlı, vasat. Ne büyük ne küçük, midi. Orantı. Yeniçeri Ocağında tabur. Çankırı iline bağlı ilçelerden biri. İyi ile kötü arasındaki durum.

 

Canlı : Yaşayıp yer değiştirebilen yaratık, hayvan. Hareketli, hayat dolu, dinamik. Canı olan, diri, yaşayan. Hareketli, hayat dolu, dinamik bir biçimde. Güçlü, etkili. Canlı yayın. Dikkat çekici, göz alıcı, parlak (renk), ateş parçası.

Doğal : Doğada rastlandığı gibi, doğaya uygun olan, doğa güçlerine, kurallarına uyan, tabii, natürel. Doğada olan, doğada bulunan. Katıksız, saf. Sağduyuya, mantığa, olağan düzene uygun olan. Kendiliğinden olan, insan eliyle yapılmamış, yapay karşıtı. Olağan, alışılmış, her zamanki gibi olan, beklenildiği gibi. Yapmacık olmayan.

Maddi : Madde ile ilgili, maddesel, özdeksel, manevi karşıtı. Mal, para, varlıkla ilgili olan. Maddesel. Maddeden oluşan.

Şart : Olması başka durumların gerçekleşmesini gerektiren şey, koşul. Temel kural belgesi.

Toplu : Vücutça dolgun. Topunu, tamamını, bütününü içine alan. Topu olan. Hepsi bir arada bulunan, toplanmış. Bir arada, bütün, kombine. Düzenlenmiş, dağınık olmayan.

Topluluk : Aynı türden canlıların bir araya gelmesiyle oluşan küme. Sanatçı grubu. Aynı yerde bulunan insan kalabalığı. Müzik eserlerini birden fazla ses veya sazla seslendirmek için oluşturulan grup, ansambl. Nitelikleri bakımından bir bütün oluşturan kimselerin hepsi, toplum, camia, cemiyet. Vücudun dolgun olma durumu.

Hareket : Belirli bir amaca varmak için birbiri ardınca yapılmış olan ilerlemeler, akım. Yola çıkma. Davranış, tutum. Vücudu oynatma, kıpırdatma veya kımıldanma. Kas ve eklemlerin, belli doğal şartlar içerisinde işlemeleri sonucu vücut bölümlerinde düzenli ve olumlu etkilerle oluşturdukları yer değişimi. Bir cismin durumunun ve yerinin değişmesi, devinim, aksiyon. Deprem. Demir yollarında katarların düzenlenmesi ve hangi saatlerde yola çıkıp hangi duraklarda karşılaşacaklarını düzenleme işleri. Devinim. Bir parçanın yavaşlık, çabukluk derecesi.

Ortam ışınımı : Ölçüm ve belirleme dışı kalan doğal ya da yapay kökenli ışınım.

Ortam mineralleri : Tortul kayaçların içinde, bulundukları yerde oluşmuş mineraller.

Ortam sağaltımı : Ruh hastalıkları ve uyumsuzluklarda sağaltım için kişinin yakın çevresinde önemli birtakım düzeltme ve değişiklikler yapma.

Ortam sonu damgası : Bir veri ortamının fiziksel sonunu, bir veri ortamının kullanılmış bölümünün sonunu ya da bir veri ortamı üzerinde yazılı verinin istenen bölümünün sonunu belirtmek üzere kullanılan güdüm damgası.

Ortamalı : Devletin ya da bir yerel yönetim biriminin genellikle bir köyün iyeliğinde bulunan ve tüm nüfusun yararlanmasına açık bulundurulan, bireylerin iyeliğine geçirilmesi söz konusu olmayan taşınmaz.

Ortamandıra : Balıkesir şehrinde, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Ortam ile ilgili Cümleler

  • O geldiğinde ortam gerginleşti.
  • İnsan bünyesi, Dünya dışındaki ortamlara uyum sağlayabilecek kadar esnek mi?
  • Ortam farklılaştı mı?
  • Eğer bir konuşma sırasında yabda sosyal bir ortamda uzun bir süre sessizsen, Amerikalılar seni konuşturmaya çalışacak.
  • Onların yetişme ortamı ormansızlaşma tarafından tehdit ediliyor.
  • Ortam rahatsız ediciydi.
  • Ortam iletişimi etkiler.
  • Aynı ortamlarda takılıyorlardı.
  • İngilizce'de resmiyette "you" denilir ancak "u" diye yazılır sanal ortamlarda.
  • Onlar ortamı elektronik müzikle yorumluyor.

Diğer dillerde Ortam anlamı nedir?

İngilizce'de Ortam ne demek? : adj. ambient, atmospheric

n. environment, atmosphere, ambiance, ambience, medium, ambit, aroma, occasion, stage

Fransızca'da Ortam : milieu [le], ambiance [la], environnement [le], sphère [la]

Almanca'da Ortam : das Mittel, das Medium

Rusça'da Ortam : n. среда (F), обстановка (F), окружение (N), фон (M)