Out of breath türkçesi Out of breath nedir

Out of breath ile ilgili cümleler

English: She was out of breath from walking up and down hills.
Turkish: O, tepelerde aşağı yukarı yürürken nefes nefese idi.

English: They were out of breath after swimming across the river.
Turkish: Onlar nehri yüzerek geçtikten sonra nefes nefeseydi.

English: I'm out of breath after running up the stairs.
Turkish: Merdivenlerden yukarıya koştuktan sonra nefes nefese kaldım.

English: Ali is out of breath and needs to take a break.
Turkish: Ali nefes nefese ve bir molaya ihtiyacı var.

English: I was out of breath and sat down.
Turkish: Nefes nefese kaldım ve oturdum.

Out of breath ingilizcede ne demek, Out of breath nerede nasıl kullanılır?

Out : Meydana çıkmak. Kovmak. Dışarı çıkarmak. Nakavt etmek. Dışarıda. Ortaya çıkmak. Çıkış. Bayılmak. Dışarı. Yanmak.

Of : -den övünerek bahsetmek. -in. -li. In. -nin. Yüzünden. Hakkında. -nın. Karşı. Den.

Breath : Ağızdan çıkan buhar. An. Esinti. Nefes. Fısıltı. Hafif rüzgar. Dem. Soluk.

Be out of breath : Nefessiz kalmak. Soluk soluğa kalmak. Nefes nefese kalmak. Nefesi kesilmek. Soluk soluğa olmak. Soluk alamamak. Katılmak. Nefes nefese olmak. Soluğu kesilmek.

 

Out of : -dan. -da.....-ı -den....-ü -nin haricinde veya (oran olarak). -siz. Arasından. -den yapılmış. -den uzak. Dışına. -sız. Dışında. -in dışında.

Out of band signaling : Bantdışı imleşim.

Out of band radiation : Bant dışı ışınım.

Out of buffers : Arabellek yetersiz. Arabellek bitti.

Out of danger : Herhangi bir tehlikenin kalmaması. Tehlikesiz. Tehlikeyi atlatmış. Tehlikeden çıkmış. İyileşmiş. Tehlikeden uzak.

Out of balance : Denksiz. Balanssız. Düzensiz. Dengesiz.

İngilizce Out of breath Türkçe anlamı, Out of breath eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Out of breath ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Blown : Esmiş. Çiçeklenmiş. Üflenmiş. Şişmiş. Turboşarjlı (araç).

With bated breath : Nefesi kesilerek. Korkuyla. Nefesini tutarak. Endişeyle. Soluğunu tutarak. Soluğu kesilerek. Müşkilatla.

Breathless : Sessiz. Soluk kesici. Rüzgarsız. Soluğu kesen. Soluk soluğa kalmış. Nefesini tutmuş.

Panting : Kesik kesik nefes alma. Soluma.

Pantingly : Nefes nefese bir halde.

Winded : Soluksuz kalmış.

Blown up : Berhava. Nefes nefese kalmış. Şiş. Şişmiş. Şişirilmiş.

Puffed : Şişkin. Şişmiş. Şişirilmiş. Nefes nefese kalmış.

Out of breath synonyms : breathlessly.