Out of sight türkçesi Out of sight nedir

  • Gözden kayıp.
  • Kazık marka.
  • Görünmez.
  • Görüş alanı dışındaki.
  • Fahiş.
  • Zil zurna sarhoş.
  • (fiyat) fahiş.
  • Gözden uzak.

Out of sight ile ilgili cümleler

English: Ali is now out of sight.
Turkish: Ali şimdi gözden uzak.

English: Keep out of sight.
Turkish: Gözden uzak dur.

English: Ali waited until Mary was out of sight.
Turkish: Ali Mary gözden kayboluncaya kadar bekledi.

English: His car soon went out of sight.
Turkish: Onun arabası kısa sürede gözden kayboldu.

English: He hid his dictionary out of sight.
Turkish: O, gözden uzak bir yere sözlüğünü sakladı.

Out of sight ingilizcede ne demek, Out of sight nerede nasıl kullanılır?

Out : Meydana çıkmak. Kendini belli etmek. Nakavt etmek. Kovmak. Dışarı atmak. Dışarı çıkarmak. Bayılmak. Ortaya çıkmak. Dışarıda. Yanmak.

Of : Nin. Li. Yüzünden. Den. -dan. -nın. -den övünerek bahsetmek. -in. -nin. Hakkında.

Sight : Görme. Görme gücü. Göz erimi. Gözlem yapmak. İbraz etmek (çek vb.). Bakmak. Görüş. Görmek. Ç.görülmeye değer yerler. Görünüş.

Get out of sight : Görüş alanının dışında çıkmak. Görüş uzaklığının dışında kalmak. Ortadan kaybolmak. Gözden kaybolmak. Gözle görülemeyecek kadar uzaklaşmak.

Go out of sight : Görememek. Gözden kaybolmak. Görüş açısının dışına çıkmak. Görüş açısının dışında kalmak.

 

Out of band radiation : Bant dışı ışınım.

Out of : -den dışarı. -in dışında. Dışında. -den uzak. -siz. -sız. Dışına. -da.....-ı -den....-ü -nin haricinde veya (oran olarak). -dan. -den yapılmış.

Out of commission : Bozuk. Kullanılmaz durumda. Görev yapamaz durumda. Çalışamaz durumda. Kötü durumda. Hizmet dışı.

Out of balance : Dengesiz. Balanssız. Düzensiz. Denksiz.

Keep out of sight : Hiç gözükmemek. Hiç görünmemek.

İngilizce Out of sight Türkçe anlamı, Out of sight eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Out of sight ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Wrecked : Harap edilmiş. Kazazede. Karaya oturmuş. Kaza yapmış. Mahvolmuş. Harap olmuş. Zarar görmüş. Bozulmuş.

Secluded : Tenha. Tecrit edilmiş. Gözlerden uzak. Gizli. Kuytu. Kapalı. Münzevi. Mahfuz. Kaçınık.

Retired : Kuytu. Uzaklarda. Münzevi. İnzivaya çekilmiş. Bir köşeye çekilmiş. Issız. Tekaüt. Emekli. Ömür boyu hapis cezasına çarptırılmış kimse.

Steamed : Küplere binmiş. Buharlanmış. Buğulamak. Buharda pişirme. Buğulama. Buğulama yapmak. Buğulanmış. Buhar çıkarmak. Buharla çalışmak.

Stiffest : İçkili. Sert. Sarp. Çetin. Zoraki. Kabul edilemez. Gergin. Katı. Sarhoş.

Steamed up : Buğulu. Tepesi atmış. Küplere binmiş.

The invisible : Gözle seçilemez. Görülmez. Gözle görülemeyen. Görünmeyen. Resmi hesaplarda gözükmeyen. Tanrı. Gözle görülmeyen. Gizli. Yaratıcı.

Drunk as a fiddler : Aşırı sarhoş. Çok sarhoş.

Latents : Gizli. Gizil. Potansiyel. Gelişmemiş. Örtülü. Belirti göstermeyen. Saklı. Örtük.

 

Prohibitive : Yanına varılmaz (fiyat). Satın alınmasını imkansız kılan yükseklikteki (fiyat). Satın alınamayacak kadar yüksek(fiyat). Himaye edici. Yasak kabilinden. Yasaklayıcı. Engelleyici.

Out of sight synonyms : steaming, gassed, steeper, steamboats, trolleyed, backstage, latent, pricey, exaggerated, way out, plastered, blazed, nonvisual, fancy, in the background, spangled, stiff, concealed, steepest, stiffer, legless, rat arsed, inflated, pricy, prohibitory, invisible, fanciest, excessive, exorbitant, extortionate, steep.