Oyalanmak nedir, Oyalanmak ne demek

"Oyalanmak" ile ilgili cümleler

  • "Ormanda çiçek toplamak için oyalanan kızı beklemeye başladı." - T. Buğra
  • "Bazen kahvelerde oyalandıktan sonra eve dönerdik." - N. Cumalı

Oyalanmak tanımı, anlamı:

Oyalanma : Oyalanmak işi.

Oyalama : Oyalamak işi.

Zaman : Çağ, mevsim. Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri. Olayların oluş ve akış sırasını belirleyen, düzenli ve dönemli gök olaylarını birim olarak kullanan sanal bir kavram. Belirlenmiş olan an. Dönem, devir. Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı. Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler, vakit. Bu sürenin belirli bir parçası, vakit.

Harcamak : Birinin değer ve onurunu kırıcı bir durum yaratmak. Yok olmasına, ölmesine sebep olmak. Manevi yönden kötü duruma düşürmek, feda etmek. Bir iş görmek veya bir şey satın almak için parayı elden çıkarmak, sarf etmek. Bir şey yapmak için kullanmak, tüketmek.

Vakit : Çağ. Zaman anlatan kelimelere belirtilen durumunda geldiğinde "iken" anlamı veren bir söz. Geçim, para bakımından elverişli durum. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler. Belirlenmiş olan zaman. Zaman.

 

Geçirmek : Bir şeyi bir yerden başka yere taşımak, nakletmek. Yola çıkan birini uğurlamaya gitmek, selametlemek, teşyi etmek. Birine kötü söz söylemek. Herhangi bir durumu yaşamış olmak. Bir işi birden çok kişi üzerinde uygulamak. Geçme işini yaptırmak, geçmesini sağlamak. Bir şeyi kendisine ayrılmış olan yere yerleştirmek, takmak. Bir şeyi bir yandan öbür yana götürmek. Giymek, giyinmek. Bir süre yaşamak, oturmak, kalmak. Zaman harcamak. Vurmak. Hastalık bulaştırmak. Tespit etmek, yazmak, kaydetmek. Alışverişte aldatmak, kötü mal satmak, kazıklamak. Bir gereksinimi eldeki imkânla karşılamak. Etmek, yapmak.

Beklemek : Bir iş oluncaya, biri gelinceye değin bir yerde kalmak, durmak. Bir şeyi, bir kimseyi gözetmek, korumak, muhafaza etmek. Karşılaşma ihtimali bulunmak. Süre tanımak, acele etmemek. Aramak, istemek. Oyalanmak. Ummak.

Konu : Üzerinde konuşulan şey, bahis. Konuşmada, yazıda, eserde ele alınan düşünce, olay veya durum, mevzu, süje.

Olmak : Uygun düşmek, yerinde görülmek. Sürdürmek, yürütmek. Yitirmek, elinden kaçırmak. Hastalığa yakalanmak, tutulmak. Yol açmak. Geçmek, tamamlanmak. Yaklaşmak, gelip çatmak. Bir şey, birinin mülkiyetine geçmek. Sıfat-fiil eki almış kelimelerle birlikte başlama, bitirme vb. bildiren fiilleri oluşturur. Gerçekleşmek veya yapılmak. Yetişmek, olgunlaşmak. Bir kuruluşla, örgütle ilgili bulunmak, mensup olmak. Ek fiilin geniş zamanı olan -dır (-dir) anlamında kullanılan bir söz. Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak. Herhangi bir durumda bulunmak. Bir yerde doğmuş, yaşamış olmak. Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak. Bulunmak. Sarhoş olmak. Bir ad veya sıfatın belirttiği durumu almak. Uymak, tam gelmek. Bir olayla karşılaşmak, başına kötü bir şey gelmek. Bir şeyi elde etmek, edinmek. Hazırlanmak, hazır duruma gelmek. Bir durumdan başka bir duruma geçmek.

 

Boşuna : Boş yere, yararsız yere, sebepsiz yere, gereksiz, boşu boşuna, beyhude, beyhude yere, nafile, tevekkeli. Boş, yararsız, gereksiz, beyhude, nafile.

Vakit geçirmek : Oyalanmak, uğraşmak.

Oyalanmak ile ilgili Cümleler

  • Biraz daha oyalanmak istemediğinden emin misin?
  • İstemiyorsan oyalanmak zorunda değilsin.

Diğer dillerde Oyalanmak anlamı nedir?

İngilizce'de Oyalanmak ne demek? : v. waste time, dilly dally, monkey around, fool around, fool about, fool, be amused, amuse oneself, dally, delay, disport oneself, footle, fribble, frivol, hang out, linger, loiter, mess around, piddle, play around, be pleased with, potter

Fransızca'da Oyalanmak : se distraire, s'amuser, lanterner, musarder, se repaitre, traînailler, traînasser

Almanca'da Oyalanmak : v. bummeln, verkürzen

Rusça'da Oyalanmak : v. отвлекаться, забываться, отвлечься, забыться