Pırt nedir, Pırt ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

[Bakınız: port].

Tavuk, kuş ve benzerleri hayvanların tüyleri.

Taranan yünün işe yaramayan bölümü.

Pırt ile ilgili Cümleler

  • Şimdi işler değişti ya adam gibi beni dinlersin ya da siktir olup pılını pırtını toplar gidersin.
  • “Dört sene sonra ustası pılıyı pırtıyı toplamış, geldiği memlekete geri dönmüş.”
  • Pılısını pırtısını toplayıp gitsin dedim!
  • “Getirdiğimiz iki hırtı, bir pırtıyla bu ev döşenmez.”
  • Jale eskisi oldukça yırtık pırtık olduğundan dolayı ütü masası için yeni bir örtü alması gerektiğini düşündü.

Pırt ile ilgili Atasözü veya Deyim

iki hırtı, bir pırtı : aşırı yoksulluğu anlatan bir söz.

pılı pırtıyı (veya pılıyı pırtıyı) toplamak : gitmek üzere bütün eşyalarını toplamak.

Pırt tanımı, anlamı

Bir pırtik : Bir parça, azıcık, biraz

Çırtık pırtık : Parça parça, azar azar.

Pıli pırti : Giyim eşyası; ufak tefek ev eşyası.

Pırt gözüne : Nazar değmesin anlamında kullanılır.

Pırtadak : Kabuğundan, bulunduğu yerden akarak, kayarak çıkmayı anlatır : Zavallının gözü pırtadak çıkıp akıverdi.

Pırtak vermek : Kovalayanı şaşırtmak için bir yana sapmak : Pırtak vermeseydim az kala beni yakalayacaktı.

Pırtarmak : Ufak bir nedenle küsmek, küsüp bir yana çekilmek.

 

Pırtdeer : Kabuğundan, bulunduğu yerden akarak, kayarak çıkmayı anlatır.

Pırtı bozmak : Düğün çeyizi düzmek (Kaman).

Pırtıcı : Manifaturacı. Kumaş alım satımı yapan, manifaturacı. Manifaturacı, bezazcı (Kaman).

Pırtık : Serseri, başıboş. [Bakınız: pırtik]. Azıcık, bir parça. Kumaş parçası.

Pırtıl : Eskimiş, parçalanmış giysi, eşya ve benzerleri şeyler. Eskimiş kumaş parçası.

Pırtımaç : Mantı, tatarböreği.

Pırtımpırt : Haşlanıp yıkandıktan sonra ince ince doğranmış asma yaprağı, soğan, kıyma, salça ve bulgurla yapılan bir çeşit yemek.

Pırtımpıt : Haşlanıp yıkandıktan sonra ince ince doğranmış asma yaprağı, soğan, kıyma, salça ve bulgurla yapılan bir çeşit yemek.

Pırtına : Fırtına.

Pırtınpırt : Haşlanıp yıkandıktan sonra ince ince doğranmış asma yaprağı, soğan, kıyma, salça ve bulgurla yapılan bir çeşit yemek.

Pırtışık : Toplanmış, büzülmüş, buruşmuş (yaygı için).

Pırti : Manifatura; bk. ayrıca pıli-pırti.

Pırtik : Azıcık, bir parça : Bir pırtik ekmek ver. Kumaş parçası. Eskimiş parça. Eskimiş kumaş parçası. Küçük parça.

Pırtik çırtik : Parça parça.

Pırtik pırtik : Parça parça: Somunu pırtik pırtik ettiler.

Pırtiklemek : Ufalamak, parça parça etmek.

Pırtkesek : Parça parça, ufak ufak. Parça parça.

Pırtlatma : Pırtlatmak işi.

Pırtlatmak : Pırtlama işini yaptırmak. Nohut, badem ve benzerleri yiyecekleri suda ıslatarak kabuklarını çıkarmak. Yerinden fırlatmak, kaydırarak dışarı çıkartmak.

Pırtmak : Burkulmak, ezilmek, incinmek. [Bakınız: pertikmek]. Yerinden çıkmak, sapmak, kaymak : Parmağım pırttı. Tutulan bir şey elden kaçmak, kurtulmak, elden kaymak. Kaçmak. Bozmak, ortalığı karıştırmak (mecaz). Bağlı birşey çözülüp kaçmak (canlı ve cansızlar için). Darılarak kaçışmak, çekingen davranmak : Pırtıp duruyor. İşten kaçmak, sözünde durmamak. Kaymak: Direk pırtih. Fırlamak. Küsmek, darılmak. Kurtulmak, çıkmak, kaçmak.

 

Pırttırmak : Çözmek.

Yırtıh pırtıh : Eski, yırtık.

Zırt pırt : İkide birde, uygunsuzca, yerli yersiz, gereksiz yere, zırt fırt, zırt zırt.

Hırtı pırtı : Eski püskü veya işe yaramaz, değersiz eşya.

Pılı pırtı : Eski eşya. Eşya.

Pırtı : Değersiz şey, eşya. Basma ve ketenden yatak, yorgan yüzü, giysilik kumaş. Eskimiş giysi. Ufak tefek ev eşyası.

Pırtlak : Pırtlamış, dışarı fırlamış, patlak. Kabuğundan kolayca dışarı çıkabilen.

Pırtlama : Pırtlamak işi.

Pırtlamak : Bulunduğu yerden kayıp dışarı çıkmak.

Yırtık pırtık : Parça parça olmuş, eskiyip parçalanmış, eski püskü.

Diğer dillerde Pırnal meşesi anlamı nedir?

İngilizce'de Pırnal meşesi ne demek ? : holm oak