Palamut nedir, Palamut ne demek

Palamut; bitki bilimi, hayvan bilimi alanlarında kullanılan bir terimdir. Dil bilgisi yönünden Türkçe'de argo olarak kullanılır. kökeni rumca dilinden gelmektedir.

  • Uskumrugillerden, ortalama 1-2 kilogram gelen, eti esmer, büyüklüğüne göre "Çingene palamudu, torik, sivri, altıparmak, piçuta" adlarını alan, pulsuz bir balık, sivri (Pelamys sarda)
  • Rulo biçiminde hazırlanmış kopya.
  • Yurdumuzda yetişen meşe türlerinin uzunca, fındığa benzeyen, sert ve pürüzlü, bir yüksük içinde bulunan, tanen bakımından zengin meyvesi, pelit.

"Palamut" ile ilgili cümleler

  • "Lüfer varken palamut yenir mi diye çıkıştım." - A. Rasim

Yerel Türkçe anlamı:

Bir cins meşe ağacı

Pazartesi.

Marangozların kullandığı büyük el bıçkısı.

Biyoloji'deki anlamı:

Meşe (Quercus) meyvelerine verilen ad.

Su ürünleri alanındaki kelime anlamı:

Kemikli balıklardan, uskumrugiller (Scombridae) familyasından, boyu 1 m, ağırlığı 12 kg olabilen, uzunluklarına göre 10 cm’den küçük olanlarına vonoz, 10–25 cm olanlarına çingene palamutu, 25–35 cm olanlarına palamut, 35–45 cm olanlarına kestane palamutu, 45–55 cm olanlarına zindandelen, 55–60 cm olanlarına torik, 60–65 cm arasında olanlarına sivri, 65–75 cm arasında olanlarına altıparmak ve 75 cm’den büyük olanlarına peçuta adı verilen oldukça lezzetli bir tür.

 

İngilizce'de Palamut ne demek? Palamut ingilizcesi nedir?:

valonia oak

Fransızca'da Palamut ne demek?:

pélamyde

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Batman şehrinde, Hasankeyf belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Tekirdağ ili, Şarköy belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

Palamut anlamı, tanımı:

Çingene palamudu : Palamut balığının eti lezzetli olan küçüğü.

Denizpalamudu : Kıyı kayalarının üzerinde yapışık olarak yaşayan, beyaz kalkerli plakalarla çevrili, koni biçiminde, küçük, kabuklu bir böcek (Balanus).

Malta palamudu : Uskumrugillerden, ılık ve sıcak denizlerde yaşayan, üzerinde enlemesine mavi çizgiler bulunan, gri renkli bir balık (Naucrates ductor).

Palamut meşesi : Yurdumuzun batı bölgesinde yetişen 5-10 metre yüksekliğinde, kışın yapraklarını döken bir tür meşe (Quercus vallonea).

Meşe palamudu : Meşe türü bir cins palamut.

Yer palamudu : Kurtluca.

Pala : Kürek vb. araçların, enli ve yassı bölümü. Eski, kullanılmış eşya veya giysi. Kavisli, kısa, uç bölümü geniş, kabzasına doğru daralan bir kılıç kılıç. Bir yere çaprazlama konulan yassı kiriş veya kereste. Bez parçalarından dokunan basit kilim, yaygı.

 

Palamutlama : Palamutlamak işi.

Palamutlamak : Deriyi, sepilemek için palamut doldurulmuş çukura yatırmak.

Palamutlular : Kayıngiller.

Uskumrugiller : Açık denizlerde yaşayan, mekik biçiminde uzun gövdeli, örnek hayvanı uskumru olan bir balık familyası.

Orta : Öğretimde, öğrencinin değerlendirilmesinde geçer not ile iyi arasındaki derece. Çankırı iline bağlı ilçelerden biri. Her iki yanında kendi türünden aynı nitelikte nesneler, durumlar bulunan. Bir olayın, içinde gerçekleştiği yer. Başlangıcı ile bitimi arasında eşit uzaklıkta olan süre. Ne büyük ne küçük, midi. Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer. Bir şeyin eşit olarak ayrılabileceği bölüm. Yeniçeri Ocağında tabur. Futbolda oyunculardan birinin, topu, kale ağzında duran arkadaşlarına havadan yollamak için yaptığı vuruş. Defterde, bir araya getirilmiş belli sayıda yaprakların oluşturduğu bölümlerden her biri. Ne uzun ne kısa, midi. Sorunların çözümünde aşırılıklardan kaçınan, ölçülü bir yöntem izleyen. Orantı. İki karşıt nitelik veya durum arasında bulunan, tutarlı, ılımlı, vasat. İyi ile kötü arasındaki durum.

Kilogram : Bin gramlık bir ağırlık ölçü birimi, kilo (kg).

Esmer : Bu renkte olan. Kurşuni renk. Siyaha çalan buğday rengi. Teni ve saçları karaya çalan, koyu buğday rengi olan (kimse), yağız.

Büyük : Üstün niteliği olan. Çok, ortalamayı aşan (soyut kavram). Makam, rütbe, derece bakımından daha üst olan kimse. Önemli. Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), makro, küçük karşıtı. Niceliği çok olan. Büyük abdest. Yetişkin, belli bir yaşa gelmiş.

Torik : İri palamut balığı (Palemye sarda).

Sivri : Ucuna doğru gittikçe incelen. Palamut. Genel tutumun veya geleneklerin dışında kalan, göze batıcı özelliği olan, aşırı. Ucu keskin ve batıcı olan.

Rulo : Silindir biçiminde, içine değişik malzeme konularak hazırlanmış (köfte, pasta, dondurma). Boya işlerinde kullanılan emici özelliğe sahip sünger veya sentetik silindir. Dürülerek boru biçimi verilmiş deri veya kâğıt tomar.

Kopya : Taklit edilmiş olan. Bir sınavda soruları cevaplamak için başka birinden veya yerden gizlice yararlanma. Bir sanat eserinin veya yazılı bir metnin taklidi, asıl karşıtı. Suret çıkarma işi. Yazılı sınavda gizlice bakmak için hazırlanmış kâğıt. Aynı canlıdan eşeysiz olarak üreyen canlı, klon.

Palamutçuk : Aydın ili, Karacasu belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. İzmir kenti, Beydağ ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.

Palamutgünü : Pazartesi.

Palamutköy : Antalya ilinde, Kalkan bucağına bağlı bir yerleşim yeri. İzmir şehri, Tire ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

Palamutlar : (botanik)

Palamutlu : Siirt şehri, Doğanca bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

Palamutmeşesi : (botanik)

Palamutoba : Çanakkale ili, Bayramiç ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Diğer dillerde Palamut anlamı nedir?

İngilizce'de Palamut ne demek? : n. acorn, mast, valonia, pelamyd, bonito, horse mackerel, pompano

Fransızca'da Palamut : cupule [la]; pélamide [la]

Almanca'da Palamut : Eichel

Rusça'da Palamut : n. желудь (M)

adj. желудевый